Siyaset 4 Alanda Güçlendirilmeli…VİDEO HABER

Reklam
Reklamı Gizle

Ünye ‘de hemşehrileriyle kahvaltıda bir araya geldi

image

“Anayasayı değiştirecek çoğunlukla inşallah milletten destek alacağız”

“Önemli mesafeler aldık ama bundan sonra büyük güçlü bir Türkiye’yi ortaya koyabilmek için çok önemli adımlar atılmasının arifesindeyiz” diyen Kurtulmuş, 7 Haziran 2015 seçimlerinin bu anlamda Türkiye’de bir sistem değişikliğinin başlayacağı dönem olacağını söyledi.

Türkiye’de sadece eski sistemin deşifre edildiğini, henüz yeni sistemin kurulamadığını belirten Kurtulmuş, “Yeni sistemin kurulabilmesi için Türkiye’de 2015 seçimlerinde anayasayı değiştirecek çoğunlukla AK Parti iktidar gelecek ve siyasi ve hukuki reformlar

Türkiye’de gelecek dönemde siyasetin 4 alanda güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, şunları söyledi:

“Bunlardan biri, Parlamento’nun güçlendirilmesidir. Parlamento gerçekten millet adına bütün yönetim erkini elinde bulunduran, gerçekten çok iyi işleyen, çok etkin birParlamento haline gelmek durumundadır. Bunu için özellikle Parlamento’da iç tüzüğün değişmesi, Parlamento’nun itibarının artırılması bakımından önemlidir. İkinci, milletvekilinin güçlendirilmesidir. Milletvekilinin sadece bir oy mekanizması olduğu birTürkiye artık geride kalmak mecburiyetindedir. Milletvekilinin güçlendirilmesi onun halktan aldığı destek, halkın gücünün onun arkasında ne kadar var olduğuyla ilgili bir şeydir. Bunun için de Türkiye’de Siyasi Partiler Yasasının ve Seçim Yasasının değişme mecburiyeti vardır.”

Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“30 Eylül 2013’te uzun çalışmalarımız sonucu Sayın Cumhurbaşkanımız o zaman başbakanken yapmış olduğu basın toplantısında Türkiye kamuoyuna seçim sisteminin değiştirilmesiyle ilgili bir teklifte bulundu, ‘Gelin ya dar bölge sistemi yapalım, her seçim çevresinden bir milletvekili çıksın ya da daraltılmış bölge yapalım, üçlü ya da beşli milletvekilleri seçim çevreleri olsun.’ Dar bölge sistemi olursa baraj sıfır olacak, barajsız bir seçime gireceğiz. Üçlü ya da beşli olursa barajın yüzde 5’e ya da yüzde 3’e indirilmesi sağlanacak. Bunların bütün teknik çalışmalarını yaptık.”

Güçlü bir Parlamento’nun ancak güçlü milletvekilleriyle olacağını bildiklerini belirten Kurtulmuş, “İstanbul’da bu seçimde 88 milletvekilimiz seçilecek, eminim ki yaklaşık 30’ar kişilik listelerin olduğu milletvekili listeleri, seçmen, ismini ilk defa duyacağı milletvekilleri adayları listeleriyle karşılaşacak. Dolayısıyla seçmenin tanıdığı, bildiği, arkasında olduğu değil, bir şekilde listeye yazılmış isimler milletvekili olarak gelecek. ‘Efendim ne olur, öyle de olsa olur, böyle de olsa olur’ diyenlere niye böyle olmaz onu söyleyeyim” diye konuştu.

 

–  ” Türkiye milletvekilini güçlendirmek zorundadır”

28 Şubat sürecine değinen Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“28 Şubat’ta tanklar, tüfekler ortaya çıktı ama 28 Şubat’ı yapanlar resmi generaller değil,28 Şubat’ı yapanlar ve yaptıranlar sivil generallerdi. 28 Şubat’ta Parlamento içinde 50milletvekili, genel başkanın önünde düğme ilikleyip seçilmiş olan 50 milletvekili genel başkanlarını sattı, asker postalının gölgesinden korkarak Doğruyol Partisi’nden ayrıldı ve gitti şemsiye partisini kurdu. Eğer Parlamento’daki o çoğunluk değişmeseydi belki 28 Şubat olmayacaktı. Değerli kardeşlerim hadi dar bölge sistemiyle milletvekilini getirin, omilletvekili kendisini seçen mahalleden, kendisini seçen sokaktan, çarşıdan, pazardan, camiden, mescitten aykırı şekilde hareket edebilir mi? Mahalle baskısı diyorlar ya mahalle baskısı o anlamda milletvekilini olumlu anlamda kuşatır, milletvekili kendisine oy veren ne düşünürse o şekilde hareket eder. ya da üçlü bölge, barajı indirelim, baraj 5’e insin, 3’e insin. Millet tanıdığı isimleri milletvekili olarak seçsin. Bu teklifin ne kadar önemli olduğunu bir kere daha görüyoruz.

