ORHAN GÜLER "DÜNYALIK İÇİN HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALIRKEN AHİRET İÇİNDE TEDBİR ALIYOR MUYUZ?"

ORHAN GÜLER "DÜNYALIK İÇİN HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALIRKEN AHİRET İÇİNDE TEDBİR ALIYOR MUYUZ?"

Ünye - 17-07-2026 14:35

DÜNYALIK İÇİN HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALIRKEN AHİRET İÇİNDE TEDBİR ALIYOR MUYUZ?.
Kıymetli okurlarım; Şimdi şöyle bir soru; Bütün devletler, bütün insanlar gerek evlerinde olsun, gerek iş yerlerinde, gerek bütün hayatlarında yangından korunmak için mutlaka tedbirler alırlar. Depremden korunmak için tedbirler alırlar, vs. İnsanoğlu neden ahiretteki cehennem ateşi için tedbir almaz? Bunu bana açıklayabilecek varmı. 
Gözümüzün gördüğü, dokunabildiğimiz tehlikelere karşı refleks olarak hızla önlem alırken, ebedi hayatı tehdit eden unsurları neden çoğunlukla ertelediğimizi ya da göz ardı ettiğimizi anlamak için meseleyi hem psikolojik hem de dini kaynaklar ışığında incelemek gerekir.
Peşin Olanın (Dünyanın) Vadeli Olana (Ahirete) Tercih Edilmesi: İnsan doğası gereği hemen karşılık bulabileceği, somut nesnelere meyleder. Yangın, deprem veya ekonomik kriz “şimdi ve burada, dünyada” gerçekleşebilecek somut tehditlerdir. Cehennem ise inanç dünyasında “gelecekte” ve “gayb” (görünmeyen) alemindedir.
Tûl-i Emel (Hiç Ölmeyecekmiş Gibi Yaşama Arzusu): İnsan, öleceğini bilir ama psikolojik olarak ölümü hep kendisine uzak görür. Bu durum, tedbir almayı sürekli “yarınlara” erteletir.
Kuran-ı Kerim, insanın dünyaya olan bu düşkünlüğünü ve ahireti nasıl göz ardı ettiğini doğrudan yüzümüze vurur. İnsanlar dünyadaki tehlikelere karşı titizdir çünkü dünya hayatı onlara süslü gösterilmiştir.
اَمَّنْ هُوَ قَانِتٌ اٰنَٓاءَ الَّيْلِ سَاجِداً وَقَٓائِماً يَحْذَرُ الْاٰخِرَةَ وَيَرْجُوا رَحْمَةَ رَبِّه۪ۜ قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذ۪ينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَۜ اِنَّمَا يَتَذَكَّرُ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ
“Yoksa o, gece saatlerinde kalkan, secde ederek ve ayakta durarak boyun eğen, ahiretten korkan ve Rabbinin rahmetini umarak kulluk eden gibi midir? De ki: ‘Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?’ Ancak akıl sahipleri öğüt alır.” (Zümer Suresi, 9)
İnsanlar depreme karşı binaları sağlamlaştırırken, asıl sığınağı unuturlar.
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا قُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْل۪يكُمْ نَاراً وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلٰٓئِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللّٰهَ مَٓا اَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, acımasız, güçlü, Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildikleri şeyi yapan melekler vardır.” (Tahrim Suresi, 6)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), gerçek tedbirin ve akıllılığın ne olduğunu net bir şekilde tanımlamıştır.
Dünyada evini sigortalatan değil, nefsini hesaba çeken akıllıdır.
اَلْكَيِّسُ مَنْ دَانَ نَفْسَهُ وَعَمِلَ لِمَا بَعْدَ الْمَوْتِ، وَالْعَاجِزُ مَنْ اَتْبَعَ نَفْسَهُ هَوَاهَا وَتَمَنّٰى عَلَى اللّٰهِ
“Akıllı kişi, nefsine hakim olan ve ölümden sonrası için çalışandır. Aciz kişi ise nefsini hevâsına (isteklerine) tabi kılan ve Allah’tan (buna rağmen) bağışlanma dileyendir.” (Tirmizi, Kıyamet, 25) 
Dünyada küçük bir mal kaybı için çırpınan insana, Ahiret ateşi için en küçük imkanla bile olsa tedbir alması söylenmiştir.
اِتَّقُوا النَّارَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ “Yarım hurma ile de olsa (ateşten) korunun.” (Buhari, Zekat, 10)
İslam büyüklerinin hayatı, dünyevi tedbirlere aşırı boğulup ahireti unutan insanlara ibretli uyarılarla doludur.
Bir gün Hasan-ı Basri Hazretleri bir cenazeye katılmıştı. Cenaze defnedildikten sonra yanındaki bir zata sordu: “Ne dersin, bu kabre giren zat şu an dünyaya geri dönebilseydi, acaba ne yapardı?” Yanındaki zat cevap verdi: “Elbette her işi bırakır, daha çok ibadet eder, günahlarına tövbe eder ve ahireti için tedbir alırdı.” Bunun üzerine Hasan-ı Basri hazretleri tarihe geçecek şu sözü söyledi: “O artık bu fırsatı kaçırdı. Ama senin hala bu fırsatın var, o halde sen tedbir al!”
Dönemin halifesi Harun Reşid, yaptırdığı muazzam ve çok korunaklı sarayı Behlül Dânâ’ya gezdirir ve sorar: “Nasıl buldun Behlül, bir kusuru var mı?” Behlül Dânâ cevap verir: “Saray muhteşem ey halife. Ancak iki büyük kusuru var. Biri, içindekiler ölecek, diğeri ise bu saray eninde sonunda yıkılacak. Dünyadaki evini depremden, yangından korumak için bu kadar masraf yaparsın da, ebedi kalacağın yer için neden bir kerpiç bile koymazsın?”
