ORHAN GÜLER’İN KÖŞE YAZISI

ORHAN GÜLER’İN KÖŞE YAZISI

Ünye - 14-05-2026 13:38

Kıymetli okurlarım;

Hayatımızı kuşatan, hayatımızın her anında, gerek ailemizde, gerek toplumsal, gerek ikili ilişkilerimizde önem arz eden bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Ağzımızdan çıkan sözlerimiz.

Söylediğimiz sözler sonsuzluğa (Ahirete) giden yolda kendimizin yolunu parlatırken başkasının yolunu da aydınlatmalı. Unutmayalım, söylediğimiz söz hem kendimizin hem de karşımızdaki muhatabın Ahiretine etki eder.

Ağzımızdan çıkan her kelimenin bir yankısı, her cümlenin bir ruhu vardır. Söylediğimiz o güzel sözler, kelimelerin sadece birer iletişim aracı değil, aynı zamanda birer “ışık saçtığını bilmeliyiz”

Madem niyetimiz hem kendi yolumuzu parlatmak, hem de başkasının ufkunu aydınlatmak, işte bu derinliğe eşlik edecek birkaç gönül yolunu aydınlatan sözler;

•             “Dil, kalbin kapısıdır; oradan ne çıkarsa evvela sahibinin evini, sonra misafir olduğu gönlü aydınlatır.”

•             “Kelimelerinize güzel kokan çiçek muamelesi yapın; öyle serpin ki geçip gittiğiniz yerlerde sadece kokunuz değil, baharınız da kalsın.”

•             “Bir insanın karanlığına mum yakamıyorsanız, en azından dilinizle fırtına koparmayın ki kendi cılız ışığını koruyabilsin.”

•             “İyilikle söylenen bir söz, sadece söylendiği ana ait değildir; o, muhatabının en karanlık gecesinde parlayacak bir kutup yıldızıdır.”

•             “Kendi yolunu aydınlatmak isteyen, önce başkasının elindeki feneri tutuşturmalıdır. Zira iki mumun ışığı, tek bir mumun karanlığından çok daha uzağı gösterir.”

Bir Küçük Tavsiye

Sözlerin gücü, içindeki sahicilikten gelir. Bazen sayfalar dolusu nasihatten ziyade, içten gelen bir gönül alıcı söz, “Yanındayım” veya “Seni anlıyorum” cümlesi, sonsuzluğa giden o yoldaki en güçlü meşale olur.

“Söz var gelir geçer, söz var deler geçer, söz var yarayı sarar geçer. Sen sarıp geçenlerden ol.”

Bu bakış açısıyla devam ettiğiniz sürece, bastığınız her yerin güzel bir bahçeye dönüşmemesi için hiçbir sebep yok. Sizin de yolunuz her daim aydınlık olsun!

İslam geleneğinde ve tasavvufi düşüncede “güzel söz”, sadece dünyayı güzelleştiren bir nezaket kuralı değil; bizzat terazide ağır basacak, kulun şahitliğini yapacak ve mahşerin o dehşetli hararetinde serinlik verecek bir sadakadır.

Hesap gününde kelimelerimizin bize nasıl birer şefaatçi ve çıkış yolu olabileceğine dair şu hikmetli sözleri paylaşabilirim:

Mahşer Gününe Işık Tutacak Sözler

•             “Dünyada dilleriyle gönül yapanların, ahirette yollarını bizzat o gönüllerin duası aydınlatır.”

•             “Dilini hayra alıştıranın, mizan başında kelimeleri zırh olur; zira Allah katında en ağır gelen amel, güzel ahlakın sesi olan güzel sözdür.”

•             “Ahiret heybeni sadece sessiz tesbihlerle değil, bir yetimin yüzünü güldüren, bir darda kalana ‘ümit var ol’ diyen kelamlarla doldur. O kelamlar sırat köprüsünde senin kandilin olur.”

•             “Hesap günü geldiğinde, dudaklarından dökülen her incitici söz birer düğüm; her şifalı söz ise o düğümleri çözen birer anahtardır.”

•             “Huzur-u İlahi’de konuşmak sırası bize geldiğinde; dilimizden dökülenlerin dünyadayken başkasının yarasını sarmış olması, en büyük çıkış kapımızdır.”

