İstanbul’da düzenlenen toplantıda söz alan Prof. Dr. İsmet Dindar, kendi köyü olan Kabakdağı’nın da maden sahası olarak ihaleye açıldığını belirterek yaşanan sürece tepki gösterdi. Dindar, Kabakdağı ile birlikte çevresindeki 18 köyün de bu durumdan doğrudan etkileneceğini ifade etti.

Toplantıda dile getirilen teknik rapor ve manifestoya tamamen katıldığını belirten Dindar, “Her satırı doğru. İmzam ne işe yarar bilmiyorum ama altına imzamı atarım” sözleriyle bilimsel değerlendirmelere destek verdi.

 

 “SORUN SADECE BİR BÖLGENİN DEĞİL, TÜM HAVZANIN”

Madencilik faaliyetlerinin yalnızca Perşembe Yaylası ya da Kabakdağı ile sınırlı olmadığını vurgulayan Dindar, Ilıca ve Bolaman havzalarının büyük bir kirlenme riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Fatsa’nın batı aksında yaşanan çevresel sorunları hatırlatan Dindar, Elekçi Irmağı örneğini vererek benzer bir tablonun Bolaman ve çevresinde de oluşabileceğine dikkat çekti.

“Bu mesele sadece Perşembe Yaylası’nın değil, doğrudan Fatsa’nın ve tüm bölgenin sorunudur” diyen Dindar, tehdidin sahil kesimlerine kadar uzanabileceğini belirtti.

 

 “MÜCADELE FATSA’DAN BAŞLAMALI”

Dindar, çevre mücadelesinin yalnızca yaylalarda değil, daha geniş bir coğrafyada örgütlenmesi gerektiğini ifade etti. Aybastı ve Perşembe’de yapılacak eylemlerin önemli olduğunu ancak asıl etkin direnişin Fatsa’da kurulması gerektiğini belirten Dindar, bu mücadelenin Ordu’dan Giresun’a kadar geniş bir hattı ilgilendirdiğini söyledi.

 

 

“GENÇLER AVRUPA’DAN ÖRGÜTLENİYOR”

Konuşmasında genç kuşakların da sürece dahil olduğuna dikkat çeken Dindar, yurt dışında yaşayan gençlerin Kabakdağı’ndaki maden tehdidine karşı örgütlenmeye başladığını ifade etti. Almanya ve İsveç’te yaşayan gençlerin çeşitli platformlar üzerinden çalışmalar yürüttüğünü belirten Dindar, bu dayanışmanın önemli olduğunu vurguladı.

 

 

BIRAKALIM TEKNİK GELİŞSİN

Konuşmasının en dikkat çeken bölümünde tıp alanındaki gelişmelerden örnekler veren Dindar, geçmişte büyük cerrahi müdahalelerle yapılan işlemlerin bugün milimetrik tekniklerle gerçekleştirildiğini hatırlattı. Kalp ve beyin cerrahisindeki ilerlemeleri örnek gösteren Dindar, madencilikte de benzer bir dönüşümün mümkün olabileceğini dile getirdi.

“Bırakalım bu madeni torunlarımız çıkarsın. Daha insani, doğaya zarar vermeyen yöntemlerle çıkarılsın” diyen Dindar, bugünkü yöntemlerin doğa için yıkıcı olduğunu vurguladı.

 

 “BU ENERJİ UMUT VERİYOR”

Toplantının sonunda salondaki duyarlılıktan memnuniyet duyduğunu ifade eden Prof. Dr. İsmet Dindar, ortaya konan ortak iradenin önemli olduğunu belirterek, “Bu nabzı görmek, bu enerjiyi hissetmek gerçekten umut verici” dedi.