Değerli okurlarım; 
Bu yazımızda gerek toplumsal, gerek ferdi olsun kötü sözün nasıl etki yarattığını sizlerle paylaşacağım inşl. 
Kötü söz, sadece muhatabına söylenmiş ağır bir ses dalgası değildir; hem bu dünyada hem de ahirette sahibinin peşini bırakmayan bizi etkileyen bir durumdur. 
Kalp kırmak Kabe’yi yıkmakla eş tutulur; çünkü kalp, Allah’ın tecelli ettiği bir nazargâhtır.
Kötü sözün ağırlığını ve sonuçlarını şu başlıklarla ele alabiliriz:
Kötü Sözün Dünyadaki Karşılığı; Dünyada kötü söz, sahibini yalnızlaştırır ve ruhunu karartır.
•    Bereketin Kesilmesi: Kırıcı konuşan insanın kelamından ve ömründen bereket kalkar.
•    Kendi Kuyusunu Kazmak: Başkasına fırlatılan her dikenli söz, aslında önce söyleyenin avucunu kanatır. Başkasına fırlatılan kırıcı söz döner senin kalbini de kırar.
•    İtibar Kaybı: “Dilim seni dilim dilim dileyim, başıma geleni senden bileyim” atasözünde olduğu gibi, kötü söz sahibini rezil eder.
Kötü Sözün Ahiretteki Karşılığı; Ahiret aleminde sözler ete kemiğe bürünür.
•    Müflis Durumuna Düşmek: Bir hadiste buyurulduğu üzere; çok ibadeti olsa da diliyle insanları kıran kişi, sevaplarını o kişilere Kaptırır ve “iflas etmiş” olarak hesap verir.
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ:
"أَتَدْرُونَ مَا الْمُفْلِسُ؟" قَالُوا: الْمُفْلِسُ فِينَا مَنْ لَا دِرْهَمَ لَهُ وَلَا مَتَاعَ.
فَقَالَ: "إِنَّ الْمُفْلِسَ مِنْ أُمَّتِي مَنْ يَأْتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِصَلَاةٍ وَصِيَامٍ وَزَكَاةٍ، وَيَأْتِي قَدْ شَتَمَ هَذَا، وَقَذَفَ هَذَا، وَأَكَلَ مَالَ هَذَا، وَسَفَكَ دَمَ هَذَا، وَضَرَبَ هَذَا، فَيُعْطَى هَذَا مِنْ حَسَنَاتِهِ وَهَذَا مِنْ حَسَنَاتِهِ، فَإِنْ فَنِيَتْ حَسَنَاتُهُ قَبْلَ أَنْ يُقْضَى مَا عَلَيْهِ، أُخِذَ مِنْ خَطَايَاهُمْ فَطُرِحَتْ عَلَيْهِ، ثُمَّ طُرِحَ فِي النَّارِ." (صحيح مسلم)
•    Peygamber Efendimiz bir gün sahabilerine, “Müflis kimdir bilir misiniz?” diye sormuş. Sahabe, “Bizim aramızda müflis, parası ve malı olmayan kimsedir” deyince, Peygamberimiz gerçek iflası şöyle açıklamıştır:
“Şüphesiz ki ümmetimin müflisi; kıyamet günü namaz, oruç ve zekat sevabıyla gelip, fakat şuna sövmüş, buna iftira atmış, şunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve şunu dövmüş olarak gelen kimsedir. Bunun üzerine onun hasenatından (sevaplarından) şuna buna verilir. Üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları tükenirse, hak sahiplerinin günahları alınır da onun üzerine yüklenir ve sonra cehenneme atılır.” (Müslim, Birr, 59)
•    Kendi Sesine Mahkumiyet: Dünyada söylenen her çirkin kelam, mahşerde sahibinin önüne bir engel veya karanlık bir perde olarak çıkar.
“Uzak Durulması Gereken” Kötü Söz Çeşitleri
Kötü söz sadece küfür değildir; bazen çok daha ince ve zehirlidir:
•    Gıybet (Dedikodu): Ölü kardeşinin etini yemekle eş tutulur; toplumu içten içe çürütür.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثِيرًا مِنَ الظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ إِثْمٌ ۖ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضًا ۚ أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَنْ يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ ۚ وَاتَّقُوا اللَّهَ ۚ إِنَّ اللَّهَ تَوَّابٌ رَحِيمٌ
“Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin (gıybetini yapmasın). Sizden biri, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.” (Hucurât, 49/12)
•    Nemime (Laf Taşıma): İki insanın arasını bozmak için söz taşımak, huzuru ateşe vermektir.
عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
"لَمَّا عُرِجَ بِي مَرَرْتُ بِقَوْمٍ لَهُمْ أَظْفَارٌ مِنْ نُحَاسٍ يَخْمِشُونَ وُجُوهَهُمْ وَصُدُورَهُمْ، فَقُلْتُ: مَنْ هَؤُلَاءِ يَا جِبْرِيلُ؟ قَالَ: هَؤُلَاءِ الَّذِينَ يَأْكُلُونَ لُحُومَ النَّاسِ وَيَقَعُونَ فِي أَعْرَاضِهِمْ." (رواه أبو داود)
Enes b. Mâlik’ten (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Miraç’a çıkarıldığımda, bakırdan tırnaklarıyla yüzlerini ve göğüslerini tırmalayan bir topluluğun yanından geçtim. ‘Ey Cebrail! Bunlar kimlerdir?’ diye sordum. Cebrail: ‘Bunlar, insanların etlerini yiyenler (gıybet edenler) ve onların şereflerine, namuslarına dil uzatanlardır’ dedi.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 35)
•    Ta’zir ve Tahkir (Aşağılama): Birinin kusuruyla eğlenmek veya onu küçük düşürmek, doğrudan Yaradan’ın sanatına hakarettir.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِنْ قَوْمٍ عَسَىٰ أَنْ يَكُونُوا خَيْرًا مِنْهُمْ وَلَا نِسَاءٌ مِنْ نِسَاءٍ عَسَىٰ أَنْ يَكُنَّ خَيْرًا مِنْهُنَّ ۖ وَلَا تَلْمِزُوا أَنْفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا بِالْأَلْقَابِ...
•    “Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınlarla alay etmesinler. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi (birbirinizi) ayıplamayın ve birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın...” (Hucurât, 49/11)
عَنْ وَاثِلَةَ بْنِ الْأَسْقَعِ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
"لَا تُظْهِرِ الشَّمَاتَةَ لِأَخِيكَ فَيَرْحَمَهُ اللَّهُ وَيَبْتَلِيكَ." (رواه الترمذي)
•    “Kardeşinin uğradığı felakete sevinme (onunla eğlenme)! Sonra Allah ona merhamet eder de seni aynı belaya müptela kılar.” (Tirmizî, Kıyamet, 54)
•    Yalan Şahitlik ve İftira: Telafisi en zor olan, ahirette çıkış yolu bırakmayan ağır yüklerdir.
•    Furkân Suresi 72. Ayet
وَالَّذِينَ لَا يَشْهَدُونَ الزُّورَ وَإِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَامًا
 “O müminler ki, yalan şahitlik etmezler; faydasız ve boş bir şeyle karşılaştıkları zaman vakarla (kendilerini bozmadan) geçip giderler.”
Kalp Kırmanın Ağırlığı Üzerine Kelamlar
•    “Kırdığın pot değil, gönüldür; tamiri yoktur. Yapıştırsan da izi kalır, ahirette hesabı sorulur.”
•    “Dilin kemiği yok ama bir vuruşuyla insanın ömür boyu belini doğrultamayacağı yaralar açar.”
•    “Hakk’ı aramaya giden yol Gönülden geçer; gönül yıkanın ise varacağı yer sadece kendi karanlığıdır.”
•    “Kötü söz, zehirli bir ok gibidir; yaydan çıktıktan sonra geri dönmez ama hedefi vurduğunda zehri önce sahibinin ruhuna yayılır.”
Sözün özü; dilimizi bir gül bahçesi yapmazsak, ektiğimiz dikenler en çok kendi yolumuzu kapatır. Allah bizi kelamıyla şifa verenlerden eylesin, yaralayanlardan değil.
Elbette, Kur’an-ı Kerim’de kötü Sözün bireysel ve toplumsal yıkımına, ayrıca ahiretteki ağır sorumluluğuna dair çok net uyarılar mevcuttur. İslam inancına göre dil, bir imtihan vesilesidir ve yanlış kullanımı insanı manevi bir uçuruma sürükleyebilir.
