“Ünye’nin Sınırına Dikey Yapılaşma Dayanmış Durumda”
Jeoloji Mühendisi Kadir Gülay ve Şehir Plancısı Mustafa Aybastı Ünye'nin tek televizyonu A52TV'de her sabah yayınlanan Manşet programında İrfan Çavuşoğlu'nun konuğu oldular
Genel - 20-02-2023 00:30
Jeoloji Mühendisi Kadir Gülay ve Şehir Plancısı Mustafa Aybastı Ünye'nin tek televizyonu A52TV'de her sabah yayınlanan Manşet programında İrfan Çavuşoğlu'nun konuğu oldular.
Şehir Plancısı Mustafa Aybastı ve Jeoloji Mühendisi Kadir Gülay, 10 ili etkileyen büyük depremin ardından merak edilen soruları yanıtladılar.
“Sağlam Görünen Binaların İçi Moloz Yığınıyla Doluydu”
“Biz İskenderun’a gittik. Antakya, Adıyaman, Nurdağı buralara gittiğimizde televizyondan gördüğümüzden farklıydı. Televizyonda bir yıkım yok gibiydi. Sağlam görünen binaların içine girip baktığımızda içerisi tamamen moloz yığınıydı, Yine bir tane cam bina vardı. Camlar sapasağlam duruyordu. İçerisi aynı şekilde tahrip olmuştu. Birde çok bina farklı farklı şekillerde yıkılmış ve tahrip olmuştu. Yine alüvyon bir zemin olduğu için sıvılaşmadan dolayı ve bina kalitesinden dolayı bir çok bina yıkılmış, tahrip olmuş durumdaydı. Herkes perişan durumdaydı. En büyük sıkıntı barınma ve ısınmaydı.”
“Elimizden Geldiğince Yardımlarımız Devam Ettireceğiz”
“Biz orada ilk etapta 30 tane çadır kurduk. Kurduğumuz çadır alanı korunaklı bir yerdeydi. Üniversitenin etrafındaydı. Çadırların içine yerleşen aileler oldu. Elimizden geleni yapmaya çalıştık. Elimizden geldiğince deprem bölgesine millet olarak yardımlarımızı devam ettireceğiz. Giderken Niğde üzerinden gittik. Yollar bomboştu. Dönüş ise bayram dönüşü gibi kalabalıktı.”
"Düzce Depremi İçin Söylenen “Deprem Öldürmez Bina Öldürür” Sloganına Katılıyorum"
“İnşallah böyle bir durumla bir daha karşılaşmayız. Ama Türkiye’nin içinde bulunduğu vaziyete bakarsak biz bunu yeniden yaşayacağız. Çünkü Türkiye’nin yaklaşık olarak 1/3’ü deprem ana fay hatları üzerinde bulunuyor. Jeoloji haritasında bunu görüyoruz. Düzce depreminde İstanbul üzerinden söylenen bir slogan geliştirilmişti. Deprem öldürmez bina öldürür’ aslında bu slogan devam ediyor. Japonya’da da deprem oluyor. Herkes hayatına normal bir şekilde devam edebiliyor. Tabiki de kaderimizde ölüm varsa deprem öldürür. Ama önlem önemli.”
“Belediyenin Bu Projeye Gücü Yetmez”
“Afrika fay hattına Hatay’a uzanan periyotta bir deprem 500 yıl önce olmuş. Bu büyük bir deprem kamera kayıtlarını 3 kez daha izledim. Yıkılan binalar var evet ama çoğunlukla kent merkezinin yıkıldığı gözüküyor. Yani eski stoklar yıkılmış durumda. Tabiki Türkiye’de kentsel dönüşüm bir sürü var. İstanbul’da kısmen yapılıyor gözüküyor. Diğer kentlerde de belediyelerin girişimiyle yapılıyor gözüküyor ama Hatay’daki deprem bölgesinin kentsel dönüşümünü Belediye’de başaramaz. Belediyenin kadroları bir kere işlev olarak yetersiz. Gerçekten Belediye’nin bu projeye gücü yetmez.”
“En Büyük Tehdit Şuanda İstanbul’da"
“İstanbul’a böyle bir deprem olsa 15 milyon insan var. Bir kere Türkiye ekonomisi biter. En büyük tehdit şuanda İstanbul’da şuanda bunun altından zor kalkılır. Bütün Türkiye seferber oldu. Herkes seferber oldu. Belki bir sene sonra bütün yaralar sarılır. Madencileri görüyoruz. Kafamızı uzatamayacağımız yerlere giriyorlar. Devletimiz belediyelere gerekli yetkiyi vermiş durumda. İlçe belediyeleri büyük çaplı bir çalışma yapıyor bunu biliyorum. Belediye bu binaları kentsel dönüşüm şeklinde etap etap yapıyor. Kentsel dönüşüm Türkiye ortalamalarında rantsal dönüşüm mü? Neden öyle düşünüyorum çünkü Ankara’da bakanlık denetlemeden belediye uygulayamıyor. Talep fazla oluyor. Ankara bu talebi dengeliyor.”
