Kıymetli okurlarım, sizlerle bu yazımızda Hz. Ali’ye nispet edilen ve İslam ahlak literatüründe çokça zikredilen “dünyanın helalinde hesap haramında azap vardır” konusunu işlemeye çalışacağız. Bu söz, dünya hayatının geçici nimetlerine karşı takınılması gereken mü’min tavrını özetleyen muazzam bir hikmettir.
فِي حَلَالِهَا حِسَابٌ، وَفِي حَرَامِهَا عَذَابٌ
(Fî helâlihâ hısâb, ve fî harâmihâ azâb.)
“Dünyanın helalinde hesap, haramında ise azap vardır.”
Kur’an-ı Kerim, Hz. Ali’nin bu sözünü destekler nitelikte, helal de olsa dünyadaki her nimetten hesaba çekileceğimizi ve haramların ise azaba götüreceğini açıkça bildirir.
Helalin Hesabı: 
Dünyada meşru ve helal yoldan elde ettiğimiz her nimetin (sağlık, mal, evlat, bir bardak soğuk su bile vs) bir şükür sorumluluğu vardır.
ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ
(Sümme letüs’elünne yevmeizin ‘aninnatîm.)
“Sonra, o gün (dünyada size verilen) her nimetten mutlaka hesaba çekileceksiniz.” (Tekâsür Suresi 8. Ayet)
Haram yollardan dünya malı elde etmenin ve insan hakkı yemenin karşılığı ise çetin bir azaptır.
إِنَّ الَّذِينَ يَأْكُلُونَ أَمْوَالَ الْيَتَامَىٰ ظُلْمًا إِنَّمَا يَأْكُلُونَ فِي بُطُونِهِمْ نَارًا ۖ وَسَيَصْلَوْنَ سَعِيرًا
(İnnellezîne ye’külûne emvâlel-yetâmâ zulmen innemâ ye’külûne fî butûnihim nâran ve seyaslevne sa‘îrâ.)
“Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak karınlarına ateş doldurmuş olurlar. Zaten onlar alevli bir ateşe gireceklerdir.” (Nisâ Suresi 10. Ayet)
Hz. Peygamber (s.a.v.) de kıyamet gününde insanın mal varlığı konusunda tam olarak iki aşamalı (nereden kazandın / nereye harcadın) bir hesaba çekileceğini belirtmiştir. Bu durum, Hz. Alinin bahsettiği “helalinde hesap” kısmını doğrudan açıklar.
Tirmizî’de Geçen Meşhur Hadis:
لَا تَزُولُ قَدَمَا عَبْدٍ يَوْمَ الْقِيَامَةِ حَتَّى يُسْأَلَ عَنْ عُمُرِهِ فِيمَا أَفْنَاهُ، وَعَنْ عِلْمِهِ فِيمَا فَعَلَ، وَعَنْ مَالِهِ مِنْ أَيْنَ اكْتَسَبَهُ وَفِيمَاأَنْفَقَهُ، وَعَنْ جِسْمِهِ فِيمَا أَبْلَاه 
(Lâ tezûlu kademâ ‘abdin yevmel-kıyâmeti hattâ yüs’ele ‘an ‘umurihî fîmâ efnâh, ve ‘an ‘ilmihî fîmâ fe‘al, ve ‘an mâlihî min eynektesebehû ve fîmâ enfakah, ve ‘an cismihî fîmâ eblâh.)
“Kıyamet gününde kul, şu beş şeyden sorguya çekilmedikçe yerinden kımıldayamaz: Ömrünü nerede tükettiğinden, ilmiyle ne amel ettiğinden, malını nereden kazandığından ve nereye harcadığından, vücudunu (sağlığını) nerede yıprattığından.”
Hz. Ali bu sözüyle bize aslında kusursuz bir dünya tasavvuru sunuluyor. İnsanoğlu dünyayı mutlak mutluluk yeri sandığı için hataya düşer. Oysa formül çok nettir:
Helalinde Hesap Var: Bir malı tamamen alın teriyle, helal yoldan kazanmış olsan bile işin bitmiyor. İslam ahlakına göre o helal malın zekatını verdin mi? Kibirlenmek için mi kullandın yoksa hayra mı harcadın? İhtiyacı olanla paylaştın mı? İşte “hesap” budur. Helal mal günah değildir ancak sorgusu (hesabı) vakit alır.
Haramında Azap Var: Kul hakkı, rüşvet, faiz, hırsızlık, kumar, ibadetsizlik, (ibadet yapmadan yaşanılan ömür ve mal kazanma), vs, gibi haram yollarla elde edilen dünya menfaatlerinin ise hesabı doğrudan cezaya (azaba) bağlanmıştır. Çünkü haram, hem bireyin ruhunu hem de toplumun adalet mekanizmasını çürütür.
Özetle; Hz. Ali demek istiyor ki: “Dünyaya körü körüne bağlanıp aldanmayın. Ondan elde edeceğiniz en temiz şeyin bile bir hesabı, en kötü şeyin ise acı bir cezası vardır. Öyleyse dünyalığı bir amaç değil, ahiret için bir araç olarak görün.”
Değerli kardeşlerim, herkes kendi hesabını, helalini - haramını hassas teraziye koyup, tartıp ahiret yurdundaki hesabını kendisi yapmış olur. Kişi Cennete veya Cehenneme gideceğini o hesaplama sonucunda bilecektir. Bir söz vardır ya ‘kişi cehennem ateşini dünyadan kendisi götürür’. Rabbim cennetini kazananlardan eylesin. Korkmayın Allahu Teala'nın rahmeti gazabını geçmiştir. Rabbe sığının, tövbe edip Rabbimizin emir ve yasaklarına tam uyun, sonuçta kazanan siz olacaksınız. Allah'a emanet olunuz.
Orhan GÜLER