
https://www.youtube.com/watch?v=UMfSsQ_f0QM&t=6s
Ünye'de gençlik döneminde tanıştığı bakırcılık mesleğini bugünde yaşatmaya çalışan Mehmet Kıyak, yarım asırdır bakır döverek geçimini sağlıyor.
Gelişen teknolojiyle beraber unutulmaya yüz tutmuş meslekler arasındaki yerini alan bakırcılıkla gençlik yıllarında tanışan Kıyak, maddiyatı geri planda bırakıp sadece sevdiği ve değer verdiği bir mesleği yapmanın haklı gururunu yaşıyor.
Babasından devraldığı bayrağı taşıya bildiği kadar taşıyacağını ifade eden Kıyak, kendisinden sonra bu bayrağı alacak kimsenin kalmadığına değinerek yaklaşık 50 yıldır bakıra şekil vermek için çekiç sallıyor.
Ünyeli Bakır ve El Sanatları Ustası Mehmet Kıyak; “Ünye’de doğdum, 50 yıldır bakırcılık yapıyorum. Babamın yanında 5-6 yaşından buyana körük çekerek ömrümün 50 yılı burada geçti. Altı yılı sokaklarda yani evimizin bahçesinde, ama 50 yıldır bu sokaktayım. Eskiye nazaran asla bakır yerinde ilgi görmüyor. Meslektaşlardan alın üretime tüketime kadar hiç eskisi gibi değil. Ünye’de daha önce benim çocukluğumdan bugüne kadar, daha doğrusu seksenlere kadar mutfakta endüstriyel ürün olarak kullanılıyordu. Bir sürü alternatif ürünlerin çıkmasıyla bakır mutfaktan çıktı. Zaten bir döneme damgasını vurmuştu. Mutlaka her şeyin bir sonu olduğu gibi onunda sonuna doğru geliyoruz” dedi.
İnsanoğlu Çok Çabuk Tüketiyor…
“Bu sokaktan şeytan geçmiyor diye bir sözüm var benim” diyerek sözlerine devam eden Mehmet usta; “Bir dönem çok iyi sonra kesildi, ondan sonra başka yapılaşmaya, başka kültürel açıdan değerlendirilmeye çalışılıyor. Şimdiki gençler, insanlar “ne oluyor”, “bu ne diye” soruyorlar. Çünkü çok uzun zaman geçmemesine rağmen, uzun bir zaman gibi geliyor insanoğlu çok çabuk tükettiği için her şeyi. Ondan dolayı zorlanıyoruz anlatırken, çünkü bilmecelere, bulmacalara girdi. Geniş tepsi diye Mim Kemal Öke vardı, ona baktım çoktan bakır işi bitmiş bilmece, bulmaca olmuş. Bu aslında ülkenin sorunu, baktığınızda otomobil tamirhanelerinde çırak yok, hangi alana bakarsanız bakın bu yok. Nüfusun artmasına ihtiyaçların çoğalmasına rağmen ki bakırcılık mesleği çok zor bir meslek, çok uzun bir sabır istiyor. Çok uzun bir emek istiyor, bekleyeceksiniz. O çekici tane tane vurmak, öyle bir anda olacak iş değil. Yani 2-3 yılda olacak bir iş değil. Çünkü sanat ve meslek orada gösteriyor kendisini. Ustalık ki oda uzun bir süreçtir” şeklinde konuştu.
Daha Çok Turistik Eşya Olarak Kulanım Var…
Bakır eşyaları işleme ve figürlerle buluşturup el sanatlarına dönüştüğüne değinen Kıyak; “İşlemden daha çok kendimiz üretiyoruz. Ben zaten her yıl bir şeyler çıkartıyorum ortaya, kendi kendime konuşurum, mutlaka bir şey ortaya çıkarıyorum. Karşı taraftan oluyor tabi ki talepler, ama eskisi gibi değil. Bakır bazı otomobil sanayilerinde, buzdolabı üretimi gibi değişik endüstriyel alanlarda kullanılıyor. Bizde de meslek olarak kendimizin tasarladığı yani daha çok turistik eşya olarak kullanım var. Bakır en çok tava ve tencere olarak çok satılıyor. Yoğurt bakracına çok dönüş var. İnsanlar bilinçlendikçe yöneliyorlar, ama her gün gerek duydukları eşyalara yöneliyorlar. Eskisi gibi mutfakta bakıra bir yönelim yok” diye konuştu.
Bir Bakmışsınız Ekranlarda, Fotoğraflarda Kalmışız…
Kıyak; “Birkaç yıl önce bir belgesel çekimi için gelmişlerdi ve sohbet ederken, 3 gazi kalmıştı son gazilerden bir tanesini izlemiştim ve yaşlı bir adam dedi ki “çek, çek” dedi yaşlı bir adam “beni bir daha bulamazsınız” dedi. Onu anlattığımda çok etkilenmiştim, bizde böyle bir 20-30 yıl sonra olmayacağız. Otuz yıl çok uzun bir zaman zaten, çünkü çok sağlıklı bir iş değil. Ben isterim arkadan birileri yapsın. Şuandaki insanların işte meslek bitti, fabrikasyon şu bu diyen insanların duygularına ajitasyon yapmalarına çok karşıyım. Çünkü el sanatının hiçbir zaman sonu yok, üretmenin sonu yok. Baktığınız zaman kendi ihtiyaçlarımızı biz belirleyemiyoruz, mutlaka bizlere başkaları sunuyor. Dünyada hep böyledir zaten bir şeyler üretmek, ortaya bir şeyler koymak düşünerek yaşamak çok önemli. Bakırcılık mesleği ve el sanatlarına dünyada endüstriyel alan yaratıyorlar. Çoğu gelişmiş ülkeler usta topluyorlar, bu konuda devlet bir şeyler yapıyor aslında ama içeriği boş” derken bakırcılık ve el sanatlarına ülkede gerekli önemin verilmediği, yanlış politikanın izlenildiğini ifade ederek “Bir bakmışsınız burada ekranlar, fotoğraflarda kalmışız” diyerek sözlerini noktaladı.