14 Mayıs; Zor tabiat koşullarında gecesini gündüzüne katarak üreten, sofralardan hiçbir şeyi eksik bırakmayan çiftçilerin “Dünya Çiftçiler Günü” Yaşam için en temel unsur olan beslenmede, olmazsa olmaz bir yere sahip olan tarımınÜlke ekonomilerine de büyük katkı sağladığı her kesece biliniyor. İstihdamda önemli bir yere sahip olan tarım sektörünün, toplumsal yapı ve ülke ekonomisindeki yeri ve rolü oldukça önemlidir. Şaka değil Tarım nüfusunun ağırlıklı olduğu ülkemizde, Tarım arazilerinde ve yanlış tarım politikaları ile tarım nüfusunda yaşanan azalma, değişen iklim ve zaman ile birlikte gelecek nesilleri tehdit eden en büyük sorunlar arasında yer almaktadır. Mimar mühendisler dışında üniversite teknik eğitim gören, işin mutfağında pişen, sahada görev yapan, ancak izahı anlatılmayacak nedense yaptığı işlerin altına imza attırılmayan, tüm engellemelere karşı yılmayan, memleketin kalkınması ve insan yaşam standartlarının yükselmesi için çalışan üreten teknikerler gibi, toprağı ekerek ona değer katan ancak emeğinin karşılığını üretimleriyle alamayan dert paydaşlarımız “Dertli çiftçilerimizin”  “Dünya Çiftçiler Günü”nü kutluyorum... Tarım sektörü nüfusun dörtte birini istihdam etmesi nedeniyle, ülke ekonomisi açısından büyük önem taşımaktadır. Türkiye’nin Yüksek teknik eğitim elemanı potansiyeli ile tarım sektörünün vazgeçilmezi çiftçi potansiyeli birlikte değerlendirdiğimizde, ülkemiz bulunduğu yerden daha yukarıya çıkacak, tarımda dışarıdan ithal ürün uygulaması son bulacak, istihdam artacaktır. Tarım ve teknoloji, önemi tartışılmaz, modası geçmeyen birbirlerini tamamlayan sektörlerdir. Elektronik aletler, makinalar, motorlu araçlar olmadan üretim olamaz, gıda olmadan da yaşanamaz. Teknoloji ile tarım birleştirildiğinde tarım ve teknoloji en stratejik sektörlerdir. İnsanlık tarihine baktığımızda önemi hiçbir zaman azalmamış, aksine her geçen gün artmıştır ve artmaya da devam edecektir. Ülkemizin kendi üniversitelerinde eğiterek yetiştirmiş olduğu teknik eğitimli, memleketin kalkınması, insan yaşamının her alanında ve her tür sanayide ihtiyaç duyulan teknikerler yetkileri verilerek görev almalarının önündeki engeller kaldırıldığında kimsenin şüphesi olmasın ki ülkemizde yerli otosundan, tüm teknoloji üstünlük ile uzaya üs dahi kuracaklardır. Aynı şekilde dert ortağımız dertli çiftçilerimizin ektiği ürettiği ürünler gerçek değerini emeğinin karşılığını bulduğunda ve dışarıdan ithal ürünün girişleri durdurulduğunda görülecektir ki bu bereketli topraklarımızda Çiftçimizin yüzü gülecek, nasırlı ellerinde güller açacak ve her ürünü yetiştirerek ithal değil ihraç ederek Gayri Safi Milli Hasılaya yaptığı destekle ülkemizin zenginliğine büyük katkı sağlayacağı aşikardır. Bakınız değerli basın ve kamuoyu; ülke olarak Fındık, kayısı, incir, kiraz, ayva ve haşhaş üretiminde birinci, karpuz, kavun, pırasa, bal ve fiğ üretiminde ikinci, mercimek, elma, salatalık, yeşil biber, yeşil fasulye, kestane, Antep fıstığı, çilek ve koyun sütü üretiminde üçüncü sıradayız. Ülkemiz coğrafyasının gerek üretim alanı gerek iklim kuşağı bakımından bir çok ürün yetiştirilebilecek imkana ve kapasiteye sahip 7 ülkeden biri olup, bugün dünya tarımının en temel ürünlerinden çoğunun anavatanı bu topraklardır. Buğday, arpa, mercimek, nohut, soğan, sarımsak, havuç, zeytin, üzüm, incir, fındık, Antep fıstığı, ceviz, badem, elma, armut, ayva, nar, erik, kiraz ve vişnenin anavatanı Anadolu’dur. Bunların