Orhan Güler'in Kaleminden “Sen Doğru Ol, Kem Belasını Bulur”

Orhan Güler'in Kaleminden “Sen Doğru Ol, Kem Belasını Bulur”

Ordu - 05-06-2026 12:17

“Sen doğru ol, kem belasını bulur” atasözü, hem derin bir ahlaki öğüt hem de hayata karşı bilgece bir duruş içerir. Kelime kelime bakarsak, buradaki “kem” kelimesi eski dilde kötü, fesat, art niyetli anlamlarına gelir. İslam inancındaki ilahi adalet, dürüstlük (istikamet) ve kötülüğün eninde sonunda sahibine döneceği ilkeleri, bu sözle birebir örtüşür.
Bu güzel sözün ifade ettiği hakikatleri hem hayati boyutlarıyla hem de dayandığı ayet ve hadislerle şöyle açıklayabiliriz:
1.    Dürüstlüğün koruyucu gücü;
Hayatta başkalarının ne yaptığına, arkandan ne işler çevirdiğine veya ne kadar adaletsiz davrandığına takılmaman gerektiğini söyler. Sen kendi çizgini bozmaz, dürüst ve adil kalırsan, bu doğru duruşun seni uzun vadede her türlü kötülükten koruyacaktır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), dürüstlüğün insanı her türlü kötü sondan koruyup hayra ulaştıracağını şu hadis-i şerifinde açıkça ifade etmiştir:
عَلَيْكُمْ بِالصِّدْقِ فَاِنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي اِلَى الْبِرِّ وَاِنَّ الْبِرَّ يَهْدِي اِلَى الْجَنَّةِ
Okunuşu: “Aleykum bis-sıdkı fe inne’s-sıdka yehdî ile’l-birri ve inne’l-birra yehdî ile’l-cenneh.”
“Doğruluktan ayrılmayınız. Çünkü doğruluk iyiliğe, iyilik de cennete götürür.”(Müslim, Birr, 105)
2.    Sen İlahi Adalet yolundan ayrılma; (Kem Belasını Bulur)
Kötülük yapan, hileye başvuran veya başkalarının kuyusunu kazan insanlara senin bir ceza vermene gerek yoktur. Hayatın kendi içinde bir dengesi ve ilahi bir adaleti vardır. Kötü niyetli insanlar, eninde sonunda kendi kazdıkları kuyuya düşerler.
Bu sözün “kem belasını bulur” kısmını tam olarak karşılayan ve kötü tuzakların sahibini vuracağını belirten ayet şöyledir:
وَلَا يَحِيقُ الْمَكْرُ السَّيِّئُ إِلَّا بِأَهْلِهِ
Okunuşu: “...ve lâ yahîkul mekrus seyyiu illâ bi ehlih(i).”
“...Kötü tuzak, ancak sahibini kuşatır (kendi başına beladır)...”(Fâtır Suresi, 43. Ayet)
Aynı şekilde, başkalarına zarar vermeye çalışanların bizzat zarar göreceğini Efendimiz (s.a.v.) şu hadisiyle uyarmıştır:
مَنْ ضَارَّ ضَارَّ اللَّهُ بِهِ وَمَنْ شَاقَّ شَقَّ اللَّهُ عَلَيْهِ
Okunuşu: “Men dârra dârrallâhu bihî ve men şâkka şâkkallâhu aleyh.”
“Zarar veren kimseye Allah da zarar verir. Zorluk çıkaran kimseye Allah da zorluk çıkarır.”(Ebu Davud, Akdiye, 31)
Çünkü evrensel kural nettir; herkes kendi ektiğini biçecektir:
مَنْ عَمِلَ صَالِحاً فَلِنَفْسِهِۚ وَمَنْ اَسَٓاءَ فَعَلَيْهَاۜ
Okunuşu: “Men amile sâlihan fe li nefsihî ve men esâe fe aleyhâ.”
“Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir; kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir...”(Fussilet Suresi, 46. Ayet)
Zamanın behrinde bir derviş sokakta gezerken sürekli “Sen doğru ol eğri belasını bulur ‘’sözleriyle gezermiş. Tebdil-i kıyafet ile gezen Padişah bunun sözlerini duymuş ve dervişi saraya sohbete çağırmış.
Her gün sarayda padişahla sohbet eden dervişe bir altın verilir ve gönderilirmiş.
Sahte derviş kılığında gezen bir zat bu dervişi sürekli gözetler ve ‘’Allah Allah bu dervişin her gün sarayda ne işi olur ki’’ dermiş.
