Musa Kıranlı’dan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Mesajı

Reklam
Reklamı Gizle

Türkiye Teknikerler Birliği Ordu İl Temsilcisi / Ünye Fen Adamları Derneği Başkanı

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü;

 

Bugün aslında hüzünlü yaslı ama gelecek için umutlu olduğumuz, bizleri yetiştiren çocuklarımızı yetiştiren, topluma kazandıran varlığımız kadınlarımızın günü… Tüm kadınlarımızı saygıyla selamlıyoruz.

 

Kadınlarımız erkeklerden daha çok aydın, daha çok verimli, daha çok bilgili olmak zorundadırlar.

 

Teknik eğitim almış yüzlerce belki binlerce kadınlarımız sahada değil evlerinde oturmaktadır. Kadınlarımıza sahada çalışmaları için gerekli ortam güvenlik sağlanmalıdır. Kadınlarımız ülkemiz ekonomisine katkıları sağlanmalıdır. 

 

Değerli dostlar, kadına yönelik şiddet kanayan bir toplumsal yara. Teknikerler Birliği Ordu İl Temsilciliği ve Ünye Fen Adamları Derneği olarak sadece mesleki sorunlarımız kendi yaşadığımız sorunları değil, ülkemizi toplumu ve bölgemizi ilgilendiren her konuda taşın altına değil elimizi yüreğimizi koyacağız.

 

Toplumdaki başarısızlığın sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ihmal ve kusurdan doğmaktadır.

 

Toplumun muhafazakarlaştırılması, “örf ve adet”  ve  “zarifleştirilip”;  “mahalle baskısı v.s” adı altında eylemli gericilik ikliminde şiddet kendisine sağlam ve uyumlu bir temel edinmiş, ortam bulmuş Ve şaha kalkan gericiliğin; ekonomik toplumsal kültürel ve –dikkat- örgütlü önderliğinde erkek egemen toplumun şiddet histerisi en zayıf unsur kadına yöneldiği apaçık ortadır.  Sorumlular:  “vahşi kapitalizm” ve genişleyen sosyopolitik yobazlık, adaletsizlik ve ekonomik bozukluk, eşit olmayan gelir dağılımıdır.

 

Kadına yönelik şiddet; kaba güce,  çağdışı göreneklere ve gerici kültüre dayandığı için yobazlıktır…

 

Kadına yönelik şiddet; Anneye, eş’e, kardeş’e ya da herhangi bir kadın olarak zayıfa yapılan saldırı niteliğiyle onursuzluk ve ahlaksızlıktır…

 

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Kadına Yönelik Şiddeti; “Cinsiyete dayanan, kadını inciten, ona zarar veren, fiziksel, cinsel, ruhsal hasarlarla sonuçlanma olasılığı bulunan, toplum içerisinde ya da özel yaşamında ona baskı uygulanması ve özgürlüklerinin keyfi olarak kısıtlanmasına neden olan her türlü davranış” şeklinde tanımlamıştır.  Maddi ve manevi bütünlük hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, ifade özgürlüğü, eğitim hakkı ve çalışma hakkı gibi birçok hak ihlalini de içine almaktadır.

 

Çünkü; Ekonomik ve sosyal çöküntü bireylerde ve toplumda olağanüstü gerilim yaratması kaçınılmazdır.

 

Amerika Ulusal Suç Önleme Kabinesi Direktörü Drew Carberry tarafından şöyle açıklanmaktadır; “Ne zamanki bir kişi kalabalık içerisinde bir suç işlendiğini görüp de hiç bir şey yapılmadığına şahit olursa, hiç bir şey yapmamak o bireyce bir norm olarak kabul edilir.” Diyor.

 

Kadına yönelik şiddet suçuna duyan, izleyen, tanık olan insan sayısı artarken; sessiz kalınması, görmezden gelinmesi, üstü örtülmesi, önemsenmemesi ve sonuç olarak bir şey yapılmaması  yıkıcı etkilere sahiptir.. Bu ve benzer her olay yaşamımızın her anı için geçerlidir.

