A52 TV ekranlarında her hafta Salı günleri izleyicilerle buluşan “Avukatıma Sor” programında bu hafta da vatandaşların kafalarında sorulara yanıt verildi. A52 TV Genel Yayın Yönetmeni Yunus Zor’un sorularıyla ve Avukat Gamzenur Altun’nun hukuki anlatımıyla izleyicilerle buluşan “Avukatıma Sor” programının bu haftaki konusu hukukta doğru bilinen yanlışlar oldu. Konularla ile ilgili konuşan Avukat Gamzenur Altun sözlerine şöyle devam etti; “Hukuk Sisteminde Mahkemeye Gitmeyeceğim Diye Bir şey yok” Genelde tanıklı duruşmalarda tanıklar ilk celsede gelmiyorlar. Gelmeyen tanıklar için sonrasında zorla getirme kararı çıkartılıyor. Biz bir olaya tanık olduysak mesela meydanda halkın ortasında kavga oldu ve üç tane tanık var, o üç tanığın üçü de dinlenmek zorunda. Hukuk sistemimizde ben tanıklık yapmayacağım, duruşmaya katılmayacağım, mahkemeye gitmeyeceğim gibi bir şey kesinlikle yok. Mahkemeye gitmesenize mutlaka mahkeme sizi zorla getirme yapıyor ve sizi dinliyor. Görgü bilginiz yoksa eğer yine de tanık olarak çağırılıyorsanız mecburen gideceksiniz. Mahkemeye gidip benim bu olayla bir ilgim yok demek için gidebilirsiniz. Benim tanıklıktan çekilme durumum olabilir mi? mesela benim eşim hakkında bir tanıklık yapmamı istiyorlar, bu durumda hâkim yeminli tanığı alırken diyor ki senin tanıklıktan çekilme hakkın var çekilmek istiyor musun? Ben genelde çekilen birini görmedim çünkü genelde akrabaları, eşleri bu konulara tanıklık yaparak olayları aydınlatmak istiyorlar. Tanıklıktan çekilme hakkınız var ama nasıl var? Ben mahkemeye gitmiyorum nasılsa tanıklık yapmayacağım diye bir şey asla yok. Keyfi bir durum söz konusu değil. Mahkeme önüne gelen olayı en kısa yoldan ve en hakkaniyetli olduğu yoldan çözmek zorunda ve bu olaya tanık olmuş kişilerden başka kim aydınlatabilir ki bir olayı. Tanıklık yapacak bir şeyim yok diyerekten zaten olayı bitirebiliyorsunuz. “Yalancı Şahitliğin Cezası 4 Aydan 1 Yıla” Yalan şahitlik yapılırsa hakkında TCK kapsamında bir suç duyurusunda bulunacak ve 4 aydan 1 yıla kadar bir hapis cezası söz konusu. İnsanlar şöyle düşünüyor, şahitliğe yaz beni hani ne olabilir ki ağız birliği yaparız ama vatandaşlar şunu unutuyor, hâkimin, savcının önüne öyle dosyalar geliyor ve tanıklar geliyor ki kimin nasıl yalan konuştuklarını biliyorlar. Eğer bu durum ispatlanırsa yani yalan şahitlik yaptığınız ortaya çıkarsa TCK kapsamında direkt suç. 4 aydan 1 yıla boşu boşuna başkası için gidip hapis yatacaksınız. Bir tanık salondayken diğer tanık dışarıda bekletiliyor ve tanık dinlendikten sonra diğer tanık geliyor, çelişkili sorular soruluyor. “Kaybolan Eşyalardan Müessese Mesuldür” Kaybolan eşyalardan müessesenin mesuldür, bunun hukukta hiçbir geçerliliği yoktur. Bununla ilgili bir avukatın başına bir olay gelmişti telefonu ve cüzdanı kaybolmuştu, müesseseden bunu talep ediyor, bunu araştırın bunun tazminini istiyorum. Müessese de biz bunun sorumlusu değiliz diyor. Öncelikle müesseseden bunu talep edeceksin böyle böyle bir olay oldu bunun tazmini sizde ve yüzde doksan ihtimalle bunu ret edecekler. Gideceksiniz