Sosyal medya kullancıları bu kararı demokrasiye vurulan bir darbe olarak yorumlarken, bu süreçte Ekrem İmamoğlu'nun yanında olacaklarını belirtti. Farklı partilerden ve görüşlerden insanlar bu olaya tepki gösterek fikirlerini belirtti.
İmamoğlu ve destekçileri, söz konusu kararın siyasi olduğunu savunurken, üniversite yönetimi işlemin tamamen hukuki gerekçelere dayandığını belirtti. Üniversite, yaptığı açıklamada doğrudan Ekrem İmamoğlu’nun ismini vermedi. Ancak, 1990 yılında İşletme Fakültesi İngilizce programına usulsüz yatay geçiş yapan 28 kişinin diplomalarının “yokluk” ve “açık hata” gerekçesiyle iptal edildiğini duyurdu. İptal edilen diplomaların, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile paylaşıldığı ifade edildi.
Bu gelişmenin hemen ardından, Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 100’den fazla kişi hakkında çeşitli suçlamalarla gözaltı kararı alındı. Gözaltı işlemlerinin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen “Kent Uzlaşısı” ve “CHP’de Para Sayma Görüntüleri” başlıklı yolsuzluk iddialarıyla bağlantılı olduğu bildirildi. Sosyal medya kullanıcıları da bu duruma büyük tepki gösterdi.
İmamoğlu, kararın ardından bir video paylaşarak durumu “hukuksuzluk” olarak tanımladı. Kendisine yapılan bu işlemin sadece kendi kişisel durumu değil, tüm Türkiye’nin kazanılmış haklarının tehlikeye girmesi anlamına geldiğini vurguladı. "Bugün benim diplomamın iptali umurumda değil, artık herkesin kazanılmış tüm hakları tehlike altındadır" diyerek, yaşananların sadece kendisini değil, toplumun tamamını ilgilendirdiğini söyledi.
Hukuki Süreç:
Ekrem İmamoğlu'nun, İstanbul Üniversitesi'nin kararına karşı başvurabileceği hukuki yollar şu şekilde sıralandı:
İdare Mahkemesi’ne dava açılabilir. Mahkeme aleyhte karar verirse, Bölge İdare Mahkemesi’ne (istinaf) başvurulabilir. Süreç Danıştay’a taşınabilir. İç hukuk yolları tükenince, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’ne başvuru yapılabilir.İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan, BBC Türkçe’ye yaptığı açıklamada, "Gerekirse AİHM’ye kadar gideceğiz" diyerek, hukuki mücadelenin uzun süreceğini belirtti.
Bu süreç, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yönetimi ve Türkiye'nin siyasi gündemi açısından kritik bir dönüm noktası oluşturuyor.