Bir gün sahte derviş saraydan çıkan dervişi takip ederek uygun bir yerde “Kardeş Padişah seni her gün saraya neden çağırır” demiş.
İyi niyetli olan derviş her şeyi anlatmış günde bir altın aldığını da öğrenen sahte derviş “Ben de bu işi yaparım” diye düşünmüş ve Dervişe “Ben de seninle her gün saraya gelsem, belki çoluk çocuğum nasiplenir ne dersin?”diye sormuş.
Gerçek derviş ‘’Padişahım da uygun görürse neden olmasın” demiş.
Zamanla iki dervişte her gün saraya gelir sohbetten sonra birer altın alır giderlermiş .
Bir gün sahte derviş öbürünü çorba içmeye davet etmiş ve garsona gizlice onun çorbasına bolca sarımsak koydurmuş.
Çorbayı içmeye başlayan gerçek derviş sarımsağın farkına varmış lakin bizimki “Padişahla sohbet ederken ağzına mendil kapatırsın ne var bunda?” demiş.
Çorba sonrası saraya varmışlar ve sohbette gerçek derviş ağzına mendil tutarak sohbet etmeye başlamış.
Biraz sonra sahte derviş Padişahın kulağına eğilerek “Padişahım sizin ağzınız kokuyor diye derviş böyle yapıyor” demiş.
Çok öfkelenen Padişah hemen bir pusula yazdırarak gerçek dervişin eline vermiş, dervişlerin ikisi de okuma yazma bilmiyormuş.
Padişah gerçek dervişe “Bu pusulayı hemen fırıncıya götür’’ demiş .
Derviş pusulayı alıp çıkınca bizimki peşinden koşarak dışarıda “Ya kardeş sen zahmet etme ben götürürüm” diyerek pusulayı almış ve yolda “Fırıncı bolca ekmek verirse ben sebeplenirim” diye düşünmüş.
Fırıncı pusulayı açmış pusulada “Bu pusulayı getireni hemen fırına at” emri yazılıymış. Fırıncı adamı hemen alev alev yanan fırına yollamış.
Ertesi gün derviş tekrar saraya gelmiş. Dervişi gören padişah şaşırmış “Hayrola dün sen fırıncıya gitmedin mi ?’’ diye sormuş.
Derviş olanları bir bir anlatmış padişah dervişin kulağına eğilmiş “Sen doğru ol, eğri belasını bulur” demiş.
3.    İç Huzuru Korumak ve Kötülüğü İyilikle Savmak
Başkalarının kötülüklerine kötülükle karşılık vermek, seni de onlara benzetir ve iç huzurunu Kaçırır. Bu söz bir nevi, “Sen enerjini başkalarından intikam almaya harcama; sen sadece kendinden ve kendi karakterinden sorumlu ol” der. Sen doğru kalırsan, karşındaki kötülük bile zamanla eriyebilir:
وَلَا تَسْتَوِي الْحَسَنَةُ وَلَا السَّيِّئَةُۜ اِدْفَع_ بِالَّتِي هِيَ اَحْسَنُ فَاِذَا الَّذِي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَاَنَّهُ وَلِيٌّ حَمِيمٌ
Okunuşu: “Ve lâ testevîl hasenetu ve les seyyieh(tu), idfa’ billetî hiye ahsenu fe izellezî beyneke ve beynehu adâvetun ke ennehu veliyyun hamîm(un).”
“İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel olanla sav; o zaman seninle arasında düşmanlık olan kimse, sanki sıcak bir dost oluverir.”(Fussilet Suresi, 34. Ayet)
Bir sahabe Peygamber Efendimiz’e gelip “Bana İslam hakkında öyle bir söz söyleyin ki, sizden sonra kimseye sormayayım” dediğinde, Efendimiz aslında bu felsefenin en yalın özünü şu Hadis-i şerifle vermiştir:
قُلْ اٰمَنْتُ بِاللّٰهِ ثُمَّ اسْتَقِمْ
Okunuşu: “Kul âmentu billâhi summe’stekım.”
“Allah’a iman ettim de, sonra da dosdoğru ol!”(Müslim, İman, 62)
Özetle: “Sen doğru ol, kem belasını bulur” sözü, Kur’an’ın “dosdoğru olma” (istikamet) emri ile kötülüğün er ya da geç sahibini vuracağı yönündeki ilahi adalet sünnetinin halk diline nakşedilmiş bilgece bir özetidir. Sen kalbini temiz tuttuktan sonra, senin hakkını savunacak bir adalet mekanizması zaten her zaman devrededir.
