Ordu ili, sahip olduğu zengin yer altı kaynaklarıyla Türkiye'nin öne çıkan maden potansiyellerinden biri olmayı sürdürüyor. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA), TEMA Vakfı ve çeşitli akademik çalışmaların verilerine göre Ordu’nun toplam yüzölçümünün yaklaşık yüzde 74’ü maden arama veya işletme ruhsatlarıyla kaplı durumda.
TEMA Vakfı’nın hazırladığı son rapora göre, Ordu genelinde 435 adet IV. grup maden ruhsatı bulunuyor. Ruhsatlılık oranı bazı ilçelerde dikkat çekecek düzeyde yüksek. Fatsa, Çatalpınar, Çamaş, Gülyalı, Gürgentepe, Kabadüz, Karataş ve Ulubey gibi ilçelerde bu oran yüzde 90 ila yüzde 100 arasında değişiyor. Bu ruhsatlı alanlar, ilin ormanlık bölgelerinin yüzde 65’ini, tarım arazilerinin yüzde 76’sını ve koruma altındaki alanların ise yüzde 91’ini kapsıyor.
Ordu’nun Metalik Maden Potansiyeli
Ordu’da çok çeşitli metalik maden yatakları bulunuyor. MTA verilerine göre il genelinde bakır, kurşun, çinko, demir, altın, gümüş ve manganez gibi ekonomik değeri yüksek madenler yer alıyor:
-
Bakır: Fatsa-Zavi, Gölköy-Şıhman, Kumru-Gümüşdere ve Kabadüz-Akgüney bölgelerinde
-
Kurşun–Çinko: Gölköy ve Kabadüz çevresinde
-
Demir: Merkez Yündalan Yaylası’nda 750 bin tona yakın rezerv
-
Altın–Gümüş: Fatsa Altıntepe, Ulubey-Akoluk, Çaybaşı ve Kabadüz bölgelerinde
-
Manganez: Ulubey çevresi
Endüstriyel Hammaddelerde de Yoğunluk Var
Sadece metalik madenler değil, endüstriyel hammaddeler açısından da Ordu zengin kaynaklara sahip. Özellikle bentonit, kaolen, bazalt, linyit ve kükürt rezervleri üretim açısından büyük önem taşıyor:
-
Bentonit: Ünye, Fatsa ve Mesudiye bölgelerinde çıkarılıyor. Türkiye üretiminin yaklaşık %50’si Ordu’dan sağlanıyor.
-
Kaolen: Ulubey-Akoluk ve Sayaca çevresinde bulunuyor.
-
Bazalt: Yol ve inşaat sektöründe kullanılan bazalt taşı il genelinde yaygın.
-
Kömür/Linyit: Aybastı–Gölköy hattında tespit edilmiş durumda.
-
Kükürt: Fatsa-Akkaya mevkiinde yer alıyor.
Ekolojik Riskler Tartışma Konusu
TEMA Vakfı raporuna göre, Ordu’da bu denli yaygın maden ruhsatlarının ekosistemler üzerinde ciddi baskı oluşturduğu belirtiliyor. Ruhsatlı alanlar; orman, tarım ve mera alanlarıyla çakıştığından doğal dengenin bozulması ve çevresel tahribat risklerinin arttığına dikkat çekiliyor. Uzmanlar, ekonomik çıkarlarla doğal varlıkların korunması arasında dengeli bir yaklaşımın zorunlu olduğunu ifade ediyor.
