KTÜ’de düzenlenen Doğu Karadeniz Bölgesi Afetselliği Paneli’nde bölgenin deprem potansiyeli yeniden gündeme geldi. Prof. Dr. Aykut Akgün, Türkiye’nin diri fay haritasının güncelleneceğini ve yeni fayların belirleneceğini açıklarken, Jeoloji Mühendisleri Odası Ordu Temsilcisi Yekta Yüksel, Karadeniz’in 10 kilometre açığında sahile paralel fay hatlarının bulunduğunu söyledi.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) ev sahipliğinde düzenlenen Doğu Karadeniz Bölgesi Afetselliği Paneli, bölgedeki deprem riskine dikkat çekti. Panelde konuşan KTÜ Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aykut Akgün, Türkiye’nin diri fay haritasının 2005 yılından bu yana ilk kez kapsamlı biçimde güncellendiğini belirtti. 6 Şubat Kahramanmaraş ve Elbistan depremlerinin ardından AFAD, MTA ve TÜBİTAK iş birliğiyle yürütülen paleosismoloji çalışmalarının önemine değinen Akgün, “Bu, dünyanın en büyük paleosismoloji çalışmasıdır. 22 üniversitenin katılımıyla yürütülüyor ve diri fayların deprem üretme potansiyelleri tek tek inceleniyor” dedi.

TÜRKİYE’DE 485 DİRİ FAY VAR, SAYI ARTABİLİR
Prof. Dr. Akgün, 2005 yılında tamamlanan Türkiye Diri Fay Haritalaması Projesi’ne göre ülkede 485 adet diri fay bulunduğunu hatırlatarak, yeni araştırmalarla bu sayının artabileceğini söyledi. “Son yıllarda Hemşin’de 4.7, Simav’da 5.9 büyüklüğünde depremler yaşandı. Ancak bu bölgeler diri fay haritasında görünmüyor. Bu da mevcut haritaların güncellenmesi gerektiğini gösteriyor” diyen Akgün, çalışmaların 2026 yılı sonuna kadar tamamlanacağını bildirdi. Akgün’e göre bu güncelleme, Türkiye’nin deprem haritasında ciddi değişikliklere yol açabilir ve yeni risk bölgelerinin ortaya çıkmasına neden olabilir.

KARADENİZ’İN ALTINDA SAHİLE PARALEL FAY HATLARI MEVCUT
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Ordu Temsilcisi Yekta Yüksel, Karadeniz’de yürütülen petrol ve doğalgaz aramaları sırasında deniz tabanında yeni fay hatlarının belirlendiğini açıkladı. Yüksel, “Ordu kıyılarının yaklaşık 10 kilometre açığında, sahile paralel bir fay hattı uzanıyor. Ayrıca Gülyalı, Trabzon ve Rize yönlerinde bu hattı dikine kesen başka faylar da mevcut. Yani Karadeniz’in altında birbirini çaprazlayan fay sistemleri bulunuyor” dedi.

Bu verilerin Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) 2005–2008 yıllarındaki araştırmalarında elde edildiğini belirten Yüksel, “Karadeniz’deki bu fayların diri olup olmadığını söylemek için MTA’nın sürdürdüğü yeni çalışmaların tamamlanmasını beklememiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

DEPREM OLMAYAN BÖLGE YOK
Yekta Yüksel, Türkiye’de “deprem olmaz” denilebilecek hiçbir yer bulunmadığını vurguladı. “Anadolu Yarımadası yılda iki santimetre hızla Ege’ye doğru hareket ediyor. Bu da tüm karasal alanlarda stres birikimi oluşturuyor. Diri fay olmasa bile bu hareketler nedeniyle her bölgede deprem olabilir” dedi.

Yüksel, Ordu, Ünye ve Akkuş çevresinde zaman zaman hissedilen sarsıntıların da bu hareketlerle ilişkili olabileceğini belirtti. “Depremi sadece fay hattının varlığıyla açıklamak doğru olmaz. Türkiye’nin yüzde 97’si zaten deprem tehlikesi altındadır” diye konuştu.

DEPREME DİRENÇLİ KENTLER İNŞA ETMELİYİZ
Jeoloji Mühendisleri Odası Ordu Temsilcisi Yekta Yüksel, Türkiye’nin artık “depremle yaşamayı öğrenmek” yerine “depreme dirençli kentler inşa etmeye” yönelmesi gerektiğini söyledi. “Japonya’da 8-9 büyüklüğündeki depremler yıkıma yol açmıyor çünkü yapı kalitesi yüksek. Bizde ise yeni yapılmış binalar bile buzdan evler gibi yıkılabiliyor. Denetim, planlama ve zemin etütleri hayati önem taşıyor” dedi.


Yüksel, Ordu’da da yapı denetimlerinin güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, “İşini doğru yapan mühendis ve müteahhitler var ama sistem genel olarak zayıf. Afet bilinci ve mühendislik etiği birlikte güçlenmeli” ifadelerini kullandı.