İşte kötü sözle ilgili bazı ayet-i kerimeler:
1.    Kötü Sözün “Kötü Bir Ağaca” Benzetilmesi
İbrahim Suresi’nde güzel sözün meyve veren bir ağaca benzetilmesinin hemen ardından, kötü sözün ne kadar köksüz ve dayanıksız olduğu anlatılır: 
وَمَثَلُ كَلِمَةٍ خَبِيثَةٍ كَشَجَرَةٍ خَبِيثَةٍ اجْتُثَّتْ مِنْ فَوْقِ الْأَرْضِ مَا لَهَا مِنْ قَرَارٍ
“Kötü bir sözün misali ise, gövdesi Yerden koparılmış, o yüzden ayakta durma imkânı olmayan kötü bir ağaç gibidir.” (İbrahim Suresi, 26. Ayet)
Bu ayet, kötü sözün kalıcı bir değer üretmediğini, sadece sahibine yük olduğunu ve er ya da geç devrilip gideceğini ihtar eder.
2.    Kalp Kırmanın İbadeti Geçersiz Kılması
Yapılan bir iyiliğin arkasından kötü söz söylemek, o iyiliği tamamen silip süpürür:
قَوْلٌ مَعْرُوفٌ وَمَغْفِرَةٌ خَيْرٌ مِنْ صَدَقَةٍ يَتْبَعُهَآ اَذًىۜ وَاللّٰهُ غَنِيٌّ حَلِيمٌ
“Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah zengindir, halîmdir (hemen Cezalandırmaz, mühlet verir).” (Bakara Suresi, 263. Ayet)
3.    Kötü Sözün Açıkça Söylenmesinden Hoşlanılmaması;
Rabbimiz, insanların kusurlarının ve çirkin kelimelerin ulu orta konuşulmasını sevmez:
لَا يُحِبُّ اللّٰهُ الْجَهْرَ بِالسُّوٓءِ مِنَ الْقَوْلِ اِلَّا مَنْ ظُلِمَۜ وَكَانَ اللّٰهُ سَمِيعاً عَلِيماً
“Allah, zulme uğrayanların dışında, kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” (Nisâ Suresi, 148. Ayet)
4.    Alay Etmek ve Kötü Lakap Takmak;
Toplumsal barışı bozan dil kusurları Hucurât Suresi’nde açıkça yasaklanmıştır:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِنْ قَوْمٍ عَسَىٰ أَنْ يَكُونُوا خَيْرًا مِنْهُمْ وَلَا نِسَاءٌ مِنْ نِسَاءٍ عَسَىٰ أَنْ يَكُنَّ خَيْرًا مِنْهُنَّ ۖ وَلَا تَلْمِزُوا أَنْفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا بِالْأَلْقَابِ ۖ بِئْسَ الِاسْمُ الْفُسُوقُ بَعْدَ الْإِيمَانِ ۚ وَمَنْ لَمْ يَتُبْ فَأُولَٰئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
“Ey iman edenler! ...Birbirinizi karalamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fâsıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” (Hucurât Suresi, 11. Ayet)
5.    Her Sözün Kaydedilmesi
Ahiretteki “çıkış yolu” arayışımızda en çok dikkat etmemiz gereken ayetlerden biri budur; zira hiçbir kelime havada kalmaz:
مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ اِلَّا لَدَيْهِ رَقِيبٌ عَتِيدٌ
“İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen ve zapteden (bir melek) hazır bulunmasın.” (Kâf Suresi, 18. Ayet)
Kötü Sözün “Zehirli” Çeşitleri Hakkında Uyarılar: Kur’an, kötü sözün sadece “kabalık” olmadığını, farklı formlarda karşımıza çıktığını söyler.
Özetle
Kur’an-ı Kerim, dili kalbin aynası olarak görür. Kötü söz; “zulüm” olarak nitelendirilir çünkü hem söyleyenin ruhuna hem de işitenin gönlüne zarar verir. Gönül yıkanın, ibadetleri birer “toz yığınına” dönüşme tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Rabbim bizleri, diliyle şifa dağıtan, kelamıyla rahmet saçan ve hesabı kolay olan kullarından eylesin. Dilimizi, gönlümüzü ve yolumuzu şer Sözlerden muhafaza buyursun.