ESKİ BAŞKAN YENİ ADAY ŞİMŞEK “Hayallerim ve vizyonum çok geniş”
Genel - 23-08-2017 20:58
Ünye Ticaret ve Sanayi Odası’nda (ÜTSO) 25. dönem Yönetim Kurulu Başkanı olan ve 27. dönem için yeniden başkan adaylığını açıklayan Hasan Şimşek, “Biz dünyayı ve değişimleri okumaya ona göre pozisyon almaya çalışıyoruz. Hem üyelerimizi hem de şehrimizi hazırlayacak birikimimizle tek amacımız hizmet etmek” dedi.
Ünye’de girdiği iş dallarıyla kendini ‘ilklerin adamı’ olarak anlatan Şimşek, başkalarına uçuk gelen hayalleri, geniş vizyonu ve renkli kimliğiyle hem iddialı, hem de deneyimli bir aday olduğunu vurguladı.
Bölgenin sorunlarına hakim bir aday olduğunu belirten Şimşek, bu dönemde sorunları aşmak için Oda üyelerinin yeniden desteğini beklediğini ifade etti.
Hasan Şimşek, ÜTSO Başkanlığı’na neden yeniden talip olduğunu, neleri hedeflediğini açıklayarak, yaptığımız röportajda üyelere şu mesajı verdi:
* Ünyeli olup Hasan Şimşek’i tanımayan yoktur ama bilmeyenler olabileceğini düşünerek kendinizi tanıtır mısınız?
Bir çok kişi beni tanır ya da adımı duymuştur. Her daim bir dostla sohbet ederken ya da Ünye’nin caddelerinde, sokaklarında bir arkadaşa seslenirken beni görebilirsiniz.
- “Hayallerim ve vizyonum çok geniş” -
1957 Yılında Ünye’de doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimini Ünye’de yaptım. 1974’te Ankara Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü kazandım. Üniversite yıllarından sonra 1980’de Ünye’ye döndüm. Bu sırada, tüm Avrupa’yı gezerek incelemelerde ve gözlemlerde bulundum. Bir süre de Almanya ve İsviçre’de ikamet ettim. Ünye’ye döndüğümde Ünye Ticaret Lisesinde Almanca, Ünye Lisesi’nde İngilizce Öğretmenliği yaptım. Eğitimci olarak çalıştığım bu yıllar, eğitim ve gençlik konularında gözlem yapmama, düşünmeme ve deneyim kazanmama vesile oldu. Daha sonra ailemin de uzun yıllardır Ünye’de çeşitli iş kollarında ticaret yapmasının verdiği iş hayatına aşinalıkla, ticarete atıldım.
- “İlklerin adamı oldum, diğerlerine cesaret verdim” -
Beni bilenler bilir; hayallerim ve vizyonum başkalarına uçuk gelebilecek kadar geniştir. Başarının hayal etmekle başlayacağına inanan biri olarak iş hayatımda hep ilklerin adamı oldum. Ünye’de ilk camping, pansiyonculuk, yabancı dil kursu ve dershane, batı standartlarında ilk kafeterya, sürücü kursları, özel öğrenci yurdu işletmeciliği, silah imalatı gibi kimi şimdi sıradan kimi ise hala yapılamamış birçok iş dalında öncü olup, bu alanlarda iş yapmak isteyenlere cesaret verdiğimi düşünüyorum. Yine bir ilk olarak, tarihi bir Ünye evini metruk bir halde alıp aslına uygun restore ettikten sonra butik otel olarak işletmeye başladım. Dikkatinizi çektiyse ticaret yapmak için seçtiğim iş kollarıyla bir yandan da hep Ünye’ye katma değer yaratacak bir faaliyet yapmaya çalıştım. 70li yıllarda işlettiğimiz petrol istasyonunun plajını düzenleyerek, o yıllarda bolca görülen yabancı turistler için konaklama imkanı sağladım. Bu sadece bir kazanç kapısı değil, aynı zamanda Ünye’ye yaptığım bir hizmetti. Keza yabancı dil kursu açtığımda para kazanmak yanında eğitim hayatına katkı yapmak da ayrı bir düşüncemdi. Ticari faaliyetler yanında sosyal faaliyetlerin de hep içinde oldum. 80li yıllarda İngilizce bilen gönüllü öğrencilerle birlikte çalıştığımız ve şehrimize gelen turistlere Tourism İnformation bürosu olarak hizmet veren Ünye Turizm Derneği’ni değerli dostum Hasan Öz’le birlikte kurdum. Bu süre zarfında Ünye Spor yönetiminde çalıştım, aktif olarak siyaset yaptım. Ünye Ticaret ve Sanayi Odası’nın meslek komitelerinden, meclis başkanlığına, yönetim kurulu başkanlığına değin her kademesinde çalıştım. Halen bir grup arkadaşımızla birlikte ileride bir Think thank kuruluşu gibi çalışmasını hayal ettiğimiz, Ekonomik Sosyal Araştırma ve Kalkınma Derneği’nin (wwwesak. org.tr) de başkanlığını yürütüyorum. İkisi avukat, biri bankacı üç çocuğu olan deneyimli bir baba ve çiçeği burnunda bir dedeyim.
