Ünye Net Haber/Çakır Medya/Çakır Tv

KAHRAMAN GEMİNİN ORDU’YA GELİŞİNİN 100.YILI

KAHRAMAN GEMİNİN ORDU’YA GELİŞİNİN 100.YILI
18 Ağustos 2021 - 23:23

Rüsumat 4 Vapurunun Orduya gelişinin 100. Yılı nedeniyle ,bugünün anlam ve önemine istinaden eski Ordu vekilli Hasan Öz 2040 kitabında bulunan hikayeyi paylaştı.

Hasan Öz konuyla ilgili söyle paylaşımda bulundu.”Rüsumat 4 hikâyemiz vardır bizim binlerce azmin zaferi hikâyelerimizden biri olarak, onu da ibretlik bir olay olarak anlatmakta yarar var tam bu konuyu aktardığımızda.
Kurtuluş savaşında Sakarya Savaşı sırasında Rusya ile anlaşma yapılmış ve Rusya’nın Türkiye’ye yardımları başlamıştı. Batum’dan alınan silahlar ve cephane batıya güvenli limanlara küçük gemilerle kaçak olarak taşınmaktaydı. Batum’dan çok sayıda silah, mühimmat taşınması zorunluluğu doğmuştu. Doğu Cephesinde Ermenilerden ele geçirilen silah ve cephaneler, Sovyetler Birliği’nden alınan yardımlar ve Almanya’dan gizlice sağlanan silahlar Batum’da toplanıyor ve depolanıyordu. Yardımları haber alan Yunan gemileri batıdan doğuya; doğudan batıya Karadeniz’i tarayıp gemileri batırıyorlardı.
Rüsumat 4 adlı küçük bir gemi Batum’dan yükünü almış; (iki adet top, 350 sandık cephaneyi) yükünü boşaltacağı yeri öğrenmek ve talimatları almak üzere bir Kurban Bayramı sabahı Trabzon limanına çıkmıştı. Gemi personelleri paskal Mahmut diye anılan Kaptan Yüzbaşı Mahmut Gökbora, ikinci kaptan üsteğmen Reşat Talayer, güverte teğmen Fahrettin Akyollu, Mühendis teğmen Cevat Talu, güverte teğmen Kemalettin Bozkurt ağır yükün altına girmiş Yükünü sağ salim hedefine ulaştıracaklardı. Bayramlaşıp dikkatlice yola koyuldular.
17 Temmuz 1921 günü Ordu açıklarında Ordu liman reisi Dursun Reis Rusumat 4’ü durdurup gemiye çıkıp batıdan ve doğudan gelen iki Yunan gemisinin Rusumat 4’ü aradığını ve çok yaklaştıklarını haber verdi. Rüsumat 4’ün kıyıya çekilmesini ve yükünü boşaltması gerektiğini anlattı.
Kaptan Mahmut Gemiyi kumluğa oturttu. Kayıklarla bir gidiş bir geliş koridoru oluşturdular. Kadınlı erkekli, çoluklu çocuklu herkes yükü askerlik şubesinin taş mahzenine taşıdılar. Yunan gemisi yaklaşıyordu.
Kaptan Yüzbaşı Mahmut gemiyi teslim etmeyi veya düşmanın gemiyi yok etmesini istemiyordu. Gerekirse kendileri imha edecek de düşmana teslim etmeyecekti. Zaten aldığı emir de böyle idi. Ancak aklına çılgın bir fikir geldi. Biz bu gemiyi imha etme yerine batırıp, düşman tehlikesi geçtikten sonra tekrar su yüzüne çıkarıp yüzdürebilir miyiz diye bir fikir yürüttü. Ordu Liman Reisine sorular sordu, gemiyi batırır ve sonradan su yüzüne çıkarırsak makineleri yağlayacak yağ bulabilir miyiz, motoru çalıştıracak kömür bulabilir miyiz, dibindeki valfı batan geminin içerisindeki dolu suya rağmen takacak yüzücü bulabilir miyiz diye. Aldığı cevaplar çok güzeldi ve cesaret verdi Kaptan’a. “Fındık yağı birebirdir, fındıkkabuğu ne güne duruyor, kömürden aşağı değildir, bizim uşaklar hep yüzücü ve dalgıçtır, hiç merak etmeyesin”
O halde yapılacak olan şuydu: Gemi batırılıp kaptan köşkünde ateş yakılacak, güverte kömür karaları ile kirletilecek ve dolayısıyla yanan işe yaramaz işi bitik gemi havası verilecekti. Önce geminin valfı söküldü ve suyla doldurularak batırıldı. Kaptan köşkü ile direkler su üstünde kalmıştı.
