Özel Ünye Çakırtepe Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ali Coşkun, uyuşturucu bağımlılığının yalnızca bireysel değil; toplumsal, ekonomik ve güvenlik boyutlarıyla en büyük küresel tehditlerden biri olduğunu belirterek, ailelere ve topluma önemli uyarılarda bulundu.
Dünya çapında ciddi tehdit!
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) raporlarına dikkat çeken Dr. Coşkun, uyuşturucu bağımlılığının çağımızın en büyük küresel sağlık sorunlarından biri olduğunu söyleyerek, şu açıklamayı yaptı:
“UNODC 2024 Dünya Uyuşturucu Raporu’na göre: Dünyada yaklaşık 300 milyon insan en az bir kez yasa dışı madde kullanıyor. 40 milyon kişi tedaviye ihtiyaç duyuyor. En yaygın kullanılan madde esrar olurken, onu amfetamin türevleri, opioidler ve kokain takip ediyor. Son 10 yılda sentetik uyuşturucu kullanımında ciddi artış yaşandı.”
Türkiye riskli ülkeler arasında
Türkiye’nin, coğrafi konumu nedeniyle uyuşturucu ticaretinde kritik bir transit ülke olduğunu vurgulayan Coşkun, şu verileri paylaştı:
“En sık kullanılan maddeler: Esrar, eroin, bonzai, metamfetamin. Gençlerde kullanım oranı giderek yükseliyor. AMATEM başvurularında özellikle sentetik uyuşturuculara bağlı acil vakalar arttı. 2022’de yaklaşık 1.000 kişi uyuşturucu nedeniyle yaşamını yitirdi. Türkiye, uluslararası raporlarda metamfetamin kullanımındaki artış açısından riskli ülkeler arasında gösterilmektedir.”
Bağımlılığı tetikleyen riskler
Uyuşturucu kullanımında çoklu faktörlerin etkili olduğuna dikkat çeken Başhekim Coşkun, risk faktörlerini şöyle sıraladı:
“Bireysel: Genetik yatkınlık, psikiyatrik rahatsızlıklar, düşük benlik saygısı. Ailesel: Parçalanmış aile yapısı, ilgisizlik, istismar. Toplumsal: İşsizlik, göç, kötü arkadaş çevresi. Küresel: Kolay ulaşılabilirlik, internet üzerinden ticaret, organize suçlar.”
Ailenin en güçlü kale olduğunu vurguladı
Erken yaşta bağımlılığa sürüklenen gençlerde aile desteği eksikliğinin en önemli ortak payda olduğunu belirten Coşkun, aile bağlarının güçlendirilmesinin koruyucu kalkan görevi gördüğünü söyledi.
“Uyuşturucu ile mücadelenin en güçlü kalesi ailedir” diyen Dr. Coşkun, ailelere şu uyarılarda bulundu:
“Çocuklarının arkadaş çevresini tanıyın. Güçlü iletişim kurun, streslerini paylaşabilecek ortam oluşturun. Şüpheli durumlarda suçlamadan, profesyonel destek alın. Ailelerin gözden kaçırmaması gereken işaretler: Davranışsal: Ani öfke, içe kapanma, okul başarısında düşüş. Fiziksel: Gözlerde kızarıklık, kilo kaybı, burun kanamaları, iğne izleri. Psikolojik: Ani neşe, depresyon, paranoya, yoğun kaygı. Eşyalarında şüpheli bulgular: Şırınga, poşetler, folyo, sık sık para isteme. Sosyal: Eski arkadaşlardan kopma, aileyle iletişimden kaçınma.”
“Toplumsal dayanışma şart”
Uyuşturucu ile mücadelenin yalnızca devletin değil, toplumun da sorumluluğu olduğunu vurgulayan Coşkun; gençlere alternatif sosyal, kültürel ve sportif faaliyetler sunulması, bağımlıların dışlanmayıp tedaviye yönlendirilmesi, sivil toplum kuruluşlarının güvenlik güçleriyle iş birliği yapması gerektiğini söyledi.
“Sessizlik en büyük ihanettir”
Dr. Ali Coşkun açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Uyuşturucu, vatanımıza kasteden bir canavardır. Bu canavara karşı yalnızca devlet değil, her birey el birliğiyle mücadele etmelidir. Bağımlılık; aileyi yıkar, gençliği çürütür, milletin geleceğini karartır. Unutulmamalıdır ki; uyuşturucuya karşı sessizlik, geleceğimize karşı işlenen en büyük ihanettir.”