Hasan Bey bu kadar farklı alanlarda faaliyet göstererek deneyimler kazanmışsınız, ÜTSO’nun bir dönem başkanlığını da yaptınız. Pekin şimdi neden ÜTSO’ya yeniden aday olma gereği duydunuz?
İzin verirseniz bu soruya biraz uzun bir cevap vereceğim. Söyleyeceklerimden sonra neden aday olmak istediğim konusunda merak edenler varsa, umarım meraklarını gidermiş olurum.
- “Dünyayı her gün yeniden okumak gerekiyor” –
1989’un son aylarında Berlin Duvarı’nın yıkılışı, akabinde Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle dünya tek kutuplu siyasetin ve küresel sermayenin ezici tahakkümünün altına girdi. Küresel ağlar, internetin akıl almaz imkanları sosyal ve ekonomik anlamda tüm bilinen söylemleri alt üst etti. Adeta sosyal yaşamın, siyasetin, ekonominin kuralları yeniden yazılıyor ve tabiri caizse bu neredeyse her gün sil baştan yapılıyor. Dolayısıyla bu kadar dinamik, bu kadar çok oyuncunun olduğu bir piyasayı anlamak rekabet etmek ve sonuç olarak ayakta kalabilmek için yeni bir paradigma gerekiyor. Dünyanın en büyük zincirlerinden bir fast foodcu ya da hazır giyimci artık karşı caddenizde sizin rakibiniz olmuş durumda. Bizim odamızın üyelerinin neredeyse yüzde 80-90’ı bir iki kişiyle çalışan mikro işletmelerdir. Bireysel çalışan bu kardeşlerimiz sermaye, bilgi ve teknoloji açısından devasa boyuttaki firmalarla baş etmek gibi büyük bir belayla karşı karşıyalar. Tabi tek sorun bu da değil, kargo acentelerini şöyle bir gezip günlük gelen kargolara bakarsanız neredeyse yarısından çoğunun internet alışverişi olduğunu görebilirsiniz. Çin’den Amerika’ya, İsveç’ten Hong Kong’a dünyanın dört yanından gelmiş paketlerle karşılaşmak artık şaşırtıcı değil. Bu ve benzeri daha birçok sorun iş yapanları direk etkilerken, şimdi halkayı biraz daha genişletip dolaylı olarak iş ve sosyal hayatımızı etkileyen bölgesel konulara da değinmek istiyorum.
- “Bölgemizin sorunlarını biliyoruz” -
Karadeniz’i İç Anadolu’ya bağlayan en önemli geçitlerden biri olan Ünye Niksar yolunun durumu herkesin malumu. Bu yol Ünye ve hinterlandı için o kadar stratejik bir öneme haiz ki, turizmden, ulaştırmaya bir çok potansiyel imkana sahip. Uluslararası standartlara getirilebilse Ünye, Karadeniz’in iç kesimlerinden ve devamındaki İç Anadolu kentlerinden gelebilecek yerli turisti ağırlamaya, yedirmeye içirmeye, alışveriş ettirmeye yetişemez. Aynı şekilde sahil kesiminden de Tekkiraz Akkuş istikametine doğa turizmi anlamında yönelim olabilir. Bir lojistik üs olarak, imkanları genişletilmiş bir Ünye Limanı’na inecek yükün ana dağıtım merkezi olma şansı da var. Bu yolun getireceği imkanlar Ünye için hayati önemde.