dışında, çavdar, yulaf, bakla, bezelye, kestane, kuşburnu, kekik, ahududu, alıç, ahlat, karadut, keçiboynuzu, böğürtlen, kızılcık, muşmula, menengiç, üvez, anason, Bektaşi üzümü, çam fıstığı, kara yemiş, koca yemiş gibi önemli tarım ürünlerinin kaynağı da Anadolu. Bütün bu ürünlerin yetiştiği bereketli topraklarımızda maalesef ülke olarak tarım sektöründe var olan potansiyeli tam olarak kullanabildiğini söylemek pek mümkün görünmüyor. Var olan potansiyeli kullanamıyoruz. Üreterek zenginleşeceğiz diyoruz fakat üreticiye gereken destek verilmemekte hatta engel olunmaktadır. Tarımın, arazi parçalanması ve işletme ölçek sorunu, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı, küresel ısınmadan kaynaklı iklim değişiklikleri, sulama, soğuk hava depoları ve lisanslı depoların olmayışı, üretim planlaması, fiyat istikrarı, eğitim, çok daha önemlisi kırsalda nüfus kaybı gibi çeşitli sorunları bulunmaktadır. Üretim alanı ve yanlış üretim politikaları ile ülkemiz ithal buğday ve diğer tarım ürünleri ile doldurulmakta, ithal ürünlerin ülkemize sokulması ile çiftçimiz ürettiği ürününün emeğinin karşılığını alamamakta ve üretiminden vazgeçmektedir. Mısır üretiyorsun ithali ile karşılaşıyorsun, aynı şekilde mercimek buğday, pamuk, fasulye, nohut üretiyorsun ithali ile karşılaşıyorsun, eti ithal ediyorsun. Bunun örneği o kadar fazla ki çiftçimiz hangi ürünü üreteceğini şaşırmış durumdadır. Bu çelişki üreticiyi mağdur ettiği kadar tüketiciyi de mağdur etmektedir. Bugün şortu ile yatında gezen keyif sürene mazot fiyatı ile üretim yapan çiftçimiz mazotu fiyatı arasında uçurum vardır. Eğer ki Tarım politikalarımız böyle devam ederse görünen o ki topraklarımız ve milli ürünlerimiz artık yabancıların eline geçecek, ürünle birlikte üretim içinde dışarıdan ithal çiftçi de getirilecek gibi. Çünkü ürettiği ürünün emeğinin karşılığını alamayan dertli çiftçimiz artık tarım yapamaz duruma gelmiştir. Tüm bu eksikliklere rağmen çiftçilerimiz kendi bilgi edinmeleri ve imkanları dahilinde zor tabiat koşullarında, yağmur, çamur demeden,  gecesini gündüzüne katarak üretiyor, tarlasından, bağından, bahçesinden, ahırından, ağılından kopmuyor, ormanda, denizde üretimini sürdürüyor, sofralardan üç öğün hiçbir şeyi eksik bırakmıyor. Çiftçimiz ürününü soğuk hava depoları ve lisanslı depolarda stoklayabilmeli, iç ve dış piyasalarda pazarlayabilmeli, ürünü işleyebilmeli, en iyi şekilde değerlendirebilmeli, çiftçimiz eğitilmeli ve son teknoloji ve diğer gelişmeler hakkında bilgiyle buluşturulmalıdır. Çiftçilerin başarılı olmasını sağlamak adına doğal kaynakları koruyarak, çiftçilerin daha fazla üretmesi ve yaşamlarını iyileştirmesine yardımcı olmak, nitelikli tohum geliştirerek, üretimlerine değer katmak gerekmekte, sulama, gübreleme, ilaçlama konusunda aydınlatıcı bilgiler verilerek, toprağın daha iyi işlenebilmesi için ekim, dikim, bakım ve hasat işlerini yapmakta kullanılan alet ve makinalar tanıtılmalıdır. Bu yönde Zıraat odalarının çalışmalarını özellikle de Ünye zıraat odasının çalışmaları ve çiftçimiz için gayretleri takdire şayandır. Ünye zıraat odası başkanımızı ve tüm çalışanlarını tebrik ediyoruz. Bu duygu ve düşüncelerimle;öncelikle Ordu, Fatsa, Ünye ve diğer ilçelerimizdeki çiftçilerimiz olmak üzere tüm çiftçilerimize ektiği ürünün emeğinin karşılığını alabileceği günler ve bereketli hasatlar diliyorum. Türkiye Teknikerler Birliği ORDU İl Temsilcisi Teknikerler Derneği ORDU Kurucu Bşk. Musa Kıranlı