 

Değerli kamuoyu, kıymetli hemşehrilerimiz, Bölgemizin yetiştirmiş olduğu değerli yöneticilerimiz büyüklerimiz, idarecilerimiz, Dernek yöneticilerimiz, Sivil Toplum Kuruluşlarımızın değerli temsilcileri;

 

“Durmak zamanı değil, Şiddeti durdurmak zamanıdır.” Yasalar çerçevesinde Uğraş, didin, düşün, ara, bul, koş, atıl, bağır, haklarından vazgeçme. Ama sonuç nerde?” Şiddet, her yerde var, sokakta, okulda, işyerinde, gözaltında, savaşlarda şiddetin her türü yaşanıyor.

 

Şiddet korkutuyor, şiddet sindiriyor, acı veriyor, zarar veriyor. Bir kısır döngü halinde evde, okulda, sokakta yaşanan şiddet giderek toplumun sağlığını bozuyor.

 

Aslında kadına yönelik aile içi şiddet sadece kadının sorunu mu, tabii ki HAYIR, bu sorun toplumsal bir sorun..

 

Bu nedenle, sadece kadınların mücadelesi ile şiddet önlenemiyor, önlenemez de.

 

Bakınız sizler için araştırdık; Türkiye’de güncel gelişmelere baktığımızda tablo kadınlar açısından çok karanlıktır.

 

Dünyada, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde ve Türkiye’de kadına yönelik şiddetin kaynağını araştırmaya kalktığımızda ortak bir nedene rastlarız: Eşitsizlik. Bunun kadınlar aleyhine nasıl işlediğine dair aşağıdaki veriler dikkat çekicidir.

 

-Gelişmekte olan ülkelerde günde bir dolardan daha aza yaşayan 1.3 milyar insanın %70’i kadındır.

 

-Küresel üretimin %66’sı kadınlar tarafından gerçekleştirilmesine rağmen, küresel gelirden kadınların aldığı pay sadece % 10’dur.

 

-Kadınlar, dünya mal varlığının sadece %1’ine sahiptirler.

 

-Dünyada, okuma yazma bilmeyen nüfusun üçte ikisi kadındır.

 

-İşsiz kadın nüfusu işsiz erkek nüfusunun 1.5 katıdır.

 

-15 yaş üzeri kadın nüfusun iş gücüne katılım oranı AB ülkelerinde %42 iken, Türkiye’de %26’dır. Oysa ki, varılmak istenen oran, AB Lizbon Stratejisi’ne göre %60‘dır.

 

-Tüm dünyada, kadınlar erkeklere göre %20 – %50 oranında daha az maaş ve ücret almaktadır. Bu oran Türkiye’de %60’ dır.

 

-Türkiye, küresel göstergeler sıralamasında kadın hakları bakımından 136 ülke arasında 126. sırada olmuştur; Türkiye genelinde 3 bin 500 il genel meclisi üyesinin yalnızca yüzde 3,5’u kadındır. Muhtarlarda ise bu oran yaklaşık yüzde 1 düzeyindedir.

 

Kadına yönelik şiddetin birçok boyutu, yönü ve oranı vardır. Biraz daha açıklayıcı olması açısından aşağıdaki veriler çok çarpıcıdır:

 

Dünyada kadınların % 49’u psikolojik şiddet görerek yaşamlarını sürdürmektedir.

 

Kırsalda yaşayan kadınların %41’i, şehirde yaşayan kadınların %27’si, evliliklerinde, en az bir kez fiziksel şiddete maruz kalmaktadır.

 

 

 

 

Kadına şiddet ayıptır, günahtır denilmekle çözüm olmuyor, Aile içi şiddet artık aynı zamanda kanunda yer alan bir suçtur.

