YETER ARTIK DUR DİYELİM!!!.
Kıymetli dostlar, insanlık olarak, İslami hassasiyeti olan kişiler olarak çok tehlikeli zaman dilimi yaşıyoruz, insanlar kısmen de olsa dini öğrenmek gibi, dini yaşamak gibi hasletleri ikinci plana ittiler. Dini konular en son plana itildi, önümüze siyasi, küresel, yani başka türlü konuları koydular, ömrümüzü, zamanımızı onunla geçiriyoruz, gidişat iyi değil. Bunu çok iyi analiz etmek gerekiyor. Aklımızla, vicdanımızla, ahlakımızla, dini hassasiyetimizle bu işi çözmemiz gerekiyor. Açıyoruz sosyal medyayı o öyle demiş bu böyle demiş, o siyasi böyle yapmış bu siyasi böyle yapmış, o böyle konuşmuş, o yorumlar bu yorumlar bizi tamamen başka mecralarda müthiş bir şekilde perişan ediyorlar, çocuklarımızın kalbi, beyni, eğitimi, öğretimi bomboş bir şekilde bizi mahvediyorlar, bu da şer güçlerin, Siyonistlerin tam istediği bir zemin, ne olur kurtulalım, ne olur kendimizi çoluk çocuğumuzu, torunlarımızı, eşimizi, kızımızı, kurtaralım.
Önemli bir tespit notu; anne babalar olarak, duyarlı vatandaş olarak bildiklerimizi de unuttuk ve çoluk çocuğumuzun yaşantısına müdahale edemez olduk, çoluk çocuğumuz bizim bilgisiz, İslam'dan habersiz oluşumuz yüzünden çoluk çocuğumuza müthiş tavizler verdik. Tabirim hoşgörün, hırsızlığın, arsızlığın, dolandırıcılığın, adam kayırmacılığın, İslami değerlerin çiğnendiği tam bir aile yapımız ortaya konmakta, bizim örfümüz vardı, geleneklerimiz vardı, bize has kültürümüz vardı, hepsini biz büyükler olarak yok ettik, geriye sadece yapay bir dünya bıraktık, bırakmaktayız. Önce böyle bir dünyayı kendimiz yaşıyoruz hiç kusura bakmayalım. istisnalar elbette vardır. Genel anlamda faizin batırdığı ömrümüz ve çocuklara bıraktığımız kirli bir ekonomik düzenimiz, kirli bir yaşantımız, çocuklara bıraktığınız en büyük miras, çünkü onlar bizi örnek almakta, bizim yolumuzdan gitmekte, unutmayın Profesör dahi olsanız, ilk temelleriniz ailenizde atıldı, o temeller üzerine diğer bilgilerle hayatınızı inşa ettiniz, bu sözlerim her aile büyüklerine çok büyük bir uyarı olmalı. Bizim örneğimiz önderimiz Hz Peygamber (sav) dir.
Kendi işimizin haricinde her işi yapar olduk, biz kendi işimizi yapalım, kendi aile efradımıza, toplumumuza sahip çıkalım. En küçüğümüzden en büyüğümüze kadar elimizdeki telefonlardan tabletlerden faydalanma biçimimizi belirleyelim. Hiç kimse kusura bakmayacak, açıyoruz sosyal medyayı, bizim hayatımızı öyle mahvediyor ki, perişan olduk, bütün vaktimiz orada geçiyor, buna bir dur diyelim, bu hususta mutlaka çocuklarımızı kontrol altına alalım, bu bir mecburiyettir, keyfiyet değil.
Bizi Bizden Alan Gündemler; “En Son Plana İtilen” Gerçekler;
Yukarıda vurguladığımız en çarpıcı nokta, önceliklerin yer değiştirmesidir. İnsan hayatının asıl gayesi olan manevi gelişim, ahlak ve derinleşme; gündelik, geçici ve çoğu zaman elimizde olmayan küresel ya da siyasi kavgaların gölgesinde kalıyor. Şer odaklarının en büyük başarısı, insanı kötülüğe sevk etmekten ziyade, faydasız şeylerle meşgul ederek ömrünü tüketmesini sağlamaktır.