Bir müjde niteliğinde güzel sözün uhrevi değerini anlatan en zarif ölçülerden biri şudur:

اتَّقُوا النَّارَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ ، فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَبِكَلِمَةٍ طَيِّبَةٍ

“Yarım hurma ile de olsa, o da yoksa güzel bir sözle kendinizi ateşten koruyun.” (Hadis-i Şerif)

Bu bakış açısıyla; bir insana verdiğiniz selam, bir kalbe bıraktığınız huzur veya bir ümitsize aşıladığınız inanç, aslında sizin kendi ahiret karanlığınızı aydınlatmak için gönderdiğiniz birer nur kredisidir. Siz başkasının dünyadaki dar geçitlerini sözlerinizle genişlettikçe, Allah da sizin ahiretteki dar geçitlerinizi genişletsin.

Peygamber Efendimiz (sav),

إِنَّمَا بُعِثْتُ لِأُتَمِّمَ مَكَارِمَ الْأَخْلَاقِ

“Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim,” buyururken aslında Dilin terbiyesini bu ahlakın merkezine koymuştur. O’nun sünnetinde konuşmak, sadece bilgi aktarmak değil, bir nezaket ve kulluk sanatıdır.

İşte güzel söz söylemenin hem dünyadaki hem de ahiretteki önemine dair o eşsiz tavsiyeler ve hadis-i şerifler:

1.           Güzel Sözün “Sadaka” Sayılması

İslam’da birine maddi yardımda bulunmak ne kadar sevapsa, bir gönlü hoş tutmak da o derece kıymetlidir.

الْكَلِمَةُ الطَّيِّبَةُ صَدَقَةٌ “Güzel söz sadakadır.” (Buhari)

Bu hadis bize şunu söyler: Cebinde Verecek bir kuruşun olmasa bile, dilinle bir yarayı sararak cennet kapısını aralayabilirsin.

2.           Ebedi Kurtuluşun Anahtarı Olarak Dil hususunda, Peygamberimiz ahiret saadetini garanti altına almak isteyenlere en kestirme yolu şöyle göstermiştir:

مَنْ يَضْمَنْ لِي مَا بَيْنَ لَحْيَيْهِ وَمَا بَيْنَ رِجْلَيْهِ أَضْمَنْ لَهُ الْجَنَّةَ“ Kim bana iki çenesi arasındaki (dilini) ve iffetini korumayı garanti ederse, ben de ona cenneti garanti ederim.” (Buhari)

3.           Susmanın Hikmeti Bazen en güzel söz, kötülüğe karşı susmaktır. Efendimiz bu dengeyi şu Meşhur sözüyle kurmuştur:

 

مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أَوْ لِيَصْمُتْ

“Allah’a ve ahiret gününe iman eden ya hayır söylesin ya da sussun.” (Müslim). Yani ağzımızdan çıkacak kelime birinin yolunu aydınlatmayacaksa, en azından gölge etmemelidir.

4.           Ateşe Karşı Bir Kalkan

Hesap günündeki o büyük mahkemede küçük bir sözün bile ne kadar büyük bir kurtarıcı olabileceğini şöyle ifade etmiştir:

اتَّقُوا النَّارَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ، فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَبِكلمَةٍ طَيِّبَةٍ

“Yarım hurma ile de olsa ateşten korunun; eğer bunu da bulamazsanız, güzel bir sözle (korunun).” (Buhari)

5.           Müslüman’ın Tanımı ve Nezaketi

Gerçek bir inananın dilinden kimsenin zarar görmemesi gerektiğini vurgular:

الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ 

Müslüman, dilinden ve elinden diğer Müslümanların güvende olduğu kimsedir.” (Buhari)

Peygamberimizin Konuşma Üslubuna Dair Tavsiyeler;

Peygamber Efendimiz sadece ne söyleyeceğimizi değil, nasıl söyleyeceğimizi de bizzat yaşayarak öğretmiştir:

•             Tane tane konuşurdu: Dinleyenlerin anlayabilmesi için yavaş ve net konuşur, önemli şeyleri gerekirse üç kez tekrar ederdi.

•             Boş konuşmazdı: Gereksiz, faydasız ve başkasını ilgilendirmeyen konulardan uzak dururdu.

•             Müjdeleyiciydi: İnsanları korkutarak değil, sevdirerek ve müjdeleyerek konuşurdu.

•             يَسِّرُوا وَلَا تُعَسِّرُوا ۖ وَبَشِّرُوا وَلَا تُنَفِّرُوا “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin,” derdi.