HDP parti olarak mı seçime girecek, bağımsız milletvekilleri olarak mı girecek? Ben şahsen nasıl girerse girsin, HDP’nin nasıl gireceğine biz karar verecek değiliz amaHDP’nin temsil ettiği siyasi hareketin de Parlamento’da temsil edilmesini isterim ama şimdi Türkiye, bu tartışmayı yaşıyor olmayacaktı. Varsayalım ki üçlü beşli sistem getirsek, milletvekili seçim barajını en azından üç ya da beşe indirseydik Türkiye bugün bunu tartışmayacaktı. Birtakım partiler oyları düşük olabilir. Mesela Tunceli Ovacık’taTürkiye Komünist Partisi belediye başkanlığını kazandı. Dar bölge sistemi yaparsanız buyursun gelsin, hangi parti nereden ne milletvekili seçiyorsa gelsin ama zaten milletin çoğunluğu nereye oy veriyorsa orası açık ara iktidar olur bu sistemde ama milletvekiligüçlü olur, Parlamento güçlü olur, bir daha birilerin Parlamento’ya ayar vermeleri mümkün olmaz. Türkiye bu anlamda milletvekilini güçlendirmek zorundadır.”

 

“Başkanlık sistemi esaslı etkin bir yürütme sistemine ihtiyaç vardır”

Üçüncü alanın, Türkiye’de yürütmenin güçlendirilmesi prensibi olduğunun altını çizen Kurtulmuş, “Şu an bakmayın AK Parti iktidarı ve AK Parti iktidarının milletten aldığı güçle güçlü bir yürütme var ama Türkiye’de zaman zaman yürütmenin etkin bir şekilde sürdürebilmesi için nice engellerin hep birlikte yaşandığını yaşadık. Hatta Sayın Ahmet Necdet Sezer döneminde AK Parti iktidarının ne kadar zorlandığını, ne kadar müsteşarlarını vekaleten atadığını, birçok önemli yerlere genel müdürlerini vekaleten atamak durumda kaldığını biliyoruz. Dolayısıyla Türkiye’de yürütmenin güçlendirilmesi için başkanlık sistemi esaslı etkin bir yürütme sistemine ihtiyaç vardır” dedi.

Kurtulmuş, başkanlık sistemi tartışıldığında birilerinin ” Tayyip Erdoğan diktatörlük rejimi istiyor da onun için başkanlık sistemi söyleniyor” dediğini ifade ederek, “Tam tersine, ben onlarca kere cumhurbaşkanının bugünkü yetkilerini anayasada okumuş biriyim. 1982 Anayasası öyle bir sistem dizayn etmiş ki yürütmenin, yasamanın ve yargının ayrı bağımsız olduğu, erkleri birbirinden bağımsız olduğu tamamıyla bir hikayeden ibarettir” diye konuştu.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Türkiye’de erklerin bağımsızlığı meselesi değil, erklerin parçalanması 1982 Anayasasıyla ortaya konulmuştur çünkü anayasayı yapan zihniyet şuydu; bu halka güvenilmez, bu halkın yöneticisi sivillere güvenilmez, bunlar iyi yapamazlar, yasama, yürütme, yargıyı birbirlerinden parçalı bir şekilde tutalım, üstlerinde de cumhurbaşkanlığı makamı. Tabi cumhurbaşkanının hep asker ya da askerin, ya da elitlerin öngördüğü birileri olacağını düşünüyorlardı, cumhurbaşkanlığı makamı da bunun üstünde olsun. Öyle kuvvetli bir cumhurbaşkanlığı makamı tesis etmişler ki bu cumhurbaşkanı zaten dünyanın başka yerindeki başkanlık sisteminden daha çok yetkilere sahip olan cumhurbaşkanlığı makamı. Bunlar hep cumhurbaşkanını kapalı kapılar ardında biz seçeriz zannediyorlardı. Allah’a çok şükür bu millet, 10 Ağustos 2014 seçimlerinde oyunu bozdu, kendi arasından, kendi içinden çıkan birini, Recep Tayyip Erdoğan’ı Çankaya’ya gönderdi.”

Cumhurbaşkanının yetkilerine değinen Kurtulmuş, “Bir hükümeti düşürmeniz için gensoru vermeniz lazım normal yollarla, yeterli oyu bulup hükümeti parlamentoda düşürmeniz lazım. Buna ihtiyaç yok. Mevcut cumhurbaşkanlığı yetkileri, cumhurbaşkanı isterse hükümeti görevden alma, azletme yetkisini veriyor. Türk Silahlı Kuvvetlerini yurtdışına göndermek için parlamentoda fezleke göndermeniz lazım, buna gerek yok. Mevcut cumhurbaşkanlığı yetkileri, TSK’yı yurtdışına göndermeye müsait yetkilerdir. Yüksek yargının tamamına yakını cumhurbaşkanlığı kontrolündedir, Yükseköğretim Kurumunun tamamı cumhurbaşkanlığı kontrolündedir. Hangi ülkede böyle bir yetki var, ABD’de SayınObama’nın böyle yetkisi var mı, adam kendi bütçesini geçirirken bile göbeği çatlıyor, parlamentoda, senatoda fevkalade şekilde ciddi bir denetim altında tutuluyor. DolayısıylaTürkiye’de yönetim prensibinin, güçler ayrımı prensibine eyvallah ama en önemli şey, yönetimde birlik prensibidir. Yönetimi yapan yani yürütmeyi yapanlar ise yönetimde birlik prensibinin içinde hareket eder” diye konuştu.