“2011 Yılında Yaşanan Düzce Depreminde TOKİ Zemini Sağlam Evler Yaptı”
“Düzce depremi 2011 yılında oldu ben Samsunda çalışıyordum. Bölgeye mesleki olarak gittik bölgede çalışmada yaptık. Düzce bir gölün üzerine kurulmuş Alüvyon topraktan bir şehirdi. Herkes boşalttı Düzce’yi, bir ay sonra baktık ki herkes Düzce’ye geri dönmeye başladı. TOKİ orada güzel bir çalışma yaptı. Devlette bakanlık seviyesinde böyle bir çalışma yapacak gibi gözüküyor. TOKİ merkezdeki alana değil de daha arka taraflara TOKİ evleri kuruldu. Evler daha sert kayalara kuruldu. Tabi ki Düzceliler buna biraz tepki gösterdi. Şehir kurulması gereken yerler biraz yüksek kesimler olmalı”
“Tek Şansımız Fay Hatlarına Uzak Olmamız”
''Türkiye fay haritasına baktığımızda Ünye’den geçen bir fay hattı gözükmüyor. Ama bu depremden etkilenmeyeceğiz anlamına asla gelmiyor. Ordu’nun etrafında diri olmayan faylar var. Hatta geçen senelerde 4 şiddetinde bir deprem olmuştu. Yine de önlem almamız gerekiyor. Tedbirli hareket etmeliyiz.”
Ünye’nin tek şansı fay hatlarına uzak olması. Bizden daha şanslı olan Sinop , Giresun ve Trabzon var buralar bizden çok daha güvenli. Oralarda da heyelan tehlikesi mümkün. Felaketler bitmiyor. Her bölgede oluşabilecek bir felaket türü karşımıza çıkabiliyor. Atatürk parkı civarları bataklık gibi çöküyor. Bu konuya dikkat etmek gerekiyor. İmalatların belediyeler tarafından doğru tasarlanması gerek. Şehir planlamalarının başımıza ne gibi felaketler açabileceğini yaşadığımız acı felaketlerle gördük. “
“Tabakhane Deresi Islah Edilmese Merkezimiz Olmayabilirdi”
“Planlama açısından tabakhane deresi kentin üzerinden geçiyor. Ünye kenti hiç yokken bile bu dere mevcut. Belki de bu hali ıslah edilmiş hali. Islah edilmediği dönemde tabakhane deresini düşünün bir kent merkezimiz yok. Bu derenin havzası denize açıldığı yerde tüm taşıdığı şeyleri çevreye yaymış. 20-30 metre bir balçık dolu. Ünye’nin merkezinin altından bir balçık geçiyor. Merkezimizin genel bir sıkıntısı olmasa da bu planlamanın uygun adımlarla atılması gerek.”
“Ünye’nin Sınırına Dikey Yapılaşma Dayanmış Durumda”
“Türkiye’de 1990’lara kadar İstanbul dışında dikey yapılaşma yoktu. İstanbul’un en fazla dikey yapılaşmasının olduğu yer ise Şişli bölgesiydi. Dünyada ki trend değişti. Türkiye’de bu dikey yapılaşmaya uyan ülkelerden biri oldu. Ankara’ya gittiğimizde %50 oranında dikeyleştiğini gördük. En yakın bölgemizde Fatsa enteresan bir dikeyleşme yaşadı. 12 katlı bir bina yapıldı. İmar planlamasında eşitleme vardır. Her binanın o ilkeye göre düzenlenmesi gerekir. Fatsa belediye meclisi şöyle bir karar aldı, 1000 metre kareyi geçen parsel alanlarında kentin tümünde dikeyleşme yapılabilir dendi. Çıkış noktası da Samsun Atakum örnekleriydi. Biz Samsunda bile böyle bir dikeyleşmeye rastlamadık. Millet birbirini mahkemeye verdi. Hukuk bozulmadı. Çünkü bu karar Fatsa'nın geneline verilmiş oldu. Rize örneği verildi. Bunun zor bir örnek olduğunu söyledik. Rize’nin fotoğrafını çıktı aldık. Fatsa belediyesine götürdüm. Bu karar belediye meclisinden geçti. Dedim ki bu Fatsa 5 yıl sonra Rize’yi bile geçer. Şu an Ünye’nin sınırına dikey yapılaşma dayanmış durumda. Kuzey doğu fay hattında bir deprem olduğunda nasıl bir sonuç çıkacak merak ediyoruz.”