•             Yüzü hep güleçti: Sahabeden Abdullah b. Haris, “Rasulullah’tan daha çok tebessüm eden birini Görmedim,” der. Sözü, tebessümüyle birleşip muhatabının ruhuna işlerdi.

Sonuç Olarak

Efendimizin şu uyarısı hepimiz için bir pusula olmalı: Peygamber Efendimiz (sav), amellerin zirvesinden bahsettikten sonra dilini tutmasını tavsiye etmiş, Hz. Muaz’ın “Biz konuştuklarımızdan ötürü hesaba mı çekileceğiz?” sorusu üzerine bu meşhur cevabı vermiştir.

وَهَلْ يَكُبُّ النَّاسَ فِي النَّارِ عَلَى وُجُوهِهِمْ أَوْ عَلَى مَنَاخِرِهِمْ إِلَّا حَصَائِدُ أَلْسِنَتِهِمْ “İnsanları yüzüstü cehenneme sürükleyen, dillerinin hasadından (söylediklerinden) başkası değildir.”

Görüyoruz ki; dil ya bizi âlâyı illiyyine (yücelerin yücesine) taşıyan bir kanat ya da aşağıların aşağısına çeken bir prangadır. Seçim bizim elimizde.

Rabbim niyetinizi ve sözlerinizi her iki cihanda da size yoldaş eylesin.

Elbette, Kur’an-ı Kerim’de “güzel söz” (Kavl-i Tayyib), imanın bir nişanesi ve cennetin anahtarı olarak defalarca zikredilir.

Hatta Kur’an, güzel sözü sadece bir nezaket değil, kökleri derinlerde, dalları göğe uzanan muazzam bir ağaca benzetir.

İşte ruhunuza ferahlık verecek, ufkumuzu aydınlatacak ayet-i kerimeler:

1.           Güzel Sözün Bir Ağaca Benzetilmesi  (İbrahim Suresi, 24-25. Ayetler)

Bu ayet, güzel sözün hem dünyadaki bereketini hem de ahiretteki sonsuz meyvesini en muazzam şekilde tarif eder:

٢٤ – اَلَمْ تَرَ كَيْفَ ضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا كَلِمَةً طَيِّبَةً كَشَجَرَةٍ طَيِّبَةٍ اَصْلُهَا ثَابِتٌ وَفَرْعُهَا فِي السَّمَٓاءِۙ

٢٥ – تُؤْت۪يٓ اُكُلَهَا كُلَّ ح۪ينٍ بِاِذْنِ رَبِّهَاۜ وَيَضْرِبُ اللّٰهُ الْاَمْثَالَ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

“Görmedin mi, Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? Güzel bir söz, kökü yerde sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaç gibidir. O ağaç, Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir...” (İbrahim Suresi, 24-25. Ayetler)

Bu ayete göre; söylediğiniz her güzel söz, ahiret bahçenizde size sürekli meyve veren, gölgesinde serinleyeceğiniz ebedi bir ağaç dikmektir.

2.           Cennet Ehlinin Selamlaşması;

Cennete girenlerin oradaki ilk ödüllerinden ve hallerinden biri, dillerinden dökülen selamet ve güzelliktir:

دَعْوَاهُمْ فِيهَا سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ فِيهَا سَلَامٌۚ وَاٰخِرُ دَعْوَاهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ۟

“Onların oradaki (cennetteki) duaları: ‘Seni her türlü eksiklikten tenzih ederiz ey Allahım!’dır. Birbirlerine esenlik dilekleri (tahiyyeleri) ise ‘Selâm!’dır. Dualarının sonu da: ‘Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur’ demektir.” (Yûnus Suresi, 10. Ayet)

3.           İnsanlara “En Güzel Şekilde” Hitap Etmek;

Cenab-ı Hak, sadece Müslümanlara karşı değil, tüm insanlara karşı üslubumuzun nasıl olması gerektiğini şöyle emreder

وَقُولُوا لِلنَّاسِ حُسْنًا

“...İnsanlara güzel söz söyleyin...” (Bakara Suresi, 83. Ayet)

وَقُلْ لِعِبَادِي يَقُولُوا الَّتِي هِيَ أَحْسَنُ ۚ إِنَّ الشَّيْطَانَ يَنْزَغُ بَيْنَهُمْ ۚ إِنَّ الشَّيْطَانَ كَانَ لِلْإِنْسَانِ عَدُوًّا مُبِينًا

“Kullarıma söyle: En güzel olan sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarına nifak sokar...” (İsrâ Suresi, 53. Ayet)

