Yaklaşık bir buçuk yıl önce Fatsa Devlet Hastanesi’nde görev yapan Fizik Tedavi Uzmanı Dr. Gülbahar Ergün hakkında, şehit yakınını kovduğu yönünde   yapılan haberler nedeniyle yerel gazetelere açılan dava sonuçlandı. Mahkeme, söz konusu haberleri yayımlayan gazeteleri haberi yayınladıkları için değil , Fizik Tedavi Uzmanı Dr. Gülbahar Ergün'ün fotoğrafını yayınladıkları için cezaya çarptırdı.

''Basın Camiasından Sert Teki''

Basın camiasında büyük tepkiyle karşılanan karar, hukuk çevrelerince de “emsalsiz ve tartışmalı” olarak değerlendirildi. Kamuoyunu yakından ilgilendiren bir konunun haberlerinin değilde, kullanılan fotoğrafın  şikâyete tabi bir suç gibi ele alınması, basın özgürlüğüne açık bir müdahale olarak yorumlandı.

“Basının Eli Kolu Bağlanmak İsteniyor”

Cemiyet Başkanı ve Çakır medya sahibi Cihan Çakır , bu kararın yalnızca ilgili gazeteleri değil, tüm basın camiasını hedef aldığını vurguladı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Kamuoyunu ilgilendiren toplumu derinden yaralayan  şehit yakınını kovma olayının haberleştirilmesini suç gösteremeyen ve intikam ateşine düşen Fizik Tedavi Uzmanı Dr. Gülbahar Ergün'ün yaptığı hareket gözlerin bir anda adalet sistemine dönmesine sebep oldu.

“Hatasını kabul edemeyenler, meseleyi değil, yönünü değiştirir.”

Şehit eşini vahim kovma olayı ile manşetlere çıkan Dr. Gülbahar Ergün sergilediği kabahat nedeniyle  gazilerden ve Türk halkından özür dilemek yerine , olayı haber yapan iki cesur gazeteyi hedef alması olayın yönünü saptırma cabasına girdiğin en büyük göstergesi olmustur.

''Şikayeti Kabul Eden Savcı ve Hakimlerin Vicdanları Rahat mıdır?

Muhtehcen olmayan , hastane , sosyal medya ve bakanlıkta bulunabilen bir vesikalık fotoğrafın yayınlanmasını suç unsuru olarak kabul eden savcı sayesınde bir bucuk yıldır adliye, hukuk,yargı mesgul edildiği gibi, budan sonrada ulusal alanlarda bu konu taşınarak hak mücadelesi yapılacatır.

İşin en üzücü yanı ise , vesikalık fotoğrafı yayınlanan  bu hanım efendinin belki yasalardaki , belkide hukukculardaki torpilini kullanarak emsali görülmemiş bir dava ile işlerini en iyi şekilde yapmak amacında olan basın emekcilerine darbe vurmaya çalışması bir çok alışı gelmiş düzenin yerinden oynamasını sağlayacaktır. Bundan da en çok zararı  bağımsız Türk adaleti ve Basını görecektir. 

ANAYASA KARARINI BİLE KABUL ETMEYEN ZİHNİYETE SORUYORUZ

Böyle bir konunun dava açılamayacına ve suç olmadığına kadar sunulan örnek ANAYASA kararına rağmen  medyayı suçlu durumuna sokarak ceza almasına sebep olan  savcılarımızın ve basını suçlu ilan eden  hakimlerimizin,

bu karar , basının elini kolunu bağlama  girişimi midir?

Veya bir yerlerden alınan emirin sonucu mudur?

yada yerel basının sağlam , cesur ,obzektif kalemleri olan iki Cemiyet Başkanı Çakır medya sahibi Cihan Çakır ve Kent gazetesi sahibi Ali Öztürk'e yapılan hesaplasma veya kumpas mıdır?

Vicdanlarınız adalete göre mi, yoksa biyata göre mi rahattır?

''Devletimizin yanındayız Yapılara boğun eğmeyiz''
Bu hamlenin kimler tarafından, neden ve neyin önünü kesmek amacıyla yapıldığını arastırıyor ve gereki yerlere müracatlarımızı en üst düzeyde sunmaya başladığınızın bilinmesini istiyoruz.

Kim bilir buradan çıkacak bir kıvılcım sadece basının değil, Türk adaletinde mihenk noktası olur”dedi

Sendikalardan Mücadele Kararlılığı Mesajı

Basın meslek örgütleri, kararın geri alınması ve adaletin sağlanması için mücadeleden geri adım atmayacaklarını net bir dille ifade etti:

“Bizleri zor durumda bırakmaya çalışan bu anlayışın karşısında duracağız. Gerekirse ulusal basını ve ulusal medyayı da yanımıza alarak en kapsamlı açıklamaları yapacağız. Mesleki irademizi sonuna kadar kullanarak adalet sağlanana dek mücadelemizi sürdüreceğiz.”

Gözler Ulusal Medyada

Kararın yankıları sürerken, olayın ulusal basına taşınması bekleniyor. Basın özgürlüğü, kamu yararı ve haber yapma hakkı ekseninde yaşanan bu gelişme, önümüzdeki günlerde Türkiye genelinde daha geniş bir tartışmanın fitilini ateşleyecek gibi görünüyor.

İŞTE CEZA ALAN KAPAK