daha sonra şikayetçi olacaksınız, tüketiciye başvuracaksınız ve malınızın tazmini gerçekleşecek. Yargı tayların kararı yüzde doksan dokuz vatandaşların lehinde, çalınan eşyanın tazmini mağaza tarafından gerçekleştirilmekte ancak bu çalınan maldan sizin bir sorumluluğunuz yoksa ve bu yönde bir tazmine gitme yolunuz varsa tabiki bunu Yargıtay onamayacaktır ancak müessesenin beni koruma yükümlülüğü var o yüzden o yazının hiçbir geçerliliği yok. “Haksız Yapılan İcra Takibine İtirazda Bulunuluyor” Size bir icra takibi geldiğinde eğer haksız yapılan bir icra takibiyse, buna itirazda bulunuyorsunuz. Eğer itiraz yapmazsanız o borcu kabul etmiş oluyorsunuz ve bir noktadan sonra evinize haciz gelebiliyor. Dosya borç kapatıldıktan sonra kapanıyor. İtirazın iptali yolunda avukat müvekkiliyle birlikte bunu iddia ederse, bunu ispatlarsa daha sonrasında vekâlet ücreti çıkıyor, sizin ödenmesi gereken şeyin üstüne ekstre faizi çıkıyor çünkü bir dava görülüyor. Birde icra inkâr tazminatı ödemiş oluyorsunuz. “Nafaka Ödemesi Sadece Erkek Tarafından Kadına Olmuyor” Her dava çeşidinde, karşı dava denilen bir dava var. Kadın kocaya bir boşanma davası açtı ve bu boşanma davasında koca davalı olarak gözüküyor. Davalı karşı davacı olarak siz mahkeme sistemine, dava dosyasına giriyorsunuz. Bu sefer diğer eş davacı karşıtı davalı oluyor. Size tebligat ulaşır ve dava dosyasına bir dilekçe sunarsanız sizde avantajlı olursunuz. Süreyi kaçırır, sunmazsınız o zaman davalı olarak kalırsınız. Vatandaşın çok mağdur olduğu bir konu, nafaka ödemesi sadece erkek tarafından kadına olmuyor. Bununla alakalı süreli nafaka sisteminin bende uygun olacağını düşünüyorum ancak bence bu nafaka sistemi iştirak nafakası için geçerli değil. Uygulanması gereken bir sistem. Eski eş bir sevgiliyle yaşıyordur, sevgilinin hiçbir geçim kaynağı yoktur ve diğer eski eşten aldığı nafakayla sevgilisini de geçindiriyordur ve bu durumda nafaka veren eş dava yoluna gidebilir. “İbranamelerin Çok Bir Geçerliliği Yok” İstifa eden kişi tazminat alır. İş yerinden ayrılabilirsiniz ancak haklı sebepler dahilinde ayrıldığınızda işvereniniz sizin alacaklarınızı ödemek zorunda. Bununla alakalı bir ibraname imzalatılsa bile, ibranamede ben alacaklarımı aldım dava açma hakkım yoktur şeklinde bir ibraname olsa bile bunun aksinin çoğunlukla ispat edildiğini görüyoruz. Detaylandırılmadıkça ibranamelerin çokta bir geçerliliği yok. Eğer karşı taraf bir avukatla çalışıyorsa ve dava yoluna gittikten sonra karşı tarafa birde vekalet ödemek zorunda kalacak. “Avukatlıkta Dava Dosyasını Çalışmak İstemiyorsam Almak Zorunda Değilim” Dava sonrası çıkan vekalet ücreti Yargıtay’ca avukata verilecektir şeklinde onanmış. Vatandaşa vekalet ücreti hakkında hiçbir şey bahsetmemeleri gerekiyor çünkü o ücret siz bir dava yoluna gitseniz de avukata verilecektir. Biliyorsunuz ki Türk yargı sistemindeki davalar maalesef uzun sürüyor. Avukatlıkta bana gelen dosyayı eğer ben çalışmak istemiyorsam almak zorunda değilim. O yüzden siz bir ücrette anlaşamıyorsanız ne avukatı zorlayacaksınız nede avukat sizi zorlayacak.