“Binalarımızın da Bir Kimliği Olmalı”
“Araba aldığımız zaman tekerine bakıyoruz, araçta bir hasar var mı diye kontrol ediyoruz. Aldığımız evler içinde böyle bakımlara ihtiyaç duyuyor muyuz ? bunlara hiç dikkat etmiyoruz. Etmemiz gerekiyor. Deniz görüyor mu , mimari güzel mi sadece bu soruları soruyoruz. Bugün bir kedinin bir köpeğin bile nüfus cüzdanı var. Binalarında kimlikleri olmalı. Bina kaç yaşında? Şartları nedir depreme dayanıklı mı bu soruları sormamız önlemimizi almamız gerekiyor. 99 sonrası birkaç şartname geçirdik. 2018 yılında ki şartname depremle ilgili dünya açısından önemli bir düzenleme. Depremden sonra bir düzenleme olabilir. ”
“Alacağımız Evleri Kontrol Etmeliyiz”
“Son yaşadığımız deprem felaketinden sonra insanlar doğal olarak ev alma konusunda çekimser olmaya başladı. Bu durum alıcının dikkati ile aşılabilecek bir şey. Tabi ki binalarımızın da dayanaklı olması gerekiyor. Ama binaları inceleyebiliriz. Buna göre hareket etmeliyiz. Az önce dediğimiz gibi binaların yaşı nasıl yapıldığı en ufak beton kalıntısı bile çok önemli. Vatandaşlarımızın ev alırken bunlara dikkat etmesini şiddetle öneriyoruz. Bina yapacak arkadaşlarımızın da deprem konusunu göz önünde bulundurmalı.”
“Kentsel Tasarım Projesi Tercih Edilmeli”
“Fatsa’da yaygın olarak kullanılan dikey yapılaşmanın ardından Ünye’de böyle bir istek oluştu. Bir rant sağlanmaya çalışıldı. Dikey yapıların hepsi deniz gören rezidanslar olarak emlak şablonlarında yerini alınca Ünye- Fatsa rekabeti bu konuya taşınmış oldu. Dikey yapılaşma neden Fatsa’da var bizde yok diye bir fikir çatışması başladı.
Ama her kentin kendine özel mimari bir özelliği var. O zaman ki Ünye Belediye Meclisinde şöyle bir karar aldık. Eski Belediye Meclisimizde teknik olarak çok üyemiz vardı. Maalesef şu an öyle bir durum yok. Bizde bu projeye karşı dedik ki , biz Ünye’ye bu projeyi geçirmeyelim. Dikey yapılaşmayı istemelerinin sebebi 2 katına satış yapmaktı. Bu başarı 1 yıl boyunca sürdü. Presler devam etti başkana çıkıldı, itirazlar edildi.
Müteahhitler ayağı kalktı. Ahmet Çamyar döneminde yeni bir revizyon yapıldı. Yüceler bölgesinde 12 gibi bir kata izin verildi. Biz orada da küçük bir öneride bulunduk. Ünye Belediye Başkanı Sayın Hüseyin Tavlı bu öneriyi de baza alarak Çimento ile Fatsa sınırında ki rakamı 12’den 10 a düşürdü. Bu karar güncel belediye olarak doğru bir karardı. Ancak Ünye’de bazı bölgelerimizde de çarpık kentleşmenin sıklığını görmeye başladık. Bence bu durum yanlış. Bizim tarihi bir dokumuz var. Bu dokunun üzerine dikey yapılaşmayı eklemememiz lazım. Atatürk mahallesine yakın bölgelerin 4-5 kata çevrilmesi gerekiyor. Kent merkezi için bu durumun önemli olduğunu düşünüyoruz. Vatandaşlarımızda %90 bizim düşüncemizde bu konuyu ele alıyor. Kentsel dönüşümün bir ötesi daha var. Bunun adı kentsel tasarımıdır. Mühendisler, mimarlar oturarak bu projeler üzerine çalışmalara başlasın. Bölge şeklinde rahat bir çalışma ortamı yaratılabilir. 10 yıl sonra imar bölgelerinin dönüşmesine şahit olacağız.”
“Cennet Diye Satılan Binalar Cehenneme Dönmemeli”
“Ordu’da 18 tane yapı denetim var. Bu artırılmalı. 18 tane yapı denetim hangi inşaata yetişebilir. Bu sayı artırılarak güvenliği sağlayabiliriz. Yapı denetimi tabi ekonomik açıdan zorluğa sokmadan artırmalı. Bu durum sağlandığında ne olacak vatandaşa yansıyacak. Aldığı dairelerin fiyatı vatandaşın cebini güldürecek. Cennet diye satılan binaların bir cehenneme dönmemesi için adım atılmalı .”