- “Nitelikli eğitim, nitelikli insan demektir” -
Bir diğer çok önemli gördüğüm konu eğitimci olmam da hasebiyle üniversite. Bu konuda klasik çok öğrenci sıcak para getirir, vs söyleminden farklı bir fikir beyan edeceğim. Ünye’yi rekabete açık, zengin, demokrat bir kent yapmak için nitelikli bir üniversite ve üniversite-iş-sosyal yaşam birlikteliğine inanıyorum. Çok fazla öğrenciyi değil, az da olsa donanımlı ve başarılı öğrencileri çekebilecek standartlarda bir üniversite hayal ediyorum. Haklı olarak bizi okuyanlar, bu adam bunları yapacağını mı iddia ediyor diye akıllarından geçirip bıyık altından da gülmüş olabilirler. Baştan söyleyeyim hayır. Peki niye anlattım bunca şeyi? Dünyayı okuyabildiğimizi, nereye gitmek zorunda olduğumuzu ve bunu nasıl yapılması gerektiğini bildiğimizi söylemek için. Eğer sorunları doğru okuyamazsak -ki bu bilgi, eğitim, donanım ister; işleri el yordamıyla görmeye çalışırız, enerjimizi motivasyonumuzu boşa harcarız ve bir arpa boyu yol alamayız. Biz en başta üyelerimizin ve dolayısıyla şehrimizin çıkarlarını savunmak bunları uygun platformlarda beyan etmek ve elimizden geldiğince çözmeye çalışmak durumundayız. Bunlar bugünden yarına olabilecek şeyler değil ama bir yerden başlamalı ve enerjimizi o konularda yoğunlaştırmalıyız. Ha bizi dinlerler dinlemezler, biz tarihin ve üyelerimizin önünde görevimizi yapalım da, karıncanın hac yolculuğu gibi, en azından bu yolda çabaladık deriz.
* Anladığımız kadarıyla vaatlerden çok idealler ortaya koyma ve bunu gerçekleştirme çabası içindesiniz.
Çok doğru bir tespit. Bakın, ülkemizde Ticaret ve Sanayi Odalarına üye olmak yasal bir zorunluluk, fakat Ticaret ve Sanayi Odalarının görev, yetki ve sorumluluklarını düzenleyen yasal mevzuata baktığımızda, odaların, yetkilerini ve inisiyatif kullanabilme yeterliliklerinin ve yaptırım güçlerinin sembolik düzeyde kaldığı görülecektir. Bu durum aidat alıp bir şey yapamayan kurum görüntüsünü ortaya çıkarmaktadır. Böyle olunca görev ve hizmet anlayışının çerçevesini az önce konuştuğumuz konuları içine alacak mahiyetti genişletmek zorundayız. Şehrimizi bölgemizi, dolayısıyla başta üyelerimiz olmak üzere tüm hemşehrilerimizin refahını artıracak bir projeksiyon yapmak zorundayız. Sadece biz değil bu göreve talip olan herkes bunu yapmak zorunda.
- Sorunların çözümü için, sorunları iyi analiz etmek gerekir -
Bana göre bizim farkımız; hem bu konulara kafa yoran ekibimizin ve danışmanlarımızın varlığı, hem de geçmiş yıllardaki deneyimlerimizdir. Bu demek değil ki üyelerimizin ticari yaşamlarına direk katkı yapacak konularda gayret göstermeyelim, her daim farklı projelerimizi üst organlarımıza aktararak üyelerimize yardımcı olmak gayretinde olacağız. Ben her zaman bireysel mücadeleden çok, örgütlü mücadelenin sonuç verdiğine inanan biri olmuşumdur, o yüzden özellikle birlik organlarımızla birlikte hareket edeceğimiz projelerde başarılı olabileceğimizi düşünüyorum.
Bugünlerde pek popüler bir söylem var; liyakat. İşi layığına vermek. İşler layık olana değil ahbap çavuş ilişkisinde olunanlara verilirse sonuç malum. Şaka değil 1500’e yakın üyemiz var bunların aileleri, yanlarında çalışanlar, onların aileleri diye bakarsanız yaklaşık 8 bin kişilik bir kitlenin direk ve dolaylı temsilini yapıyor odamız. Bu kadar insanın sorumluluğu, beklentisi küçümsenecek ve ehil olmayan ellere bırakılacak bir konu olamaz. Dediğim gibi biz dünyayı ve değişimleri okumaya ona göre pozisyon almaya çalışıyoruz. Hem üyelerimizi hem de şehrimizi buna hazırlayacak birikimimizle tek amacımız hizmet etmek.
Günün Diğer Haberleri