 

Peki, Şiddeti nasıl önleyeceğiz?

 

Şiddetle mücadele için yasalar çıkarılıyor, kadın kuruluşları, avukatlar, kent konseyi kadın meclisleri,  duyarlı yerel yönetimler ve STK ları Şiddeti önlemeye ve mağdurlara destek vermeye çalışıyorlar..

 

Her konuda olduğu gibi; Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Ünye Belediyesi ve Ünye Kent Konseyine öncelikle Sayın Belediye Başkanımız ve Sayın Prf.Dr.Ayşe Yalın Hocamıza, Ünye’den Dünyaya Medya açılımı proje kapsamında düzenlenen seminer ve çok kutsal bir görev üstlenen Ünye Elele derneği çalışanlarına, ve her zaman iyi örnekler olan duyarlı Ünye Halkımıza “Kadına yönelik şiddet” konusunda da yaptıkları çalışmalar bilgilendirme seminerler için katkıları için teşekkür ediyor, bir kez daha Ünye olarak Ünyeli olarak farkındalık yaratmak için Her türlü Şiddetin önlenmesi için el ele verilmesi gerektiğini hatırlatıyoruz. Çünkü; KADINA YÖNELİK ŞİDDET, TOPLUMUN TÜM KESİMLERİNİN ORTAK VE KARARLI MÜCADELESİYLE ÖNLENEBİLİR. Buna inanıyoruz.

 

Ama her kurum kendi üstüne düşen görevi yapsa bile şiddet önlenemiyor. Çünkü çözüm için kararlı bir devlet politikası olması gerekmektedir. Bakıldığında yasa ve kanunlar nezdinde ülkemiz gerçekten yaşanılacak ülke amma maalesef yasa ve kanunların uygulanmadığı ülke de bizim ülkemiz maalesef Yasalar var ancak yasalar uygulanamıyor. Yasalar adeta çiğnenmek için çıkarılmış.

 

Ünye Fen Adamları Derneği ve Teknikerler Birliği olarak asla ve asla siyasi kimlik taşımayacağız. Herhangi bir siyasi parti yada siyasi grubun taraftarı olmayacağız. Aldığımız aile terbiyesi, toplumsal örf ve adetlerimiz, eğitim ve bilgilerimiz ile Sorumluluğumuzu, nerede olduğumuzu ve nerede duracağımızı, yerimizi biliyoruz. Ancak gerçekleri görmekten ve konuşmaktan da kaçınmayacağız.

 

Kadına yönelik şiddeti önlemek, kararlı bir devlet politikası ister, bunu kararlılıkla uygulayan bir yönetim ister.

 

Siz kadınlarımız için araştırdık. Bakalım kadına şiddeti önlemek için böyle bir kararlılık var mı?

 

* Kadına en az dört çocuk doğur demek, onu baskı altına almak demektir, bu bir tür şiddettir.

* Kadına doğumu nasıl yapması gerektiğini dayatmak, sezaryeni yasakladım demek nedir, bu da bir tür şiddettir.

* Karma eğitim kaldırılsın, Kız erkek ayrı okusun, Kız erkek ayrı otursun demek.. Cinsiyete dayalı ayrımcılıktır. Ayrımcılık ise şiddete yol açan temel nedendir.

* Çocuk gelinler sorununa göz yummak, kız çocukların eğitim hakkından yoksun kalmalarına yol açmak. Yine şiddete yol açan temel nedenlerden birini görmezden gelmek, demektir..

* Kadına karşı şiddetle uğraşacağına, önce insanlığa karşı şiddetin önlenmesine çalış demek, kadını insandan saymayan bir zihniyettir.

 

Bu zihniyetle şiddeti önlemek mümkün mü? Takdir siz değerli kamuoyunundur.

 

 

Musa KIRANLI

Türkiye Teknikerler Birliği Ordu İl Temsilcisi / Ünye Fen Adamları Derneği Başkanı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.