İnsanoğlunun dünya ateşine ve afetine karşı gösterdiği refleks, gözün gördüğü tehlikeye karşı biyolojik bir savunmadır. Ahiret ateşine karşı tedbirsizliği ise iman zafiyeti, gaflet ve dünyayı ebedi sanma yanılgısından kaynaklanır. Kuran’ın ifadesiyle insan,
كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ “peşin olanı sever” (Kıyame, 20), vadeli olandan ise kaçar. 
إِنَّ هَٰؤُلَاءِ يُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَاءَهُمْ يَوْمًا ثَقِيلًا 
“Şu insanlar, dünyayı seviyorlar ve önlerindeki çetin bir günü (ahireti) arkalarına atıyorlar.”  
Gerçek akıl, sonu olan riskler kadar, sonsuz olan riskleri de yönetebilme becerisidir.
Cehennem ateşinden ve ebedi hüsrandan korunmak, yani dünyada doğru “tedbirleri” almak için İslam dininin belirlediği net bir yol haritası vardır. Bu yol, sadece dille inanmaktan öte, hayatın her anını amel-i salih (iyi işler) ile inşa etmeyi gerektirir. Böyle bir sondan kaçınmak için dünyada yapmamız gereken temel hamleleri ayetler ve Hadis-i şeriflerle şöyle sıralayabiliriz:
İman Etmek ve Sorumluluk Bilinci (Takva) Taşımak
Tedbirin ilk ve en büyük adımı, Allah’ın vadine kesin bir şekilde inanmak ve O’nun rızasını kaybetmekten korkmaktır (Takva).
وَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ رَبَّنَٓا اٰتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
“Onlardan bir kısmı da: ‘Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru!’ derler.” (Bakara Suresi, 201)
Salih Amel İşlemek ve Gafletten Uyanmak: Sadece “inandım” demek yetmez, inancı davranışlara dökmek, kötülüklerden kaçıp iyilikleri yaymak gerekir. 
Asr Suresi kurtuluşun reçetesidir. Asr Suresi, 1-3. Ayetler:
وَالْعَصْرِۙ ﴿١﴾ اِنَّ الْاِنْسَانَ لَف۪ي خُسْرٍۙ ﴿٢﴾ اِلَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ
“Zamana andolsun ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak iman edip salih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler müstesnadır.”
Namazı İkame Etmek (Hata ve Günahlara Karşı Kalkan Yapmak)
Namaz, insanı dünyada kötülüklerden koruyan, ahirette ise ateşle arasına perde olan en büyük fiili tedbirdir.
اِتْلُ مَٓا اُوحِيَ اِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَاَقِمِ الصَّلٰوةَۜ اِنَّ الصَّلٰوةَ تَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِۜ وَلَذِكْرُ اللّٰهِ اَكْبَرُۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ
“Kitaptan sana vahyolunanı oku ve namazı dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir.” (Ankebut Suresi, 45)
Tevbe ve İstiğfara Sarılmak (Günah Paslarını Silmek)
İnsan hata yapabilir, önemli olan günahta ısrar etmeyerek yangını erkenden söndürmektir. Tevbe, ahiret yangınını söndüren su gibidir.
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا تُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ تَوْبَةً نَصُوحاًۜ عَسٰى رَبُّكُمْ اَنْ يُكَفِّرَ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ
“Ey iman edenler! Allah’a samimiyetle tevbe edin. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi altından nehirler akan cennetlere koyar.” (Tahrim Suresi, 8)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), insan ilişkilerinde adil ve ahlaklı olmanın, muhtaçlara yardım etmenin cehenneme karşı muazzam bir zırh olduğunu belirtmiştir.
اَلصَّدَقَةُ تُطْفِئُ الْخَطِيئَةَ كَمَا يُطْفِئُ الْمَاءُ النَّارَ
“Su ateşi söndürdüğü gibi, sadaka da günahları (hataları) söndürür (yok eder).” (Tirmizi, Zekat, 32)
İnsanlara karşı dünyada kırıcı olmayan, kolaylaştırıcı olan kimselerin ahirette korunacağı müjelenmiştir.
حُرِّمَ عَلَى النَّارِ كُلُّ هَيِّنٍ لَيِّنٍ سَهْلٍ قَرِيبٍ مِنَ النَّاسِ
“Cana yakın, yumuşak huylu, kolaylaştırıcı ve insanlara yakın olan her kişiye cehennem ateşi haram kılınmıştır.” (Tirmizi, Kıyamet, 45)
Allah korkusuyla duyulan samimi pişmanlık, ebedi azaptan korur.
لَا يَلِجُ النَّارَ رَجُلٌ بَكَى مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِ حَتّٰى يَعُودَ اللَّبَنُ فِي الضَّرْعِ
“Sağılan süt tekrar memeye dönmedikçe, Allah korkusundan ağlayan kimse cehenneme girmez.” (Tirmizi, Zühd, 9)
Özetle Yapılması Gerekenler: Dünyadaki tedbir binamızı şu beş temel direk üzerine kurmalıyız:
1.    Sağlam bir inanç (Şirkten ve riyadan uzak).
2.    Düzenli ibadet (Özellikle hayatın merkezine namazı koyarak).
3.    Helal lokma ve ahlak (Kul hakkından yangından kaçar gibi kaçarak).
4.    Sürekli güncellenen bir tevbe (Her günün muhasebesini akşamdan yaparak).
5.    İnsanlara faydalı olmak (Sadaka ve güzel sözle gönüller kazanarak).
Orhan GÜLER

Günün Diğer Haberleri