"İnsanlığın Kurtuluşu Bize Bağlı"
Genel - 21-03-2016 12:34
Ünye İlim Yayma Cemiyeti'nin Bu Haftaki Sohbet Konuğu Yeni Akit Gazetesi Yazarı Abdurrahman Dilipak Oldu.
Cemiyetin Kurucu Başkanı Kenan Cebeci'nin açılış konuşmasıyla başlayan program daha sonra Dilipak'ın Güncel Gelişmeler Işığında Birlik ve Beraberliğimiz konulu konferansıyla devam etti.
Dilipak; Allah insanları farklı farklı yaratmıştır. Her canlının bir diğerinden mutlaka ayırt edici bir özelliği vardır. Bu da ilahi bir mucizedir. İnsan yaratılış gayesine uygun hareket etmek zorundadır. İnsan Allah'ın çizmiş olduğu yoldan gitmek durumundadır. İnsan bir birine muhtaçtır. Bir araya gelebildiğimizde ancak insan olabiliriz. Biz Alemlere rahmet olarak gönderilen bir Peygamberin ümmetiyiz. Biz sadece kendini kurtaran değil insanlığın bizde kurtulduğu biri olmak durumundayız. Haksızlık kimden gelirse gelsin biz bir duruş göstermek zorundayız ve haklının mazlumun yanında olmak durumundayız. Ayet çok açık. Ey İman edenler iman ediniz. Rabbim bunu bize söylüyor. Müslümanlar kardeştir. Ama farklı cemaate mensup kardeşlerimiz böyle mi düşünüyorlar düşünelim bi bakalım. Biz cemaatlerimizi dine götüren yaklaştıran unsurlar olmaktan çıkardık düpe düz din yaptık din. Senin cemaatin benim cemaatim. Onun için kardeş olamıyoruz bir olamıyoruz. Boşuna dememiş atalarımız '' Girmeden tefrika bir millete düşman giremez vurdukça yürekler onu top sindiremez'' diye.
Son Peygamber Hz. Muhammed'in peygamberliğinin ilk zamanlarında sadece Müslüman olanlarla değil diğer insanlarla da konuştuğunu anlatan Dilipak, "Biz sadece Müslümanlarla müttefik olmayacağız. Biz adaletten, barıştan, hürriyetten yana yeni bir medeniyet inşa ederken bize rahmet olarak gönderilen bir peygamberin önderliğinde yapacağız" dedi.
Dilipak, üstünlüğün ancak takva ile olacağını belirterek, şöyle konuştu:
"İşi ehline vereceksiniz. Yapabilir misiniz? Ehliyet ve liyakat imandan önce gelir diyebilecek misiniz? Eğer bir olmaktan söz ediyorsanız haksızlık kime gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana zalime karşı olmayı kabul etmemiz gerekir. İşi ehline vermeyi kabul etmemiz gerekir. Yoksa birlik olmaz. O birlik şeytanın birliğidir."
Günümüzde yaşanan Şii-Sünni, Kürt-Türk kavgasına da değinen Dilipak, “Doğduğunuz aileyi siz mi seçtiniz? Biz aynı Allah’a, resule iman etmiyor muyuz? Gerçek bir Müslüman gibi yaşamak istiyorsak birbirimiz için rahmet meşalesi olmamız gerekiyor. Kardeşlik hukukunu doğru düzgün ihya etmemiz gerek. Herkesi kardeşliğe davet etmektir bize düşen. Bizi öldürmeye gelenleri bizde dirilmeye davet edeceğiz. Eğer aklımızı başımıza toplamazsak bizim çocuklarımız savaşın içinde olabilir” diye konuştu.
