Gazze Şeridi'nde 21 aydır devam eden savaş, hem siyasi hem insani boyutlarıyla küresel kamuoyunun öncelikli gündem maddelerinden biri olmayı sürdürüyor. Defalarca başarısızlığa uğrayan ateşkes girişimlerinin ardından bu kez daha umutlu bir tablo oluştu. ABD Başkanı Donald Trump’ın önerdiği yeni 60 günlük ateşkes planına Hamas cephesinden gelen “olumlu” yaklaşım, sürecin farklı bir noktaya evrilebileceğine dair beklentileri artırdı.
Hamas’ın önceki gece yaptığı açıklamada, Trump tarafından duyurulan taslağa küçük değişiklikler yapılması şartıyla müzakerelere hazır oldukları belirtildi. Bu açıklama, şimdiye dek birçok barış girişimini reddeden Hamas’ın daha esnek bir tutum sergilemeye başladığını gösteriyor. İsrail cephesinden ise henüz resmi bir yanıt gelmemiş olsa da, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun Beyaz Saray’da Trump ile yapacağı görüşme kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
İsrail'in daha önce reddettiği "savaşın tamamen sona erdirilmesi" şartının bu kez masada olması dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıkıyor. İsrail basınına göre Trump, Tel Aviv yönetimine savaşın kalıcı olarak sona ereceğine dair kişisel garanti verdi. Bu durum, İsrail'in daha önce direndiği barış koşullarına bu defa daha yakın durduğunun bir işareti olarak değerlendiriliyor.
Sahada yaşanan gelişmeler de ateşkesi mümkün kılan zemini destekliyor. İsrail’in hem Gazze’deki Hamas unsurlarına karşı askeri üstünlük sağlaması, hem de yıl boyunca Hizbullah ve İran hedeflerine yönelik yoğun operasyonlarla güvenlik risklerini azaltması, Tel Aviv’in daha fazla çatışmaya ihtiyaç duymadığı yorumlarını beraberinde getiriyor.
Siyasi cephede ise Netanyahu’nun içinde bulunduğu konum dikkat çekiyor. Hakkındaki yolsuzluk dosyaları ve iç siyasi baskılarla karşı karşıya olan İsrail Başbakanı için bir ateşkes anlaşması, rehinelerin geri dönüşünü sağlayan bir lider profili çizmesine ve bu sayede erken seçimlerde avantaj elde etmesine zemin hazırlayabilir. Ayrıca İsrail parlamentosunun tatile girmesi, Netanyahu’nun koalisyon ortaklarının baskısından kısa süreliğine de olsa uzaklaşmasını sağlayarak, Trump ile yapılacak görüşmelerde daha serbest hareket etmesine olanak tanıyabilir.
Hamas cephesinde ise tablo daha karmaşık. ABD ve İsrail’in Hamas’ın silahsızlandırılması ve lider kadrosunun sürgüne gönderilmesi yönündeki ısrarı sürüyor. Ancak Hamas içindeki bazı kesimlerin, askeri ve siyasi gücünü tamamen kaybetmeden sınırlı bir varlıkla Gazze’de kalmaya razı olabileceği yönünde sinyaller geliyor. Öte yandan, Hamas'ın askeri kanadının bu tür bir çözümü "taviz" olarak görüp reddettiği de dile getiriliyor. New York Times’ın haberine göre, Hamas’ın sahadaki komutanı İzzeddin el-Haddad, ancak “şerefli bir anlaşma” ile ateşkes sağlanabileceğini, aksi halde savaşın “şehitlik savaşına” dönüşeceğini söyledi.
Tüm bu gelişmeler ışığında, bu defaki ateşkes girişiminin öncekilere göre daha güçlü diplomatik zemin üzerinde ilerlediği görülüyor. Ancak sahadaki gerilim, tarafların iç dengeleri ve ABD'nin garantörlüğü gibi unsurlar dikkate alındığında, sürecin kırılganlığını koruduğu da unutulmamalı.