“Yönetimde çift başlılık olmaz”

“Yönetimde çift başlılık olmaz” diyen Kurtulmuş, “Anadolu’da çok güzel bir söz var, ‘çatal çomak toprağa saplanmaz’ diye bir laf var. Yönetimde çift başlılık olmaz, Yargı tabii ki yönetimden ayrı olacak, yasama tabii ki yönetimden ayrı olacak, onlar görevlerini yapacak ama yürütmeyi yapanın da ayaklarından birleri, milletten başka birileri ayaklarından çekmeyecek. Millet yürütmesini beğenmiyorsa sandıkta, seçimde indirecek ama bir taraftan yargıyla, bir taraftan devletin içinde birtakım yapılanmalarla yürütmenin ayağından kimse çekmeyecek” ifadelerini kullandı.

Türkiye’deki devlet yapılanmasında bütün imtiyazların, yerele ait kararların büyük oranda merkezde toplandığına işaret eden Kurtulmuş, “Bunların hepsinin yerele devredilmesi,Türkiye siyasetinin önemli reformlarından birisi olacaktır. Eğer imtiyazları merkezde toplarsanız o zaman devlet ele geçirilmesi gereken bir unsur haline geliyor” diye konuştu.

Kurtulmuş, “Paralel yapı niye var, hiç kimse bu tarafını konuşmuyor” diyerek sözlerine şöyle devam etti:

“Şu anda karşı karşıya kaldığımız paralel yapının hedefi neydi ? Devleti ele geçirmekti. Öyle bir şekilde devleti örgütlemek durumundayız ki Türkiye’de geçmiş dönemlerde de hep böyle oldu. Bir takım çevreler, bir takım siyasi odaklar, geçmişte bir takım elitler, seçkinler, askerler ya da siviller bunların hepsi devleti ele geçirmek üzerine odaklandılar. Artık devlet ele geçirilmesi gereken bir unsur olmaktan çıkartılacaktır. Devletin bir tane sahibi vardır, o da milletin bizzat kendisidir.”

“Bu millete artık bu anahtarı vermek, AK Parti’nin boynunun borcudur”

Diğer önemli bir konunun da sivil toplum kuruluşlarının güçlendirilmesi olduğunu anlatan Kurtulmuş, “Şimdiye kadar eski dönemde eski egemenlerin devri bitti. Anahtarı millete vermek dediğim bu. Anahtar şu anda AK Parti’nin elinde. Sanmayın ki anahtar AK Parti’nin elinde, o eski dönemin adamları rahat duracaklar. Onlar da bir kenarda bakıyorlar aman diyorlar ‘Bu AK Parti millete bu gücü, yetkiyi devrederken nasıl olur da biz bir zıplar anahtarı ele alırız’ diyorlar. Paralel çetenin operasyonu budur, bunlardan sadece birisidir. Dolayısıyla bu millete artık bu anahtarı vermek, milletin evlatları olan AK Parti’nin boynunun borcudur, siyasi sorumluluğumuz esas sorumluluğumuz burasıdır. Bu dört alan üzerinde siyasi ve hukuki reformlarımızı yapacağız” ifadesinde bulundu.

Konuşmasında ekonomik alandaki gelişmelere de işaret eden Kurtulmuş, ” Türkiye 12 yılda büyük başarılar sağladı. Bu büyük başarılar makro dengeler bakımından önemli ama ben şöyle söylüyorum bunu da 2. ligden 1. lige çıktık. Önce 3. ligdeydi Türkiye, 2. Lige çıktı, 1. lige çıktı. Ama henüz Süper ligde değiliz. Süper ligde olmak için ha gayret biraz daha yukarıya çıkacağız. Süper ligde olduktan sonra Allah’ın izniyle dünyanın 10 büyük ekonomisinden biri olacağız. Bunun yolu ekonomide de imtiyazları millete devretmektir” ifadesini kullandı.

Yunanistan’daki seçimlere de değinen Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Şimdi Yunanistan’da Syriza diye bir şey var. Aslında Avrupa tarihi için önemli olacak. Başarılı olacaklar, olmayacaklar onu bilmem. Ama Syriza, 1990’lardan sonra gelişen, küresel finans kapitalizmi dediğimiz paradan para kazanma, finans üzerinden, faiz lobileri üzerinden para kazanma ekonomisinin bittiğinin ilanıdır, işaretidir. 10 yıl, 12 yıl boyunca bunu söylemeye devam etmiş bir kardeşiniz olarak söylüyorum. Türkiye’de de oynandı bir oyun. 2001 şartlarını hatırlayın, önce 28 Şubat, bir büyük darbe dönemi, aslında esas darbe ekonomide yapıldı, bu milletten gizlendi, 192 milyar dolar Türkiye’nin28 Şubat’ta kaybı oldu.”

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.