ÇOCUKLARDA KAYGI BOZUKLUKLARI!

Uzman Klinik Psikolog Ayşegül İşçi, A52 TV’de her sabah yayınlanan Çay Saati programına konuk oldu

Genel - 02-03-2022 22:32

Uzman Klinik Psikolog Ayşegül İşçi, A52 TV’de her sabah yayınlanan Çay Saati programına konuk oldu. Çocuklarda kaygı bozuklukları hakkında bilgi veren Uzman Klinik Psikolog Ayşegül İşçi aileleri bilgilendirdi. Psikolog Ayşegül İşçi programda şu bilgileri verdi; “Ünye İzlem Psikoloji Merkezinin kurucusuyum.  Merkezimizde yetişkin, ergen, çocuk terapistliği yapmaktayım. Uyguladığım terapi yöntemi bilişsel davranış terapisi. Kaygı bozuklukları Kaygı bozuklukları yetişkinlere özgü bir sorun değil. Genellikle çocuklarda panik bozukluk, sosyal bozukluk olarak görülüyor. Aileler bu durumu kabul görmüyor ama çocuklarda bu şekil kaygı bozuklukları görülmekte. Kaygı korkudan farklı olan bir şeydir. Öncelikle kaygıyı tanımlamamız gerekiyor. Kaygı ortada gerçek bir tehlike olmadığı halde kişinin panik haline girmesidir. Bir yangın alarmınızın olduğunu düşünün bunu ne zaman çalarsınız? Yangın olduğu zaman ama yetişkinlerde ve çocuklarda bu yangın alarmı sürekli çalıyor ve yanlış uyarılar götürebiliyor. Kaygı bozukluğu olan kişiler her şeyi kontrol etme içerisinde oluyorlar. Bu her konuda olabiliyor, anne babadan ayrılma, okulda başarılı performans gösterememe, çocuğun kendi beden duyumlarına karşı bir kaygı içerisinde olabilir. Çocuklarda Ayrılık Kaygısı Biz klinik pratiklerimizde en çok ayrılık kaygısı bozukluğu görüyoruz ve çözülmesi de en kolay olan terapi kaygı bozukluğu da diye biliriz. Çocuklar daha sonra sosyal kaygı bozukluğunu görüyor, ergenliğe doğru da panik bozukluklarıyla karşılaşıyoruz.  Ayrılık kaygısı bozukluğu okul öncesi dönemde önemli bir noktada çocuğun gelişimsel olarak yaşıtlarıyla uygun olmayan anne,  babadan ayrılacağına dair ilişki içerisinde ciddi anlamda kaygılandığı karakterize olan bir bozukluktur. Bizden ilkokul başlamış ya da anaokulu çağına gelmiş çocukların anneden ayrıldıktan sonra ağlaması veya anne, babası bir iki dakika geciktiğinde de acaba başlarına bir şey mi geldi? Beni unuttular mı? Gibi düşünceler kaygı bozuklukları seviyesine biraz daha yaklaşıldığının belirtisidir. Psikoeğitim Anne, baba ve çocuğa piskoeğitim veriyoruz. Çocuğu bilgilendiriyoruz ve daha sonra bu sıkıntının yaşıtlarıyla uygun olmadığının farkındalığını kazandırmak istiyoruz. Yetişkinler kendileri geliyorlar ama çocuklar anne, babaları tarafından getiriliyorlar ve neden geldiklerini bilmiyorlar. Bizim burada çocuğa ilk yapmamız gereken farkındalık ve motivasyon aşılamak. Bu süreçte motivasyonlu bir şekilde değişime gelen çocuklar olabiliyor, o zaman es geçe biliyoruz. Psikoeğitim verildikten sonra çocuklarla düşünceleri geliştirmekle alakalı bir çalışma yapıyoruz. Küçük çocuklarla çalışırken biz bu düşüncelere düşman düşünceler diyoruz, düşman düşünceler yerine sağlıklı düşünceler yapılandırmaya çalışıyoruz. Üstüne düşme, maruz bırakma durumunda uygulamayı tamamlıyoruz. Bunu nasıl yapıyoruz? Anne, baba, çocuk birlikte geliyorlar, mesela ayrılık kaygısından örnek vermek gerekirse çocuk neden korkuyor? Yalnız kalmaktan mı korkuyor? Okula gitmekten mi korkuyor? Anne, çocuk birlikte basamak basamak en üst seviyeye kadar taşıyoruz. Çocuğu yormadan ilk seviyeden başlıyoruz ve en üst seviye okula gitme korkusu varsa o zaman o durumun üstüne gitmeye çalışıyoruz. Terapilerde anne, baba, çocuk ve bizim bir iş birliği içerisinde olmamız gerekiyor, çünkü anne çocuğu getirirken benim çocuğumun kaygısı var, bunun düzelmesi gerekiyor diyor. Biz önce gözlemliyoruz. Bir hedefimiz oluyor, annenin bir hedefi oluyor ama asıl çocuğun bir hedefi olması gerekiyor.  Çocuk mesela ayrılık kaygısı ile çalışmak istemiyor, çünkü bizler gibi değiller, değişime açık değiller. Terapi süresinde çocukla bazı şeylerin artısını eksisini konuşmak gerekiyor. Çocuklarda oyun terapisi yapıyoruz Danışanlarla ilk seanstan sonra çocuklarla nasıl hazırlanması gerektiğini konuşuyoruz.  Senin bir duyguların var onlarla alakalı bir görüş alabiliriz, biz seninle denedik olmadı birde uzman gözüyle bir görüş alalım gibi çocuğa açıklanabilir. Terapilerimizde ailelere de neler yapmaları gerektiğini, nasıl ilerlemeleri gerektiğini öğretiyoruz çünkü biz çözüm odaklı yaklaşıyoruz. Okula gitmeyen bir çocuğa okula gitmesini söylüyoruz, okumak istemeyen çocuğa okumasını söylüyoruz ama oradaki nedeni anlamak gerekiyor. Dikkat Eksikliği Dikkat eksikliğiyle karşılaştığımızda kaygı varsa ilk önce kaygıyla çalışıyoruz. Ailenin de çoğunun neden kaygılandığını öğrenmesi gerekiyor. Çalışırken kaygı bizim için önemli değil, çocuğun bununla nasıl baş ettiği ve kaygının şiddeti önemli. Kaygı hayatımızda olması gereken bir nokta ama şiddet ve ailenizi baş etme yanlışsa çocuk farklı durumlara yönelebiliyor. Okula gitmeyebiliyorlar, annenin dediklerini yapmama söz konusu oluyor ve bu durum kronikleşebiliyor.  Çocuklar bize dikkat eksikliğiyle geliyorlar. Bu konuda egzersiz yapıyoruz,  çocuğu zorluyoruz, boşluk kalan o sinapsların artışını sağlıyoruz. Çocukta aile tarafından kitaplarla, etkinliklerle ya da konuşmalarla sinapslar azaltılıyor ve biz psikologlar tarafından egzersizlerle artırmaya çalışıyoruz.  Çözüm odaklı yaklaşma günümüz şartlarına daha uygun oluyor.”
Günün Diğer Haberleri