Türkiye’de yaşanan terör olaylarına da değinen Dilipak, “Terörle mücadelenin kendine has yöntemleri vardır. Suçluların da halkları vardır elbette. Ancak terörle mücadelenin yöntemleri bellidir. Yasaların gerektirdiği her türlü müdahale yapılmalıdır. Teröre göz yumarsanız daha sonra başka trajedilere, can mal kaybına maruz kalırsınız. Bunların niyetleri ortaya çıktı zaten. Tonlarca patlayıcı, yüzlerce silah ve binlerce silahlı elemandan bahsediyoruz. Bu Türkiye’ye karşı yapılan bir özel harp. Asimetrik bir savaş. Bugünkü PKK daha önceki PKK değil. Şu anda PKK içinde uluslar arası unsurları profesyonel savaşçılarını barındıran İsrail’in Esed’ in desteklediği, Türkiye’ ye karşı örtülü savaş vermek isteyen ülkelerin taşeronlarının paralı askerlerinin olduğu bir yapı” dedi.
Dilipak sözlerini şöyle sürdürdü: “Şeytanın varlığı günah işlememizin gerekçesi olamaz. Bu komployu üreten üst akıldan söz ederseniz, bu üst aklın bizim aklımızla vicdanımızla örtüşmediği çok açık. DAEŞ’ in arkasında uluslar arası istihbarat örgütlerinin olduğu çok açık. Bu asimetrik bir savaş oyunu. Kendi düşmanınızı üretiyorsunuz. Sonra onu yok etmek için o ülkeye giriyorsunuz. Tam da tavşana kaç tazıya tut dedikleri bu. Başka bir örnek domuz gribi. Önce bulaştırırsınız, marka bir terör üretiyorsunuz sonra onu yok etmek için o ülkeye operasyon düzenliyorsunuz.”
Dilipak, yeni dünyanın şekillendiği Ortadoğu'da Türkiye'nin rolünü anlattı. Sömürgecilik tarihi, savaşlar, açlıklar, kıtlık ve kapitalizmin geldiği nokta hakkında açıklamalarda bulunan Abdurrahman Dilipak, "Batı medeniyeti, Kızılderililerin kanı, kara derililerin gözyaşı, sarı derililerin kültürleri üzerinde kuruldu. Modern batının üniversiteleri de bu kan, gözyaşı ve kültürün üzerinde yükseldi. Bugün Suriye, Irak, Yemen ve Libya'da günde ortalama 300 insan ölüyor. Ruanda'da 19 yıl önce 2 milyon insan öldürüldü, 2 milyon insan sakat bırakıldı. 2 milyonun üzerinde insan da göçe zorlandı. Halbuki Ruanda'nın nüfusu sadece 7 milyon 500 bindi. 1 ve 2. dünya savaşlarında soğuk savaş döneminde de toplam 50 milyon insan öldü. Batı sömürgeciliğinin mantığında günümüzde 1 damla kan 1 damla petrol oldu" diye konuştu.
Dilipak, dünyanın en zengin 61 kişisinin servetinin geride kalanların yarısının toplam servetinden daha fazla olduğunu, başta Nijer olmak üzere sömürülen birçok ülkede yoksulluk hiyerarşisi içinde de aynı paradoksun bulunduğunu vurguladı. Dilipak, Türkiye'nin bu kapitalist sömürgeci düzende yeni bir güç olarak ortaya çıktığını söyledi.
300 milyon dolar borç için IMF kapılarında 6 ay bekletilen bir ülke seviyesinden, Somali'ye, Suriye halkına 7 milyar dolarla sahip çıkan Türkiye seviyesine gelindiğini, ecdadın fethettiği 110 ülkeye artık THY ile uçulabildiğini anlatan Dilipak, yakın tarihle ilgili hafızaları tazeleyen önemli açıklamalarda bulundu.
Proğram İlim Yayma Cemiyeti Başkanı Tamer Uysal'ın katılımcılara ve hatibe teşekkür konuşmasının ardından Dilipak'ın İmzalı kitaplarını katılımcılara takdimiyle son buldu.
[gallery link="file" columns="7" ids="37594,37595,37596,37597,37598,37599,37600"]
Günün Diğer Haberleri