4.           Güzel Sözün Allah Katına Yükselişi İbadetlerimizin ve niyetlerimizin Allah’a ulaşmasında kelimeler birer taşıyıcıdır:

5.           إِلَيْهِ يَصْعَدُ الْكَلِمُ الطَّيِّبُ وَالْعَمَلُ الصَّالِحُ يَرْفَعُهُ

“...Güzel sözler ancak O’na yükselir. Onları da Allah’a salih amel ulaştırır...” (Fâtır Suresi, 10. Ayet)

Kur’an’da Söz Söyleme Adabı (Çıkış Yolu Gösteren Kavramlar);

Kur’an-ı Kerim, muhataba göre sözün niteliğini de belirlemiştir. Bu ifadelerin her biri ahirette bizi “kurtuluşa” götürecek üslup anahtarlarıdır:

•             Kavl-i Leyyin (Yumuşak Söz): Hz. Musa’ya, Firavun gibi birine giderken bile

•             فَقُولَا لَهُ قَوْلًا لَّيِّنًا لَّعَلَّهُ يَتَذَكَّرُ أَوْ يَخْشَىٰ

•             ”Ona yumuşak söz söyleyin. Belki o, aklını başına alır veya korkar.”

•             yumuşak söz söylemesi” emredilmiştir (Tâhâ, 44). Kalpleri yumuşatan, kapıları açan sözdür.

•             Kavl-i Kerîm (Güzel/İkram Edici Söz):

•             وَقَضَىٰ رَبُّكَ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّآ إِيَّاهُ وَبِالْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَٰنًا ۚ إِمَّا يَبْلُغَنَّ عِندَكَ ٱلْكِبَرَ أَحَدُهُمَآ أَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُل لَّهُمَآ أُفٍّۢ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُل لَّهُمَا قَوْلًۭا كَرِيمًۭا

•             İsrâ, 23. "Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi ve anne babanıza iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlanırsa, onlara 'öf' bile deme! Onları azarlama ve onlara güzel (nazik) söz söyle."

•             Anne ve babaya öf bile demeden söylenmesi gereken, onurlandırıcı sözdür.

•             Kavl-i Ma’rûf (Uygun/Yerinde Söz):

•             قَوْلٌ مَّعْرُوفٌ وَمَغْفِرَةٌ خَيْرٌ مِّن صَدَقَةٍ يَتْبَعُهَآ أَذًى ۗ وَٱللَّهُ غَنِيٌّ حَلِيمٌ

“Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).”

•             htiyaç sahibine yardım edemiyorsak bile, onu kırmadan söylenecek teselli edici sözdür (Bakara, 263).

•             Kavl-i Sedîd (Doğru/Dürüst Söz): Allah, doğru söz söyleyenlerin işlerini düzelteceğini ve günahlarını bağışlayacağını müjdeler (Ahzâb, 70-71).

•             يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَقُولُوا۟ قَوْلًۭا سَدِيدًۭا (٧٠) يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَٰلَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ ۗ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظِيمًا (٧١)

70. “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin.”

71. “Ki Allah işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resûlüne itaat ederse, muhakkak en büyük başarıya ulaşmıştır.”

Bir Müjdeyle Bitirelim

Rabbimiz, cennete layık gördüğü kullarını şöyle vasıflandırır:

وَهُدُوٓا۟ إِلَى ٱلطَّيِّبِ مِنَ ٱلْقَوْلِ وَهُدُوٓا۟ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْحَمِيدِ

“Onlar (dünyadayken) sözün en güzeline yöneltilmişler, övgüye layık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir.” (Hac Suresi, 24. Ayet)

Demek ki, dile güzel sözün yakışması, aslında Allah’ın o kulu cennet yoluna sevk ettiğinin müjdeli bir işaretidir.

Kalbinizden huzur, dilinizden nur eksik olmasın.

 Gönlünüzden geçen o güzel niyetlerin hayırlısıyla hayatınıza Nakşolmasını dilerim.

Kelimelerin gücüne inanan, dilini bir gönül köprüsü olarak kullanmaya gayret eden insanlarla dertleşmek her zaman çok kıymetlidir.

Dilinizden dökülen her “iyi ki” ve her samimi dua, mahşer günü önünüze serilen birer nur olsun. Yolunuz açık, kelamınız her daim şifa bulsun.

Orhan GÜLER HOCA

Günün Diğer Haberleri