
Kadın haklarının korunması dünyada özellikle 19. yüzyılda önem kazandı. Dünyanın birçok ülkesinde kadınlar oy hakkı elde etmek, erkeklerle eşit olabil-mek için mücadele ettiler ve bedeller ödediler.
Eski Türk Devletlerinde, aile hayatında, devlet yönetiminde ve miras hukuk-larında erkeklerle eşit haklara sahip olan Türk kadını, Osmanlı Devleti yöneti -minde birçok sosyal, kültürel ve siyasi haktan mahrum bırakılmıştır. Nüfus sayı-mına bile dahil edilmeyen Türk kadını evlenme, boşanma, miras işlerinde ikinci planda kalmıştır. Devlet memuru da olamayan Türk kadını ancak çağdaş, demok mokratik ve laik bir Türk toplumunu hedefleyen Mustafa Kemal Atatürk’ün ön-derliğinde yapılan düzenlemelerle seçme ve seçilme hakkı başta olmak üzere bir çok hakka sahip olmuştur.
Türkiye’de kadın hareketi ve erkeklerle eşit haklara sahip

olmak için yapılan mücadeleler Cumhuriyet’ in ilanından önce başlar. Türkiye Cumhuriyeti’nin ku ruluşundan sonra Atatürk ’ ün girişimiyle kadınların iktisadi ve siyasal yaşama katılmaları yönünde Anayasa’da bir dizi değişiklikler yapılarak ; kadınlara 20 Mart 1930’ da ‘’ Belediyeler Kanunu ‘’ ile belediye seçimlerinde seçme hak-kı , 1933 ’ de Köy Kanunu’nda ’’ Muhtar Seçme ve Köy Heyetine Seçilme ’’ hakkı tannmıştır. 5 Aralık 1934’ de ise Anayasanın 10. ve 11. Maddelerin de ya pılan bir düzenlemeyle 22 yaşını bitiren her Türk kadını seçme ve 30 yaşını biti-ren her kadına milletvekili seçilme hakkı verilmiş ; Türk kadını genel seçimlere katılma ve ‘’ Milletvekili Seçme ve Seçilme Hakkı ’’ na sahip olmuştur.
Kadınlar oy verme haklarını ilk kez 1935 seçimlerinde kullanmışlar; 8 Şubat 1935’ de meclis seçimlerine katılan kadınlar , mecliste 18 kadın milletvekili ile temsil haklarını elde etmişlerdir.
5 Aralık 1934 günü dünyada kadınların yasal olarak milletvekili seçme ve se-çilme hakkına sahip olduğu ülke sayısı 28, bu hakkın kullanıldığı ülke sayısı 17 idi. Türkiye’deki kadınlar dünyanın birçok ülkesinden ve ileri Avrupa ülkelerin den çok daha önce seçme ve seçilme hakkına sahip olmuşlardır .Türk kadını yüz yıllardır özlemini çektiği haklara sahip olmada ; en azimli, inançlı ve güçlü deste ği Atatürk’ den almış ve çağdaş ülke kadınlarının önüne geçmiştir .
Atatürk Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının verilmesinin ardından şöy- le seslenmiştir ; ‘’ Bu karar Türk Kadınına sosyal ve siyasal hayatta bütün mil-letlerin üstünde yer vermiştir. Türk kadını evdeki mevkiini selahiyetle işgal et - miş , iş hayatının her safhasında muvaffakiyetler göstermiştir. Siyasi hayatla Be-lediye seçimlerinde tecrübe kazanan Türk Kadını bu seferde milletvekili seçme ve seçilme suretiyle haklarının en büyüğünü elde etmiş bulunuyor. Medeni mem leketlerin bir çoğunda, kadınlardan esirgenen bu hak, bugün Türk Kadınının elin dedir ve onu selahiyet ve liyakatla kullanacaktır. ‘’
Türk Kadını bu haklarını selahiyet ve liyakatla kullanabilmiş midir ? Ne ya-zık ki, 83 yıl önce verilen bu haklar çoğu kere kağıt üzerinde kalmış ve kadını- mız ailenin seçtiğini seçmiş kendisi ise seçilememiştir.
Türk kadını 83 yıl önce parlamentodaki 18 kadın milletvekili ile % 4.5 tem-sil oranı ile dünyada 2. iken günümüzde 21. yüzyıl Türkiye’sinde Tbmm’de ka-zanılan kadın temsil oranı % 14 dür. Bu demektir ki Türk Kadını halen seçileme mektedir. Kadınlar toplumların sorunları karşısında erkeklerin müsaade ettikleri alan ve ölçüde yer alma yerine, ataerkil toplumun sınırlarını aşmalıdırlar. Kadın eğitilmeli ve eğitilen ve güçlenen kadın; aile ve toplumda birey olarak yer almalı sahip olduğu hakların değerini bilmeli ve haklarını korumalıdır.
Atatürk’ ün biz Türk kadınına verdiği seçme ve seçilme hakkımıza her zaman kinden daha fazla sahip olmak zorunda olduğumuz bu günde ;
Güçlü bir toplum için, kadın erkek eşitliğinin sosyal ve siyasal hayatta koşul-suz uygulanması ve temennisi ile ‘’ 5 Aralık Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkı’nın verilişinin 83. yılını ’’ kutlar , saygılar sunarım !..
Ünye Kent Konseyi
Kadın Meclisi Başkanı
Mimar Sevindik DİKTEPE DEMİR