“İşin Tekniğini Bilen Profesyonellerle Çalışılmalı”
“Suçu bir kişiye yüklemek doğru değil. Sadece müteahhit ekseninde iş dönerse bu da doğru değil. Denetleme olsaydı bu sonuçlar olmazdı. Kırmızı ışığı sarıya çevirdik. Kimse yayaya yol vermiyor. Denetlemenin önemini kavrayabilseydik suçlayacak birilerini aramazdık diye düşünüyorum.
Denetim en önemli mekanizmadır. Müteahhit bazından fatura kesmek yerine şapkamızı elimize alıp düşünmeliyiz. Sistemi elden geçirmeliyiz. Devletimizin gerekli önlemleri alacağını düşünüyorum. Müteahhit ‘ e gelene kadar iş yapı denetime geliyor. Bu çok kapsamlı bir sorgulama olmalı. Katmanlı şekilde etrafa yayılan bir süreç. Tek bir kişiyi suçlamak bence doğru değil. Yapı denetim kurumlarına jeoloji mühendisleri alınmalı. İşin tekniğini bilen profesyonellerle çalışmalı.
Bu durumu da Karadeniz bölgesinde Ünye Belediyesi idare ediyor diyebiliriz. Bizde hatta belediyeye ricada bulunarak bizim denetlenmemiz gerektiğini söyledik. Denetim konusunda Ünye Belediyesini takdir ediyoruz. Jeoloji mühendisinin Ünye’de olmadığı söylendi. Kim denetleyecek dendi. Ordu’dan yetkililerin geleceği söylendi. Bu durum bizi rahatsız etti. Neden ilçemizi kendimiz denetlemek varken başkası denetlesin ki? Denetleme önlemini her konuda almalıyız. Projeler onaylanıyor 6 mühendis çiziyor. Belediye onaylı projeler çıkıyor. Bu da belediye de yasal duruma göre incelenerek onaylanıyor.
Belediyenin kaçak bir yapı olmadığı sürece araziye gelme durumu yok. Bu durumun öncesinde projeler çiziyor. Geriye geldiğimizde bu imar planını kim onaylıyor. Belediye Meclisleri onaylıyor. Belediye Meclislerini kim yönetiyor Belediye Başkanları. Çevre bakanlığı kanunlarla meclislere bir denetim mekanizması koyuyor. Revizyon süreçleri oluyor. Projeleri belediye sadece onaylıyor.”
“Yasaya Teknik Adam Şartı Koyulmalı”
Bir müteahhit belediyeden ruhsatını aldığı gün rahatlıyor. Müteahhit bu durumda ki en son halka oluyor. Hazır beton sistemi diye bir sistem var. Bu sistemi bazı belediyeler kullanılıyor. Serbest piyasada çalışan müteahhitler var. Ustaların çoğu alaylı,herhangi bir eğitimleri yok. Demircinin de eteğinden taşları dökmesi lazım. Belediye Meclisinde bu projeler onaylanırken insanların neye oy verdiğini bilmesi lazım. Bütün yapıların elden geçirilmesi gerek. Bu olay bir müteahhitti tutuklayarak düzelemez. Yasaya teknik adam olması şartı koyulmalı. Bu maddenin olmayışı sorgulanmalı. Başkan %25’lik teknik kadroyu meclise koymalı. İmar konusunda zemini güçlendireceğiz diyorlar.
Hukuktan, tekniğe bir paradoks ortaya çıkıyor
“Belediye Teşkilatlarının Yenilenmesi Lazım”
“Deprem sonrasında fay hatlarının detaylı inceleceği söylendi. Konutları bu noktalara uyarak kuracaklarından eminim. Müteahhit grubu dışında ki gruplardan da bir görüş alınması gerekiyor. Sizin bölgenizdeki eksikler nedir diye görüş alınmalı. Bu şekilde hareket edilmelidir. Bu Türkiye için daha iyi bir politikadır. Belediye teşkilatlarının yenilenmesi lazım. Daha iyi bir denetim mekanizması lazım. Genel olarak bu kadroları kurmak gerekiyor. Bu felaketten ders çıkarmazsak daha yıkıcı şeylerle mücadele etmek zorunda kalabiliriz. Belediye Meclislerinde teknik elemanların olması konusunu tekrardan belirtiyorum. Bence bir deprem sokağı bırakılmalı. Bir hissiyat yaratılarak bu acı günler unutulmamalı. Yeni nesile bizim bunları anlatmamız lazım. İnsanlar bu sokaktan geçerken bina konusunun ne kadar hassas olduğunu fark edebilir. Şu anda devletimizde aktif olarak elini taşın altına koyuyor. Halkımızın da bu dayanışması büyük bir örnektir.”
https://www.youtube.com/watch?v=sw9L5xFVuz8&ab_channel=A52TV-%C3%87ak%C4%B1rTv
Günün Diğer Haberleri