Rusumat 4 gemisi Orduya geldiği tarihte Ziya Hurşit’in kardeşi Ahmet Faik GÜNDAY Ordu Mutasarrafıydı.( Sancak Yöneticisi ) Ahmet Faik Bey Rusumat 4 gelince 15-20 kişilik bir gurubu sahile yerleştirmişti. Bu grubun başında da Kardeşi Ziya Hurşit vardı. Çünkü Rusumat 4‘ü takiben bir Yunan gemisi ile bir Yunan torpidosu da gelmişlerdi. O gün Rizeli Lazoğlu Mustafa da gemisi ile Ordu’ya gelmiş sahile demir atmıştı. Mutasarrıf Ziya Hurşit başkanlığındaki 15- 20 kişilik silahlı adamları sahilde tur attırmaya başladı. Yunan Gemileri geldi etrafı incelediler, bu gruptan çekinmiş olacak ki çok yaklaşmadan bir şilebi aradıktan sonra da bir zeval (ayrılık topu ) top atışı yapıp ayrıldılar.
Belediyeden (Belediye Başkanı Furtunzade Yusuf Sırrı Bey) alınan fındıkkabuğu kömürü ve fındık yağı ile düşünce aynen uygulandı. Bir teneke gaz yağı Kaptan köşküne dökülerek yakıldı. Herkes sahilden çekilmiş birkaç kişi kalmış onlar da uzaktan durumu izliyorlardı. Yunan gemileri sağlı sollu gelerek işaretleştiler. Yunan subayları dürbünle kıyıları izlediler ve 12 sandal ve bir müfreze ile aradıkları Rüsumat 4 ün etrafında dolanmaya başladılar. Bu sırada yanan bir direk gürültü ile suya düşünce Yunan müfrezesi gemilerine geri döndüler. Batıdan gelen doğuya; doğudan gelen batıya doğru devam ettiler. Ertesi gün sonra İstanbul gazetelerinde Aranan Rüsumat 4’ün yandığını, battığını duyurdular. Daha sonra Batum’da da Rüsumat 4 batırıldı haberi yayıldı.
Artık Rüsuma 4’ün yüzdürülmesi gerekiyordu. Yine halkın yardımı ile valf yerine takıldı, geminin suyu boşaltılmaya çalışıldı. Fakat gemi yüzdürülemedi. Bir gemi ve tulumbası gerekiyordu. Ertesi günü Remo adlı bir İtalyan yolcu gemisi geldi. Yükünü boşaltınca o gemiden yardım istendi. Remo adlı geminin kaptanı hikâyeyi dinleyince çok etkilendi ve yardımcı olması gerektiğini, denizciliğin kuralının böyle olduğunu dile getirerek yardımcı oldu, su tamamen boşaltıldı. Fakat Gemi yine yüzdürülemedi. Bunun üzerine tekrar Belediyeden fındıkkabuğu ve fındık yağı temin edilerek kazanlar yakıldı. Fındık yağı ile tüm makineler temizlendi. Motorlar çalıştırıldı. Gemi sevinç çığlıkları ile hareketlendi. İşte gemi tekrar işe koyuldu ve 10. seferine hazırlanmak üzere Batum’a doğru hareketlendi.20 Temmuz 1921 Gemi Batum’a girince battığını haber alan gemiler ve Türk Halkı sevinç naraları attılar. Limandaki yabancılar da bu efsane girişimi hep birlikte alkışladılar. Remo gemisi tayfaları ve Rüsumat personeli kutlamalarda bulundular.
Bir aylık onarımdan sonra 10. seferine çıkan Gazi Rüsumat 4 yükünü Samsun limanında boşalttı.
Rüsumat’ın Batum ile Samsun arasında 11 sefer yaptığı, bu seferlerde 1070 tüfek, 7459 sandık mermi, 993 kasatura, 8 top, 2244 sandık top mermisini batı cephesi komutanlığı emrine ulaştırdığı kayıtlıdır.
Bu hadise Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sitesinde belge olarak yayınlanmıştır. Ayrıca bu ve bunun gibi Kurtuluş Savaşlarının efsane olayları, inanmışlık, adanmışlık, azmin zaferi gerçek hikâyeleri Turgut Özakman’ın “Şu Çılgın Türkler” eserinde etkili ve çarpıcı bir şekilde anlatılıyor. Okumanızı tavsiye ederim”dedi.

Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-