Karşındaki muhatabına İyi de kardeşim sen ne kadar doğrusun ki karşındakinin doğruluk bekliyorsun. Cümlesini bana açıklar mısın? Diye soran birine cevap verelim.
Bu cümle, oldukça tanıdık, insan ilişkilerinde sıkça karşımıza çıkan ve yüzleşmesi biraz sert Ama haklı bir öz eleştiri ve tutarlılık uyarısıdır.
Bunu birkaç farklı boyutta şöyle açıklayabiliriz:
1.    “Önce İğneyi Kendine Batır” Mesajı
Cümle, temel olarak bir insanın kendi davranışlarına bakmadan, başkalarından kusursuzluk beklemesini eleştirir. Karşı tarafı yargılamadan önce, kişinin dönüp kendi geçmişine, hatalarına ve dürüstlüğüne bakması gerektiğini hatırlatır.
2.    Beklentilerdeki Dengesizlik
İnsanlar genellikle kendilerine karşı oldukça hoşgörülüdür; kendi hatalarını “şartlar öyle gerektirdi” diyerek geçiştirirler. Ancak karşısındaki insandan en ufak bir hata gördüklerinde acımasızca eleştirebilirler. Bu cümle, bu iki yüzlü durumu ya da çifte standardı yüzünüze vurur: “Sen kusursuz bir adalet/dürüstlük abidesi değilsen, başkasından neden Bunu talep ediyorsun?”
3.    “Kardeşim” Kelimesinin Etkisi
Cümledeki “kardeşim” hitabı, aslında bir samimiyet barındırsa da buradaki kullanımı daha çok bir uyarı ve durdurma anlamı taşır. Karşıdaki kişiyi sarsmak, onu bencilce ya da kibirli tavrından uzaklaştırıp gerçek dünyaya döndürmek için seçilmiş bir ifadedir.
Özetle;
Biri size veya bir başkasına bu cümleyi kuruyorsa, aslında şunu demek istiyordur:
“Karşındaki insanın dürüst olmamasından veya hata yapmasından şikayet ediyorsun ama sen de sütten çıkmış ak kaşık değilsin. İnsanlardan yüksek ahlaki standartlar beklemeden önce, kendi hayatında ne kadar dürüst ve doğru bir çizgide durduğunu bir sorgula.”
Kısacası; talep ettiğin saygıyı ve doğruluğu, önce kendin hak etmelisin diyen, empatiye davet eden sert bir aynadır.
1.    “Gözdeki Çöp ve Kütük” Hadisi
•    يُبْصِرُ أَحَدُكُمُ الْقَذَاةَ فِي عَيْنِ أَخِيهِ، وَيَنْسَى الْجِذْعَ فِي عَيْنِهِ 
•    Okunuşu:Yubsıru ehadukumul-kazăte fî ayni ahîhi, ve yensen-ciz’a fî aynihi.
•    Anlamı: “Sizden biriniz, kardeşinin gözündeki çöpü görür de kendi gözündeki ağaç Kütüğünü unutur (görmez).”
2.    Kendi Kusurlarıyla Meşgul Olma Hadisi
•    طُوبَى لِمَنْ شَغَلَهُ عَيْبُهُ عَنْ عُيُوبِ النَّاسِ
•    Okunuşu:Tûbâ limen şegalehû aybuhû an uyûbin-nâs.
•    Anlamı: “Kendi kusurları, başkalarının kusurlarını görmekten kendisini alıkoyan kimseye müjdeler olsun!”
3.    Bakara Suresi, 44. Ayet
•    أَتَأْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبِرِّ وَتَنْسَوْنَ أَنْفُسَكُمْ وَأَنْتُمْ تَتْلُونَ الْكِتَابَ ۚ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
•    Okunuşu:Ete’murûnen-nâse bil-birri ve tensevne enfusekum ve entum tetlûnel-kitâb, efelâ ta’kılûn.
•    Anlamı: “Siz Kitab’ı okuyup durduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi Unutuyor musunuz? Artık aklınızı başınıza almayacak mısınız?”
4.    Hz. Ömer’in (r.a.) Sözü
•    حَاسِبُوا أَنْفُسَكُمْ قَبْلَ أَنْ تُحَاسَبُوا، وَزِنُوا أَنْفُسَكُمْ قَبْلَ أَنْ تُوزَنُوا
•    Okunuşu:Hâsibû enfusekum kable en tuhâsebû, vezinû enfusekum kable en tûzenû.
•    Anlamı: “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz; tartılmadan önce kendi amellerinizi tartınız.”
Orhan GÜLER

Günün Diğer Haberleri