Sosyal Medya ve “Zihinsel İşgal”
“O öyle demiş, bu böyle demiş” diyerek özetlediğimiz durum, tam bir zihinsel dağınıklık (malayani) durumudur. Sosyal medya algoritması sanki kasıtlı olarak insanı sürekli bir öfke, merak ve tartışma döngüsünde tutmak üzere tasarlanmıştır. Bu döngüye giren insan, kendi kalbine dönüp bakacak vakit bulamaz.
Gelecek Nesillerin Boşluğa Düşmesi;
Çocuklarımızın ve gençlerimizin kalbinin ve beyninin boş kalması, yazımızın en trajik ama en haklı feryadıdır. Maneviyatla doldurulmayan her boşluk, modern popüler kültürün zararlı akımlarıyla dolar. Doğru bir eğitim ve öğretim verilmediğinde, nesiller sadece dijital dünyanın tüketicileri haline gelir.
Çözüm Reçetemiz, Akıl, Vicdan, Ahlak olmalıdır.
Bu kuşatmadan ancak akıl süzgecini kullanarak, vicdanı diri tutarak ve ahlaki hassasiyetleri yeniden canlandırarak çıkabiliriz. Bu bir uyanış ve bilinçli bir “geri çekilme” hareketi olmalıdır.
Hadid Suresi 20. Ayet
اِعْلَمُٓوا اَنَّمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَز۪ينَةٌ وَتَفَاخُرٌ بَيْنَكُمْ وَتَكَاثُرٌ فِي الْاَمْوَالِ وَالْاَوْلَادِۜ كَمَثَلِ غَيْثٍ اَعْجَبَ الْكُفَّارَ نَبَاتُهُ ثُمَّ يَه۪يجُ فَتَرٰيهُ مُصْفَرًّا ثُمَّ يَكُونُ حُطَامًاۜ وَفِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ شَد۪يدٌۙ وَمَغْفِرَةٌ مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانٌۜ وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَآ اِلَّا مَتَاعُ الْغُرُورِ
“Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, mal ve evlatta bir çoğalma yarışından ibarettir...
Bu ayet, önümüze konulan o yapay gündemlerin, siyasi ve küresel çekişmelerin aslında insanın gözünü boyayan bir “oyun ve eğlence” (yani asıl amaca hizmet etmeyen oyalayıcı unsurlar) olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلَائِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللَّهَ مَا أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun...” (Tahrim 6)
İslam, bireye sadece kendisini değil, ailesini ve neslini de muhafaza etme sorumluluğu yükler.
Peygamber Efendimiz (sav);
مِنْ حُسْنِ إِسْلَامِ الْمَرْءِ تَرْكُهُ مَا لَا يَعْنِيهِ
“Kişinin kendisini ilgilendirmeyen şeyleri (malayanini) terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir.” (Tirmizî, Zühd, 11)
Sosyal medyadaki o bitmek bilmeyen “kim ne demiş” tartışmaları, tam olarak hadiste bahsedilen “malayani” (bize ne dünyada ne ahirette faydası olan boş işler) kavramına girer. Müslümanın zihnini bu çöplükten koruması imanın bir gereğidir.
Peygamber Efendimiz (sav);
نِعْمَتَانِ مَغْبُونٌ فِيهِمَا كَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ: الصِّحَّةُ وَالْفَرَاغُ
“İki nimet vardır ki, insanların çoğu bu ikisinde aldanmıştır: Sağlık ve boş vakit.” (Buhârî, Rikâk, 1)
Ömrümüzü küresel ve siyasi algı operasyonlarının peşinde harcamak, bize emanet edilen o en kıymetli sermayeyi, yani “vakti” şer güçlerin emrine bedavaya vermek demektir.
Özetle; bu yazımız, modern çağın Müslüman zihnine ve ailesine kurduğu tuzağı deşifre eden “gönlü dertli bir müminin” uyanış çağrısıdır.
Çözüm; ekranları biraz karartıp, kalplerimizi aydınlatmaktan; dijital gürültüyü kısıp, evlerimizde eşimizle ve çocuklarımızla hakikati konuşmaktan geçiyor.
Kıymetli dostlar, bu şuurun ve dertlenme hissinin çevrenize de dalga dalga yayılması dileğiyle...
Orhan GÜLER