A 52 TV ekranlarında hafta içi her gün saat 10:00'da yayınlanan İrfan Çavuşoğlu ile Manşet programının bu haftaki konukları inşaat mühendisleri Berkay Torunoğlu ve Ahmet Kartal Ellibeş oldu.

6 Şubat tarihinde yaşadığımız deprem felaketinin nedenlerinin tartışıldığı programlarda  İnşaat Mühendisleri Berkay Torunoğlu ve Ahmet Kartal Ellibeş inşaat alanlarının Türkiye'de ki yetersizliğinden bahsetti. Kentsel dönüşümün ülkemizde yanlış yorumlandığına değinen Berkay Torunoğlu ve Ahmet Kartal Ellibeş  programın devamında şu açıklamalara yer verdi; “Piyasa Kötü Bir Durumda” “Beton döküldüğü gün bir numune alınır. Numune 7 gün suda bekletilir. 7 gün sonunda kırım yapılır. C 25 türü beton kırıldığı zaman kendi gücünün 6 megapaskal üstünde değer istenir. Bu kırım yapıldığında 17 veya 18 rakamında geldiğini görüyoruz. Dökülen betonun hilti ile kırılıp tekrar beton dökülmesi gerekirken, bu yapılmıyor ve üzeri kapatılıyor. Kapatılmadığında sen bu kolonu kır hadi bakalım bu müteahhit mühendise iş verecek mi görelim. Piyasa bu halde. Aynısı jeoloji mühendisleri için de geçerli bir durum. Kesinlikle jeoloji raporlarının bu kulvarda çalışan jeoloji mühendisleri tarafından devlet ile yapılması gerekiyor. Devletin bu konuya hassasiyet göstermesi gerek. Jeoloji raporları çok fazla manipüle edilebilme olanağına sahip. Halk dilinde sabun yapılabilen bir konu. Her türlü zemine her türlü inşaat yapılabilir. Kumdur 50 katlı bina yaparsınız. Kildir 100 katlı bina yaparsınız ama nasıl ? Ben Sakarya Üniversitesi mezunuyum. Çoğu hocamız depremi yaşamış insanlardı. Bize bu konuda bilgilerini aktarmışlardı. Biz mühendisliği bu yapılara çözüm bulabilmek için okuduk.”   “Paraya Tapmayan Müteahhitler Lazım” “Doğru bir strateji ile yapılmayacak inşaat yoktur. A mahallesinde ki zemin farklı B mahallesinde ki zemin farklı. A mahallesinde ki zemine göre jeoloji mühendisi geldi, raporunu yazmaya başladı. Jeoloji mühendislerinin bu raporları bir bilimsel çalışma gibi ele alması gerekiyor. Bu durumunda ben devlet eli ile yapılmasını gerektiğini düşünüyorum. İşini hakkı ile yapmaya çalışan vatandaş ekmek yiyemiyor. Ben bilimsel bir şekilde hareket edersem karşıdaki adam bunu kabul etmeyecek. İnsanların her birinin bir yeteneği vardır. Kasaptır, manavdır bunlar inşaat yapabilir. Bunun iyisi ve kötüsü var. İnsan tüccar olabilir. Gerçekten işinin hakkını vicdanı sızlamayacak şekilde yapıyorsa bu durum beni rahatsız etmez. Paraya tapmayan müteahhitler lazım. Manav inşaat yapacaksa da bünyesinde bir inşaat mühendisi barındırması gerekiyor. Onların yapı bilgisi ile bizim gibi tecrübeli insanların bakış açıları farklı. Ben müteahhitlik belgesi alırken, tıpkı manavın geçtiği yollardan geçmemi istiyorlar.  Artık müteahhitlerin elenip derecelendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Fransa da ki müteahhit sayısı kadar samsunda müteahhit var. Bizim daha çok konuta ihtiyaç duymamız kontrolsüz büyümemize neden oluyor.”   “Belediye Meclislerinde Teknik Bir Eleman Yok” “Belediye Meclisinde olacak insanların sorunların her birini çözecek kişilerden oluşması gerekiyor. Tabi teknik konusunda tecrübeli arkadaşlarımız var ama bu arkadaşlarımız yapım konusunda sahada oluyor. Karar mekanizmasında da tecrübeli insanların mecliste yer almasını istiyorum. Bakın bizim meclisimizde kaç tane bu işin tecrübeli diyebileceğimiz insanı var?  Jeoloji mühendisi Murat Çıraklı dışında tecrübeli bu işin mühendisi olan kimsenin orada olmadığını görüyoruz. Karar mekanizmasının önemini anlamamız gerek. Teknik elemanların mecliste oturmalı. Belediye Meclislerinde teknik eleman olduğu zaman şunu görüyoruz bu yetkilerini imar konusunda özellikle çok önemli kesinlikle genel konuşuyorum bu yetkilerini kötü kullanıyor. Olmaması gereken şeyleri yapıyorlar. Teknik açıdan çıkar sağlamak istiyorlar. Teknik eleman olsun ama bir sınırları olması gerekiyor. Sistem çürümüş olduğu için, bu hatalara ve çıkar konularına maruz kalıyoruz. Bizim çizgimiz belli bu tip projeler çok kötü. Bu olayın vicdani sorumluğu çok fazla.” “Kentsel Dönüşümü Yanlış Anlıyoruz” “1999 yılında yaşadığımız Marmara depreminden sonra, 2006 yılında yeni bir deprem yönetmeliği uygulamaya girdi. Yapılarda bu yönetmeliğe göre tasarlandı. Bu kararla bir yol alındı. Müteahhitler kendi vicdanlarına bırakmadı. Önceki süreçlere göre çok daha iyi bir sistem oturtuldu.  Ders çıkarmamız gereken konu şudur. Japonya bir deprem bölgesidir. Orada can kaybı olmuyor. Yine depremin değil binanın öldürdüğünü gördük. Biz 1999 depreminden bir sonuç çıkarmamışız. Burada yapılması gereken kentsel dönüşüme bakış açışımın değişmesiydi. Bizim anlayışımız yanlış. Kentsel dönüşüm şehirlerin ihtiyaçlarını karşılayacak yerlerin mobilize edilmesidir. Deprem gibi felaketleri de kontrol altında tutmak üzerine atılacak bir adım olmalıydı. Olay yeni binalar üretmek değil. Bütün binalardan karat örneklerinin alınması basınç deneylerinin yapılmasıdır. Yeterli basınç sağlamayan yerlerin güçlendirme yapılmasıdır. Güçlendirme teknik bir mevzudur. Kolonların bölme duvarından ayrıştırılıp tekrar kalıplarla kolon ve kirişlerin güçlendirilmesi bir yöntemdir. Fiber karbon bezlerle sarılması bir yöntemdir. Bu durumların acil bir şekilde tespit edilmesi gerekiyor.”dedi. https://www.youtube.com/watch?v=TXS515vRyaE&t=3410s&ab_channel=A52TV-%C3%87ak%C4%B1rTv