Bir tarafta anneler koklamaya kıyamadıkları yavrularını, eşler birlikte gezemedikleri sevdiklerini, henüz konuşamayan çocuklar babalarını, doğum için gün sayan anneler eşlerini bekliyor.
Diğer tarafta askerlerimiz henüz doğduğu çocuğunu görmemiş, sevdiklerinden uzakta ne özel bir gün ne ölüm hiç birine katılamamış, ama yine de hepsinin dilinden tek bir cümle duyuluyor.
VATAN SAĞOLSUN
Evet
Vatanın sağ olması için, vatan savunmasında sabah akşam demeden, göz kırpmadan nöbet tutan, kurşunların altında, patlama sesleriyle uyuyan evlatlarımız başkalarının yurdunda şehit oluyorken, vatanlarını terk edip kaçanlar, bizim vatanımızda yaşamları garanti altına alınıp günlerini gün ediyorlar.
Her şey onların rahatı için dizayn edilirken, vergi ödetilmezken, maaş bağlanırken, ev bağışlanırken, bizim gazilerimize hacizler geliyor.
Bizim canımız, kanımız, kardeşlerimiz, baş tacı askerimiz başka ülkenin topraklarında şehit düşerken, ülkesinden kaçanlar bizim ülkemizde başka canlarımızı yakıyor, insanları tehdit ediyor, kız kardeşlerimize sarkıntılık yapıyor.
Devlet olarak göçmenlere kucak açmaya karar veriliyor, onlar için kamplar, kimlikler, sosyal haklar düzenlenirken, bu gelenleri denetleyecek sistem neden geliştirilmiyor ?
Bakamayacaksan, sokaklarda yaşamalarına, dilenmelerine, her köşe başında insanına tehdit oluşturmasına mani olamayacaksan, vatanında huzuru bozacak şeyleri yapmalarını engelleyemeyeceksen, kontrollerini sağlayamayacaksan alıp başına dert etmenin anlamı nedir ? Diye sorası geliyor insanın.
Akıllardan silinmemesi gereken ise;
Bu memleket için biz ölüyor ve öldürüyoruz. O yüzden korkup vatanlarından kaçmış, kolay yaşamı tercih etmiş insanların kendi öz yurdumuzda, bizden çok ayrıcalık sahibi olması askerimize ve şehitlerimize yapılan bir haksızlıktır.
BU VATAN TÜRKTÜR.
Ne arap ne başka bir millete tapulanacak toprak değildir.
Ha Türk vatandaşlığına geçecekleri söyleniyor. Belki geçerlerde Türk vatandaşının sorumlu olduğu (askerlik, sağlık parası, vergi vb.) her şeyden onlarda sorumlu olurlar.
Osman ÇİÇEK